Dikenli pamuk [15 Ekim 2006 Pazar]



Bu ülkede çok Fenerbahçe’li var. Fenerbançe’lilerin çoğu, en büyük rakipleri Galatasaray’ın, dünyanın en büyük kupalarından birini havaya kaldırışında heyecanlandı, onları ayakta alkışladı, hatta bazıları sevinç gözyaşı döktü...
Bu hal, sarı ve lacivert renklere gönül vermiş taraftarların; sarı ve kırmızı renklere boyanmaları anlamına gelmiyordu!..
Bir üst kata, bir üst kata, bir üst kata çıkıldığında manzara hep değişiyor!



Bu ülkede Süper Lig takımları var; kendilerine mahsus renklere sarınıp biri birleriyle kıyasıya mücadele ediyorlar... Bu ülkede İkinci Lig takımları, B Grubu takımları, Üçüncü Lig takımları var... Yani ne çok renk, ne çok ter, ne çok yorgunluk...
Bunların arasından “sadece kazanan” mı bizim takımımızdır veya kaybedenler mi bizden değildir?
Ne evet, ne hayır yakışır bu sorulara.
Çünkü, neticede, bir tek kupa var!..



Hiç tekme yememiş futbolcu gören oldu mu aranızda, veya hiç tekme atmamış?.. Veya, yediği dirsekleri, darbeleri, kötü sözleri hatırlayan oyuncu gören oldu mu aranızda; şampiyonluk kupasını kaldırdığı zaman?..
Yarışa girmek; terlemek demektir...
Ve yarışmak; terletmek!



Yarışın bir namusu vardır tabii ki, namussuza da “buyur geç beni” denmez!.. Her pistin, her sahanın, her meydanın şartları ve rakipleri başkadır... Yalnız şudur hatırlanılması ve hatırlatılması gereken: “Kazanmak için dürüst olmamak gerekir, sanılmamalı!..”



Gül de dikenli olabilir, pamuk ta... Şimdi yapılması gereken; kuru saplardan toplanmış pamuğun içinde kalan çalıların çıkmasıdır;
..ki bazı yaralara sarılabilsin!
Herkes için iyi olan budur...
Orhan Pamuk;
..bir Türkiye insanıdır... Orhan Pamuk Türkçe kelimelerle yazar. Orhan Pamuk adı Türkiye adıyla birlikte kullanılır...
Pek çoğumuz için durum budur ve sadece bu kadardır!



Ancak bu kadar yazabildim pamuk gibi, yumuşak yumuşak... Bir de bu ülkenin gerçekleri var, onlara da bakmak lazım. Malum ki Fransa’da yaşamıyoruz. Ve bunca reklâmdan sonra çoğumuz; “eyvah ben neden alıp okumamışım” telaşına kapılacak!
Orhan Pamuk kitaplarına hangi dilci/edebiyatçı kaç üzerinden kaç verir bilemem. Bu birinci nokta... Bir diğer noktaya ise şöyle bir örnek vereyim:
.....
Adamcağızın biri, çocuğunun gizli gizli okuduğu kitabı rasgele açmış ve birkaç satırını okumuş, ki o ne!.. Gözlerine inanamamış... Sen, bu evde hiç konuşulmamış ahlak dışı kelimelerle yazılmış bu romanı nasıl okursun, diye kitabı kafasında parçalamış... Bu sırada çocuğun utancından kitaba geçirmiş olduğu kap kağıdı yırtılmış... Ve adam bakmış ki, bu kitap; her yerde reklamı yapıldığı için satın alıp eve kendisinin getirdiği ve çocuğunun önüne koyduğu kitapmış!..



Cevap:
Bazı noktalara gelmek, herkesin harcı değildir. Birilerine milyonlarca dolar dünyalık kazandıran kelimelerin aynısı, bazıları için birer yağlı ilmektir!..
Herkes “kendini” seçer...
Sonraki seçimler, işte bu seçimlerin devamıdır!



Stop
Muammer Erkul
15 Ekim 2006 Pazar



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile