Yakıt [16 Ocak 2004 Cuma]



(Her insanın "yakıtı" başkadır!)

Bütün insanlar, dedi yaşadığı romanda, binalara benziyor...
Küçük veya büyük her evin, her apartmanın kurulu sistemleri var. Bu sistemle ısınıp hayat barındırıyorlar içlerinde...
Bak, dokunuyorsun şu peteğe, sıcacık... Bu sıcak, çünkü vanası açık; sıcak, çünkü sisteme bağlı; sıcak, çünkü kazan dairesinin fırını yanmakta; sıcak, çünkü deposunda yakıt var...
Sistemin nasıl çalıştığı umurumuzda olmuyor pek. Sırtımızı kalorifere yasladığımızda bunu düşünmüyoruz; ısınıyorsak problem yok yani... Yani çocuk eğer bağırırsa ağzını dolduracak veya altını boşaltacaksın; bağırmıyorsa sıkıntısı yok gibi!.. Yani, petek sıcaksa boş ver gerisini!..
Gel de bunu kazancıya sor, acaba öyle mi?..



Her sistem farklı çalışıyor, biliyor musun?..
Şimdi, bu apartmanın hangi tür yakıtla ısındığını sorsam, bomboş bakacaksın bana; kömürle mi, mazotla mı, doğalgaz ile mi bilemeyeceksin...
Halbuki bu, o kadar önemli ki!..
Süt ineğine sucuk kızartmak, bekçi köpeğine saman ıslatmak gibi...
Yemiyor!.. Gaz ile çalışması için üretilmiş bir kazanın üzerine bile yığsan taş kömürünü; şaşakalıyor!..
Sistemin nasıl ve neden tıkandığını anlatabiliyor muyum?..
Halbuki harcanan para da, zaman da, emek de biribirine çok yakın... Artılar ve eksiler ise değişken.
Umursanmayan ne biliyor musun? Karşıdakinin özelliği: "Bu sistemin kazanı acaba ne ile çalışır, ki evim sıcacık olsun?.."
Kömürle çalışan sisteme, doğalgazın ana borusunu bile bağlasan ne fark eder? İneğine vermediğin samanların üstündeki köpeğin açlıktan can çekişiyor!..



Şalter; avuçlanacak kadar bir koldur. Ama bir el onu kaldırdığı zaman şehir aydınlanır, indirdiği zamansa kararır!..
Kafaların içinde de "şalterler" var işte. Ama, kale kapıları gibi kapandığı için kafatası kemikleri, girilemiyor içine... Beklemekten başka çare yok.
Sabır, ısrarla ve aynı noktaya damlamaktır. Çeşme taşları bile, işte böyle eriyor!..



Bazı insanlar yönetme hırsıyla beslenirler. Bazı insanlar, güvenebilecekleri bir gelecek kazanma saplantısıyla ayakta durduklarını sanırlar... Bazı insanlar cazibe merkezi olmanın hayaliyle yürürler... Bazı insanlar gizli ipleri ele geçirdikçe istedikleri insan olduklarını düşünürler...
Bir de, aşk ile yanan gönüller vardır; sadece aşk arayan...
Aşk ile ısınan, aşk ile aydınlanan, aşk ile yürüyen, aşk ile gençleşen, ve aşk ileee, aşk ile....



Gözü bile donup hırs ile perdelenmiş insanları, kuru ağaçlar gibi tutup silkelemeli aslında.
Buzu dökülen, yazı görüyor!.
Hırs başka şey, aşk başka; biliyor musun?..
Fener ışıkları gibi, dünya ufuklarında dolaşırken gözlerin; içindekini unutma;
Fenerci olmadan fener nasıl olurdu?..



Stop
Muammer Erkul
16 Ocak 2004 Cuma


 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile