Güne özel... [01 Ocak 2004 Perşembe]



Buna benzer özel günlerde biraz daha özel yazılar yazmaya çalışıyorum... Ama; “ne”, diye soruyorum kendime... Özel günlerin özel yazısı ne olmalı?..
Hakikaten, özel günlerde ne okumak isterdiniz, veya ben özel bir günümde bana ne yazılmış olmasını isterdim?..
Bilemediğimi çok kolay sorabilirim ben, yakınımda olsaydınız size de sorardım;
Özel bir günde ne okumak isterdiniz?.. 



Diğerlerinden farklı olana “özel” diyoruz, ve aynen bu kelime gibi tırnak içine alıp daha bir özelleştiriyoruz onu hayatımızda...
İnsanlar için özel günler çok. Bayramlar, yeni senenin başlaması, şampiyonluklar bu günlere örnek... Ayrıca bu özel gün veya zamanlardaki farklılık bizde bir mıknatıslanma doğuruyorsa; biz ona yaklaşıyorsak, veya o bize yakınlaşıyorsa, bu özel; “özelimiz” haline geliyor... 



İnsanın, özel bir günde, ne okumak isteyeceğinden daha çok “neler duymak istemeyeceği” belli aslında...
Bunun için soruyorum ya; insan, özel günlerinde ne duymak, ne okumak, ne bilmek ister?..
Size...
Yeni bir senenin bu ilk günü...
“Sevgiden” bahsetsem, ne dersiniz?..
Lekesiz, pürüzsüz, gölgesiz ve sonu olmayan bir sevgiden bahsetsem...
Bana olduğu gibi, size de lazım olan zaten bu değil mi?.. 



İyi düşünün şimdi; zor bir sınavı aştığınız gün... Diplomanızı aldığınız gün... Evlenme teklifinizin kabul edildiği gün bir tek yazı okuyacak olsanız, bunun ne olmasını isterdiniz?..
Elinize tutuşturulan zarftan çıkan mektupta ne yazmasını isterdiniz?..
Doğum yaptığınız gün, veya baba olduğunuz gün, veya doğum günü pastanızı keserken, veya ölüm döşeğinizde yatarken;
Banka ödemelerinden, faturalardan, icra haberlerinden bahsedilmesini ister miydiniz?.. Elinizde titreyen bir sıcaklığı hangi borsanın kağıtları karşılar veya kulağınıza tekrarlananlar hangi döviz haberinden önemsizdir!.. 



Bu soruya cevap gelmeli; ağzınızdan kulağıma, veya kendi içinizden yine kendi içinize!..
Şu soruya cevap gelmeli;
Bir insanın özel günleri hangileridir; ve bir insan, özel günlerinde neleri duymak, neleri okumak ister?..
.....
Bunun cevabı çok açık, ve çok net ve herkes biliyor, farkında mısınız?..
Ama, yolu mezarda biteceklerin diline “sevgi” kelimesi yakışmıyor...
Veya şöyle diyeyim:
Sevgi kelimesi; yolu mezarlıkta bitenlerin diline yakışmıyor!..
(Yolun mezarda bitmeyeceğini bilen; sevgiyi daha iyi anlıyor, sevgiyi daha iyi biliyor...) 



(Dilerim ki; ikibindört isimli sene, sevgiyle gelsin!..
Sağlıkla ve barışla...)



Stop
Muammer Erkul
01 Ocak 2004 Perşembe




Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile