Kalem, yazmaz! [12 Mart 2004 Cuma]



İstanbul'dan İzmir'e tel gider...
..de; tel bilmez;
Geçen nedir kendinden?..



Ve kâğıt bilmez okumayı!..
Bazen, mektubu alan dahi bilmez...
"Okumayı" bilen okur; kâğıttaki yazıyı!..



Plakası olduğundan değildir gitmesi vasıtaların;
Giden arabaların "nereden geldiğini" gösterir bu plakalar, ve yani bu aracın "hangi şehre kayıtlı" olduğunu...



Tel değildir konuşan...
Ve zaten bilemez de teller; hangi şehirden hangi şehre "kor" akar üzerlerinden...



Radyonun içinde adam aramakla, ay karşısında ısınmaya çalışmak aynıdır;
Suyun, kurnadan olduğunu sanmak ile!..



Aklı olan;
Kullanır...
.....
Akıl, trenin; "bileti"dir!..
.....
Akla binmek; hiç kimseyi taşımamış huysuz ata binmektir...



Fakat, ulaşılmamış menzil yoktur demirden yolda...
Bunun için kaybolmaz hiçbir vagon raylarda!..



Ay ısıtmaz, ışıtır!..
Yay'sa bir sadak oku fırlatırsa da ona; avlayıp düşüremez!
.....
Ay, aydınlığa götürmez seni;
Sen yürürsen önünü aydınlatır, kendi ışık aldıkça!..



Muradımdır, söylemek; anlamak isteyene, ağlamak isteyene:
.....
Ne tel bilir, ne kâğıt, üzerindeki yükü;
Buhar olmamak için, ziyan olmamak için!
Kor ve kül ve duman olup yelle savrulmamak için!..



İstanbul'dan dört bir yana, her bucağa tel gider...
Tel bilmez, ama sen bilirsin; ne gelir telden!
Anlayan anlar; dil bu kadar döner...
Bu gelir elden!..



Stop
Muammer Erkul
12 Mart 2004 Cuma

 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile