Temel, Dursun, Muammer [11 Mart 2005 Cuma]



(Bilmeyen birkaç kişi kalmıştır, onlar da bugün köşemizi okur, diye anlatıyorum aşağıdaki fıkrayı...)

.....

Temel, Dursun, Muammer veya Fadime, Jale, Hülya her kimse...
İşte o arkadaş, yolda yürürken, bir bakıyor ki; taa ileride, yerde bir muz kabuğu... Kaşları çatılıyor, huzursuzluk içinde ve acınacak bir ses tonuyla diyor ki yanında yürüyene:
-Ula uşağum, haçan gene düşecağum!..
.....
Komik mi?..



Temel, Dursun, Muammer veya Fadime, Jale, Hülya her kimse, dediğini yapıyor; gidip yerdeki muz kabuğunun üzerine basıyor, haliyle ayağı kayıyor ve sırtüstü yere!..
Ahlayıp vahlayarak kalkıyor yerden, tozunu silkip üstünü başını düzeltiyor ve yola devam ediyorlar.
Arka sokağa geldiklerinde, gene aynı arkadaş bir bakıyor ki; taa ileride bir muz kabuğu!.. Düşmanını görmüş gibi korku ve endişeyle sarsılıyor. Diyor ki yanındakine:
-Ula uşağum, haçan ben gene düşecağum!..
.....
Dosdoğru gidip, gene üzerine basıyor muz kabuğunun... Ve gene boylu boyunca devriliyor!..
İnleye inleye kalkarken silkeleniyor ve yürüyorlar gidecekleri yere doğru...



Temel, Dursun, Muammer veya Fadime, Jale, Hülya her ne ise adı işte o... Başka bir sokağa geldiklerinde... Bir bakıyor ki; taaa ileride, yerde, yolunun üzerinde bir muz kabuğu...
İçinde sızım sızım “eyvah”lar peyda oluyor... Gözleri bulutlanıyor... Yarı üzgün, yarı kızgın, ama çaresiz bir sesle, adeta soluyor yanındakine doğru:
-Ula uşağum, haçan ben gene düşecağum, diyor!..
.....
Tedirgin halde yürüyor... Yoluna düşmüş muz kabuğuna korka korka yaklaşıyor... Üzerine basıyor...
Ama,,, düşmüyor!..
Şaşkınlıkla arkadaşına bakıyor. Sonra her ikisi birden; üzerinden geçtikleri, ve artık arkalarında kalmış olan muz kabuğuna bakarlarken, bizimki;
-Haçan tam ortasına basmaduğu zaman düşmüyor insan, diyor!..
.....
Ve yeni yollara, o yollardaki muz kabuklarına doğru adım atıyorlar!..



Yollar; hayat yolundur...
Temel, Dursun, Muammer veya Fadime, Jale, Hülya ise sensin...
Yerdeki muz kabukları; önüne çıkacak problem ve sıkıntılardır...
Bu muz kabuklarına basmak; yaşadığın acılardan ders alıp-almamak konusundaki tercihindir...
.....
Yani bu yazıda; ilk okuyuşta anlaşılanın gerisinde/haricinde başka ve farklı bir anlam yüklü değildir...
Fakat...
Temel, Dursun, Muammer veya Fadime, Jale, Hülya’lar, yaşadıklarından ders alıyorlar mı?.. Aynı problemler tekrar tekrar karşılarına çıktığında, küçük birer manevra ile etraflarından dolaşabiliyor veya üzerlerinden atlayabiliyorlar mı?
Onu da en iyi herkesin kendi bilir!..



Stop
Muammer Erkul
11 Mart 2005 Cuma


 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile