Taytay durabilir misiniz [07 Ocak 2005 Cuma]



Her deneyen her atışta vursaydı bir turnayı;
Göç mevsimi gözü sağlam kuş kalmazdı uçacak!
.....
Hepimiz, nasıl da bayılırız değil mi; turnaları gözünden vurmaya?
Hatta, aaah şöyle tek sıra halinde, yan yana diziliverse bütün turnalar... Ve hatta hepsi yanak yanağa dayasalar kafalarını... Bi’atsak...
Tek atışta bütün turnaları vursak gözünden!..



Kapının eşiğine oturup, dilim dışarıda tam beş saat uğraşmışımdır; tekir bir kedi yavrusu gibi kucağıma yatırdığım ayakkabımın bütün deliklerine o ipi geçirebilmek için...
Bu yazıyı okuyanların da en azından yarısı, benim gibi, pabucuna ilk düğümü nasıl attığını... Ve bu müjdeli haberi mahalleye nasıl duyurduğunu hatırlıyordur...
Deneyin ve görün; ellerindeki mama dolu kaşıklara tam ağız açtıkları zaman, küçük çocukları, isimleriyle çağırdığınızda ne oluyor dersiniz? Nerelerine sokmaya çalışıyorlar kaşıkları, ve aynı zamanda ağızları da açık vaziyette size bakarlarken!..



Hiç bıkıp usanmadan, o kadar uzun süre uğraşmıştı ki o küçük oğlan çocuğu; kendi pantolonunun fermuarını kendi kapatmak için... Sonunda, aileden biri, onun kafasına şöyle bir dokunuverdi... Çocuk zaten bir “C” harfi şeklindeydi; sanırım geriye yuvarlandığının farkına bile varmadan işine sırt üstü devam etti...
Ama sonunda başardı!..
Ayağa kalktı. Sadece sessizce gülümsedi!..
Olay işte budur, sayın büyükler!..



Halbuki büyümüşlük; başarmaya gayret etmektir sizce de, öyle değil mi?..
Peki, madem öyledir diyoruz, hadi cevap verelim şu soruya: Yirmibeş, otuzbeş, kırkbeş her kaç ise, şu anki yaşımızda öğrenmek durumunda kalsaydık taytay durmayı, adım atmayı... Acaba ne kadar zamanda başarırdık?
Kaçımız beşyüz kere taytay durmayı denerdi?
İkiyüzelli defa ilk adımı.. Bir tanecik.. Sadece bir tek adımı atabilmek için verilen mücadeleye acaba kaçımız sabrederdi?
İyi düşünün bunu, çünkü dürüstçe cevap vermeli herkes kendi kendine...
.....
Hem madem büyümek başarmaya gayret etmekte saklıysa, acaba hangimiz daha büyüğüz; ufaklar mııı, yoksa iriler mi?..



Ya da, farkımız ne?
Farkımız şu: Şimdi, başarmaya değil de, diğer insanların ne düşüneceğine odaklanıyor çoğumuz! Öyle değil mi?..
Ben şu işi yaparım ama, insanlar ne der!.. Ben bunu denemek istiyorum, ama ya başaramazsam!.. Benzeri vıdı vıdılar kafamızın içinde aslında çoğumuzun... Sen hadi yap, hadi başar, becer, kazan, muvaffak ol hadi; herkesten sana ne!..
Konuşan kişi zaten konuşacaktı, sen yapsan da yapmasan da. Yatan da zaten yatacak...
Ama başarmak isteyip çalışanlar, kazanacak. Ve denemekten korkmayanlar!..
Denemek, denemek, bıkmamak gerekiyor belki bin kere; turnayı gözünden vurmak için...
Zaten, her deneyen her atışta vursaydı bir turnayı;
Göç mevsimi gözü sağlam kuş kalmazdı uçacak!..



Stop
Muammer Erkul
07 Ocak 2005 Cuma


 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile