Hangi bebekler uzar [23 Kasım 2006 Perşembe]



Henüz emeklemekte olan iki bebeği ayırsalar biri birinden...
Adı “A” olanı özel bir odaya koysalar.
Fakat öyle bir oda olsa ki bu; her şey o minik bebeğin boyunda, onun için özel tasarlanmış, ona uygun yapılmış...



A bebek biraz büyüse, oturmaya filan başlasa...
Elini uzatınca istediği oyuncağına dokunabilse... Ayağa kalkınca alçak tavandaki renkli süslerle oynayabilse... Süt şişesi kendi beli hizasındaki masanın üzerinde olsa... Yıkanmış veya soyulmuş meyveler hemen kenardaki sehpada dursa... Raflar kendi gözü hizasında olsa da eşyalarını kolayca alsa...
..nasıl olurdu?..



Ve diğer bebek...
İsmi “B” olan zavallı!
Yeryüzüne düşmüş bir göktaşı gibi, büyüklerin dünyasında buluverse kendini...
Her şey ona uzak ve hemen hemen her eşya ona tuzak!.. Yani hep mücadele, acı, çok gözyaşı ve bazen de kan!



Büyükler, çocukların gözüyle; çocuklar ise büyüklerin gözüyle göremiyorlar!
Arada bir fark var, o da şu: Büyükleri, çocuklarının gözüyle bakmayı akıl edemiyorlar... Çocuklar ise; büyüklerin baktığı yerden bakmak istedikleri halde, bunu beceremiyorlar...



Büyük insanlar, kendi işlerindedirler. Ağır meşgaleler içindeyken, çoğu zaman; bir çocuğun hangi açıdan baktığını, boyunun hangi yüksekliğe erebildiğini, neyin onun bedenine uygun olup olmadığını düşünecek zaman bulamıyorlar.
Peki çocuklar?..
Ah zavallı çocuklar!



Hangi çocuk zavallı sizce?..
Uzanan mı, yoksa ayağa kalkmaya bile ihtiyaç duymayan mı; zorlanan mı, hiç zorlanmamış olan mı; bazen acı çeken mi, yoksa acının tadını hiç bilmeyen mi?..
Hangisi zavallı?



Kas ve kemik ve boy ve ufuk ve hayal ve bilmem daha ne kadar şey olarak bakarsanız bakın; B bebek, A bebekten fazla gelişecek...
Yani ikinci çocuk, birinci çocuktan büyük olacak!
.....
Bana inanmayabilirsiniz. Ama yine bunu denemeyin;
A bebeklere yazık etmeyin!..

.......

NOT:
TRT Diyarbakır Radyosu’na misafir olacağız...
Bugün, yani Perşembe günü, TRT Diyarbakır Radyosu’nda yayınlanacak olan “Gündönümü” isimli programın “Yaşadıkça” köşesine katılacağız. Saat 14.15 sularındaki canlı yayına, geçenlerde yayınlanan “Görünmeyene Bakmak” isimli yazımızdan başlayacağız. Açın radyonuzu, açın kulağınızı, ama daha önemlisi; söylenmeyenleri de duyabilmek için, açın kalbinizi!..



Stop
Muammer Erkul
23 Kasım 2006 Perşembe



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile