Kitaplar-dergiler [20 Ekim 2006 Cuma]



Ne zamandır soracaktım, Ekim ayı bitiyor soramadım:
“Gördünüz mü bu ay Türkiye Çocuk Dergisi’nde, nerelerde dolaşmış Seyyahıfakîr Muammer Çelebi?..
İzah edeyim: Orası, Munzur Dağı’nın Erzincan ile Tunceli’yi ayıran tepeleriydi. Büyük resimdeki küçük kuzunun güzelliğini gördünüz mü? Üzeyim mi sizi? Yazın doğan kuzuları büyütmezlermiş! Ama ne kadar tatlı şeydi... Sıcakta bütün koyunlar yere serilmiş yatarken onlar annelerinin arasında hoplayıp duruyorlardı...
Türkiye Çocuk için; “o sadece bir çocuk dergisidir” diyenlere hep şaştım ben. Belki de onun için postum hep serili durdu derginin bir köşesinde!..



Ahmet Sırrı Arvas yakın arkadaşımdır, bilirsiniz. Fakat arkadaşım olduğu halde kitaplarını okuyamadığım yazar çoktur... Bundan şu sonuç çıkmaktadır ki, yeni yayınlanan “SENİN BEKLEYENİN VAR MI?” isimli kitabı okumamın sebebi, yazarının arkadaşım olması değildir!.. Bazı kitaba bakılır, bazı kitap okunur. “Herkesin Bir Hikâyesi Var” serisinden çıkan diğer hikâyeler gibi, bu kitap ta içilir, su gibi!
Hem Akış Yayınları’ndan çıkan “Senin Bekleyenin Var mı?” kitabını, hem de İsmail Fatih Ceylan öncülüğünde kurulup hızla faaliyete geçen Akış Yayınları’nı tebrik ediyoruz. Hayırlı olsun...



Arkadaş ise bir arkadaş daha: Hüseyin Aydemir...
Ve Nesil Yayınları tarafından yeni basılan “BİŞR-İ HAFİ” isimli kitabı. Hayranı olduğum o “Yalınayaklı Sultan”ın hayatı... En karanlık gecede, çamurlar arasında, Allah-ü Teala’nın ismi yazılı bir kâğıt bulan, o yazıyı temizleyip yükseğe kaldıran... Rabbine verdiği sözü tutunca bütün hayatı değişen mübareği şehrin hayvanları bile tanıyor, biliyor ve ona saygıda kusur etmiyorlardı...



Mehmet Paksu’yu tanıdığımda, bu yazıyı okuyanlardan bir kısmı henüz doğmamıştı bile. Yani sözüm kalbî ve dostanedir: Nesil’de yayınlanmış olan “İNSANI UÇURUMA GÖTÜREN SÖZLER” isimli kitabı, en açık ifade ile; çok geç kalmış bir eserdir!.. Kitap “Yukarıda Allah var”, “Allah baba”, “Kader utansın”, “Nuh der, peygamber demez”, “Ne günah işledim ki, tövbe edeyim”, “İmalat hatası”, “Tabiat yarattı”, “Doğanın mucizesi” ve benzerleri olan... İnsanı, imanını kaybetme tehlikesiyle baş başa bırakan çeşitli sözlerin izahını ve neden kullanılmamaları gerektiğini anlatıyor. Her yayınevinde benzerlerinin basılması gereken bu konu, hangi batı klasiğinden daha önemsiz ki?..
Nesil’den bir kitap ta Ebubekir Gallego imzası ve Dr. Mehmet Saraç tercümesiyle çıktı. “Batı’nın aydınlanan yüzleri, NEDEN MÜSLÜMAN OLDULAR.”



Eskiden, “saçı uzun”ları bu dalda horlarlardı... Şimdi bir sürü aklı kısalar horul horul horlarken, üç-beş tane saçı uzun, pek çok kimsenin cesaret bile edemediği bir edebiyat-kültür dergisini çıkarıverdi... MAVİ BAYKUŞ... Dört ayda bir çıkar, diye yazıyor dergide. Yani neredeyse dört dörtlük... İlk sayıyı ne kadar beğenmiş olmam önemli değil, hele ikinci ve üçüncü sayıyı da çıkarsınlar, ayakta alkışlayacağım bu kızları, ayakta...
Dergi demişken, en hoşuma giden dergilerden birinden de bahsedeyim size: Evrensel çorbalar... Farklı tatlar... Ayrıntılı tarifler... Alternatif lezzetler... Bol bol, büyük büyük fotoğraflar ve kuşe kağıda şahane bir baskı... Dergi demişken, bayıldığım bir dergiden bahsedeyim dedim ya size. İsmi onun ismi “YEMEK ZEVKİ”, insanın yiyesi geliyor okurken, bakarken. Hele şu oruçlu günlerde... :)
Yemek Zevki’ni nerelerde bulacağınızı biliyorsunuz zaten... Şimdiden afiyet olsun!



Stop
Muammer Erkul
20 Ekim 2006 Cuma



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile