Saksıda kurban kee-sil-meeez!.. [29 Ocak 2004 Perşembe]



Ben daha önceki bayramlarda da yazmıştım, bunu. Sözümü tutmuş(!) adam ve saksıda kurban kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!..
Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 suları bir ses:
"Bbbeee eee ee!.."
Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz... Erkenden kesse, o hiç olmaz...
"Bbee eee ee!.."
E tabii korkuyor hayvan... Hayvan korkuyor da, adam daha da çok korkuyor, biri şikayet edecek de polis zoruyla alacaklar kurbanlığını elinden, diye...



Hatırına birden gelen ahbabını arıyor; bu işlerle ilgilenmediğini biliyor ama, yakında ciddi bir kaza geçirdiği için, onun kullandığı "ağrı kesici-sakinleştirici" ilaçların bu hayvancağıza da iyi gelip gelmeyeceğini soracak!..
-Mümkün, diyor adam. Ben kaza sonrasını bırak, yaptığım kazayı bile hatırlamıyorum. Biliyorsun o gece meyhaneden geliyordum, içmiştim... Sen de hayvana, benim gibi,,, demeye kalmadan bi kavga, "küt" diye vuruyor telefonu suratına!..



Sonra ne oluyorsa oluyor... Susuyor mu hayvan, veya salona kaçıp da televizyonu akvaryuma, çiçek saksılarını koltuk takımlarına, fotoğraf albümlerini mutfak dolabındaki reçel kavanozlarına katıyor mu, bilmem... Yahut kat sakinlerinin, asansör kabinine korkudan yapılmış küçük ve siyah, top top "şey"leri bulup, apartman yöneticisine "bunlar da ne" diyerek şikayet etmelerinden sonra, bayram sabahı apartman kapıcısı daire daire dolaşıp dedektiflik yapıyor mu, bilmem... Ya da gecenin üçünden sonra "beee, beee" sesleriyle yataklarından zıplayıp bir daha uyuyamayanlardan, bayram namazını kılarken uyuyanlar oluyor mu, bilmem...
Bu kadar tantanadan sonra bu hayvancağız, bu banyoda kurban ediliyor mu ben bilmem, en azından bilmezden gelirim!..



Ben bunları bilmem de, ne bilirim biliyor musunuz?
Bu işin bir kolayının olduğunu bilirim... İki üç kilo et uğruna bir zavallı kurbanlık hayvanı, kendimi ve bütün komşuları kalp krizi geçirtecek kadar korkutmamak gerektiğini bilirim..
Epey şey biliyormuşum, değil mi?..
Bir de; İhlas Vakfı'nın telefon numarasını biliyorum...
0212. 513 99 00
Her sene, her şeyle onlar uğraşıyor, biliyor musunuz; ben rahatım ve paşa paşa el öpmeye gidiyorum. O kadar vaktim kalıyor ki, çağırsanız size bile gelirim!..



Bu işin dini boyutuyla ilgili sorular beni aşar... Ben, ancak bildiklerimi ve yaptıklarımı anlatabilirim size. Fakat bir de çok önemli bir satır ilave edeyim; yurt içinden ve Türk dünyasından gelen çok sayıdaki öğrenci, yıllardan beri, Edirne'den Erzincan'a kadar yayılmış tam 27 yurtta sizin ve bizim kurbanlıklarımızın etini yiyerek ilim tahsil ediyor ve insanlığa faydalı kişiler olmak üzere hayata atılıyorlar...
Bu numarayı saklayın, lazım olacak: 0212. 513 99 00
Biliyorum ki, bu sene olmazsa başka bir sene mutlaka (size de) lazım olacak...



Stop
Muammer Erkul
29 Ocak 2004 Perşembe

 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile