Kaç fidan?.. [04 Mart 2004 Perşembe]



(Birer fidan dikse âşık olanlar)
.....
Yıllardır kaç defa yazdım bunu; ama kim ciddiye aldı, bilmiyorum.
Bizim işimiz tohum ekmek...
Yazarın işi; saban izine tane koyan çiftçi gibi, satır satır harf dizmek, sayfaların üstüne!.. Her tohum bir gün biter, diyerek.
.....
Şimdi seçim zamanı ya; belki tam zamanıdır. Tekrar bahsetmekte fayda vardır; fidan ve ağaçlardan...



Her zaman söylerim:
Belediyeye işim düştüğünde;
“Tamam, senin işini yapalım. Ama bu işin bir bedeli var; beş fidan” diye duysam isterim...
.....
Bir şey almak için gitsem oraya ve bana “Gerekli Belgeler” yazan bir kâğıt verseler... Okusam sıralanmış olan listeyi:
“Nüfus sureti, İkametgah belgesi, Öğrenim durumunu gösterir belge, ve şu kadar sayıda fidan dikmiş olduğumun belgesi...”
İçim sevinçten hoplayarak, ama böyle olduğunu da belli etmemeye çalışarak sorsam, sanki hiç bilmiyormuş gibi:
“Bu da ne kardeşim böyle?..”
Onlar da deseler ki bana sakin sakin:
“Bizim belediyemizde her işin bir fidan bedeli vardır... Ve hatta dikilmiş olan her fidanın da bir bebek gibi kaydı vardır, bak; işte burada dikilme tarihleri, yaşları, geçirdikleri hastalıkları, aşı ve ilaçlanmaları, bakım yapıldığı tarihler hepsi yazılıdır. Kuruyan olsa, aynen insan ölmüş gibi kayıttan düşeriz... Buna bir insan sebep olduysa; ona on fidan diktirir ve bakımını üstlendiririz...
Yani sen de, bebeğin doğsa ve kayıt için bize gelsen yeni bir fidan diktiğinin de belgesini getireceksin... Ninen vefat etse de kaydını düşmemiz için gelsen; yine bir hatıra fidanı dikmiş olacaksın...
Ve evlenirken en az iki fidan dikeceksin...
Bu topraklar nasıl yeşillenecek başka türlü?..”



İsterim ki; bir gün kahvehanelerde konuşmaya başlasa adamlar, sorsalar biri birlerine:
“Arif Ağaa, sen biliyordun ya; bu dükkanın izin belgesi için kaç fidan istiyorlardı?..”
“On fidan!..”
.....
“Kızım, belediyeyi arayıp sor bakalım; şu fabrika için yüz fidan mı dikmemiz gerekiyordu?..”
“Peki efendim..”



Söyleyin bakalım, nasılsınız;
Ülkemin sevgili toprakları?..
Gerçekten seviniyor musunuz, insanlar okusun diye bunları yazdığım için?..
Ben de seviniyorum...
İnşallah yemyeşil olacaksınız bir gün, eski günlerinizdeki gibi...



Bizim işimiz tohum etmek; satır satır...
Bizim işimiz tohum etmek; zihinlere:
Fidan diksin diye insanlar, belediye sınırları içine; o belediyeye her işi düştüğünde... Şu işi yapmak istediklerinde şu kadar fidan, bu belgeyi almak istediklerinde bu kadar fidan dikse...
Ve... Ve bir tek fidan dikse, âşık olanlar...
Birer fidan dikse; memleketine âşık olanlar...
Toprağına âşık olanlar!..

.....

Mesai arkadaşımız Sefa Koyuncu’nun şiirleri, Mehmet Ali Demirbaş’ın editörlüğünde basıldı...
IRAK’TA KANLI ŞAFAK-Sefa Koyuncu
Tel-Faks: (0212)6540233
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.



Stop
Muammer Erkul
04 Mart 2004 Perşembe

 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile