İnci dizisi [18 Mart 2005 Cuma]



Bir maske soğukluğu hissedersin bazılarının suratında...
Sana baktığını görürsün kimilerinin; ama seni gördüğünü hissetmezsin...
Her harfi yerli yerinde söyler bazıları; her heceyi aslî vurgusunda, ve her cümleyi dosdoğru... Fakat dedikleri yüreğine inemez, kalbine tırmanamaz!..



Seninle ilgilenir gibi yapar bazıları...
Seninle konuşur gibi yapar, ya da seninle bakışır gibi yapar bazıları...
İyi ama, bir kobay faresi bile anlar; “kimin” kendisiyle gönülden ilgilenip, kimin ilgilenmediğini...
Öyle değil mi?



Bana bakacaksan gönlünle bak!..
Bana dokunacaksan yüreğinle dokun!
Benimle ilgileneceksen, kalbinle ilgilen!..
.....
Kameralar “bedenin” resmini kaydeder, ruhun değil!..
Ve bir insan, ekranda gözüktüğünce değil; karşısındaki kişinin hissettiğince insandır!..



Çoğunuz bilmez belki, ama İnci Ertuğrul nereye gitse, hangi programı yapsa deriiin bir “hoş geldin”i hak eder...
Gözünüze baksa, gerçekten baktığını görürsünüz size; elinizi sıksa hakikatten sıktığını hissedersiniz...
Gülümsemesi canından gelen bir gülümseyiştir...
Ağır makyajlar istemeyen güzelliği de işte bu yönünden gelir zaten; önce anne oluşundan, önce hanım oluşundan, önce insan oluşundan...
.....
Bu yazıyı yazarken TGRT’deki yeni programını henüz seyretmemiştim. Ama onun gerçekten SİZİN SESİNİZ olacağına, bu işe gönlünü koyacağına inanıyorum...
Hayırlı olsun.



Söz “inci”den açılmışken; Marmara Denizi’nin Gemlik Körfezi’nin kıyısına dizilmiş bir sıra inciden daha bahsedeyim size, hem de bir sitemle birlikte:
Televizyonlar, gazeteler, bunca tanıtım-satış elemanı; İHLAS ARMUTLU TATİL KÖYÜ’nü duyuramıyormuş bile!..
Bunca yıldır anlatılanları dinledim, çekilen resimlerini-alınan filmlerini izledim; ama geçtiğimiz hafta sonu Armutlu’yu gördüğüm zaman fark ettim ki; hiçbir şey anlatılamamış, ya da şöyle diyeyim; ben hiçbir şey anlayamamışım...
Vakit geçirmeden bir tanıtım ofisine uğrayın bence... Programlardan birine katılıp; ücretsiz düzenlenen turlardan birine dahil olun. Armutlu Tatil Köyü’nü görün; temizliği ve hizmet kalitesini görün. Sağlıklı kaplıca sularına şöyle bir girin, sahilde bir gezinin, dairelerin genişliğini ve rahatlığını bir görün... Almayacaksanız (veya alamayacaksanız) gene almayın, ama gidip kendi gözlerinizle gördükten sonra almayın!..



Bir çok şehir, hatta ülke; sadece bir dağ fotoğrafı-manzarası ile dünyaya duyuruyor kendini... Benim ilk fark ettiğim özelliklerden biri de işte bu oldu:
Mavi gök ve mavi denizin arasında, kıble ufkundaki Uludağ...
Ak saçlı veya kar dolaklı başında beyaz bulutlar dolanıp duran Uludağ, acaba başka nereden bu kadar güzel görülebilir?



Stop
Muammer Erkul
18 Mart 2005 Cuma


 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile