Yeni kitaplar [03 Aralık 2006 Pazar]



Yunus Emre 8. yüzyılda yeni bir edebiyat dili olan Batı Türkçesi yazı dilinin Anadolu’da doğuşunda en mühim rolü oynayan büyük sanatkâr. Eşsiz bir kudret ve hünerle yazılmış şiirlerinde Türkçe en güzel şeklini almış... YUNUS EMRE DİVANI isimli eseri Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş hazırlamış...
Nasreddin Hoca, başkalarının onlarca sayfada anlatamadığını tek cümlede ifade eden veli, ârif, hikmet sahibi bir insandı. Gayesi sadece insanları güldürmek değil, gördüğü yanlışlıkları tedavi etmekti... Medresede yetişmiş bir molla, bir vaiz olmasına rağmen halkın arasına karıştı. Halktan biriymiş gibi, doğru bilgileri, nükteli sözlerle insanlara anlattı. Ve ibretli fıkraları zamanımıza kadar geldi... M. Halistin Kukul’un kaleme aldığı ŞİİRLERLE NASREDDİN HOCA FIKRALARI isimli eseri Mustafa Kocabaş çizmiş...
BASMACILAR; 1917-1934 tarihleri arasındaki Türkistan millî mücadele tarihini genel hatlarıyla ele alan bir eser. Dr. Baymirza Hayit, Türkistan’ın son derece dramatik yakın tarihini; Türkistanlıların bağımsızlık gayretini ve Sovyet rejimine karşı mücadelesini anlatıyor. Bu üç kitabı BKY (Babıali Kültür Yayıncılığı) basmış.



Kırkbeş yaşın altındakiler elini kaldırsın!..
İşte bu kadar el dünyada değilken Gürbüz Azak Bâbıâli’deydi... Çoğumuzun yaşından çok meslek tecrübesi var yani; hatıra, ibret...
BÂBIÂLİ’DEN GEÇEN ADAM gazete ve gazeteci hatıralarıyla dolu. Böyle kitaplar (elbette meraklısına) çok hoş gelir, dalar içine bir solukta okur. Yok, bir soluk yetmez; çünkü çoğu bölümünü mutlaka başkalarına da okur, anlatır...
Diğer Gürbüz Azak kitabı ise şu:
20’nci Yüzyıl Türkiye’sinin HÜZÜN VE DEHŞET TARİHİ... Her iki kitap da Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları’ndan çıktı...



Mısır’da meydana gelen ve yıllarca devam eden iklim değişikliği büyük Mısır uygarlığını nasıl etkiledi? 4200 yıl sonra, yeniden ısınmaya başlayan dünyada ne gibi değişiklikler olabilir?.. İlknur ve Köksal Pabuçcu’nun kaleminden NİL’DE ÖLÜM Küresel Isınma isimli kitap Nesil’den...


 
HOKKABAZ
Çok film eleştiriliyor. Çünkü büyük yanlışlar yapılıyor. Bunları kasten ve milletin gözüne baka baka yapanlar oluyor ve hâlâ da buna devam ediliyor... E kötü yapınca kötüleyelim de, iyi yapınca da “iyi”leyelim insanları, değil mi?
İzleyeli çok oldu aslında da, bahsetmeye ancak sıra geldi. Hokkabaz tertemiz bir film... Eğlence var içinde, macera var, heyecan var... İyi kötü bir aile kavramı var, ucundan kenarından milli manevi duygular var... Hepsinden biraz var, ama var... Üstelik 5 sene sonra, 10 sene sonra da izleyenler yine sinema keyfi alacaklar ve çoluk çocuk hep birlikte seyrederken rahatsız olmayacaklar... Çünkü sövülmüyor filmde, çünkü devlet yıpratılmaya çalışılmıyor, çünkü ağzı salyalı kekeleyen malum salak tipler “hocalar işte böyle” diye çıkartılmıyor çocukların karşısına, bariz doğrular doğru olarak açık eğriler de eğri olarak verilmeye çalışılıyor. Hatta sihir ile illüzyon arasındaki fark bile belirtiliyor...
Keşke bu film için Cem Yılmaz ve ekibine “aferin” diyenler çoğalsa da, Hokkabaz filmi örnek olsa ardından gelenlere, ve asıl hokkabazlara!..



Stop
Muammer Erkul
03 Aralık 2006 Pazar



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile