Sahanda yumurta [07 Aralık 2006 Perşembe]



Yazanlar bilir; insan çoğu zaman ayakta yazar yazısını...
Çoğu zaman yürürken yazar... Çoğu zaman uykusundan yazı uyandırır onu...



Yazanlar bilir; insan çoğu zaman birilerini dinlerken yazar yazısı, kitap okurken, ya da konuşurken... Konuşurken, lafının ortasında “gümp” diye atlayıverir kocaman bir yazı, tam da zihninin pazaryerine... Bakınır etrafına... Sonra bir ıslık çalar ve iki üç arkadaşı daha çıkagelir yanına... Ya güreşmeye başlarlar, ya dövüşmeye başlarlar, ya sevişmeye... Kimi pazılarını gösterir sana, kimi elbisesinin süslerini, kimi cebinde gizlediklerini, kimi kitaplarını...
Devam etsene niye sustun, der sana, seni dinleyenlerden biri...
Takıldım, ne anlatıyordum ben, dersin onlara...
Öyle bir şey söylerler ki; sanki bir mamut binicisi gibi gelir sana, anlattığını söyledikleri konu. Yani o kadar eski ve küflü...



Gelin size başka bir şey anlatayım, dersin...
E diğeri yarım kaldı...
Yahu adam, bi dur da, anla ne diyorum, hatırlamıyorum desem yeridir, uçtu gitti işte söz kuşumun kanatları... Kanatları uçtu da kendi kaldı yani! Tamam, iki göz var fıldır da fıldır dönen. Bir de kuyruk var... Ama ortada durmakta işte öylece, bir avuç löp... Dürtükle bakayım uçacak mı?.. Olmadı mı? Bak, değil uçmak kaçamıyor bile... Kolay mı toy kuşunu kaldırmak!..



Yazmayı kolay sanır bazıları...
Alır adam sahne kenarında duran sazını, şöyle bir okşar... Sol elinin iki parmağı havaya kalkarken iki parmağını öyle bir perdeye basar ve sağ elindeki mızrabı öyle bir teline değdirir ki bağlamasının, ööfff mü öff; göbeğine dürtülmüş bir ceylan gibi fingirder meret!..
Yazmayı kolay sanır bazısı...
Kolay sanır da; acaba yan sokaktan geçerken elinden tutulup içeri alınmış bir kayıp gemi midir, öylesine mi demirlemiştir yani o saz şu sahne kenarına?..
Öncesi nedir ve sonrası ne olacaktır bu işin?
Şu hemen çıkıveren “tınnn, gırınmırınnn, gırınn” gibi sesler, acaba kaç kere çıkartılmıştır buraya gelmeden?..
Şu kızgın tereyağı içine kırılınca cozz diye yayılıveren yumurta, o mükemmel elips şekliyle yer yüzüne peyda olurken, acaba bir tavuğun kaç feryadı kaplamıştır semayı!..



Ne diyorduk?..
Yazan bilir ki, diyorduk; yazmak otururken olmaz çoğu zaman...
Balık derinlerde tutulur da, insanlar onu oltanın ucunda çırpınırken ve kovaya atılırken görür!
Bir de kızarmış halde, tabakta yatarken!



Şimdi, şu anda, burada... Sabahın epey, baya, hakikatten körüdür...
Fakîr ise yarı karanlığın içinde sanki bir öcü gibi oturmakta ve derinlerde avladığı balıkları teker teker kovaya atmaktadır...
Hişş, kardeeş!
Sahilin koca kafalı tekirleri bile uyanmamışken, ne bu iş, seni yataktan mı kovdular?..



Sahanda yumurta lezzetli midir?..
İster bir sızma zeytinyağı olsun, ister tereyağı... Onu, şu boyda bir tava içinde iyice kızdırıp... Önce tezgâhın kenarına vurduğun yumurtayı akıttığın zaman o yağın içine... Ve taze bir lokma ekmeği bandırırken o muhteşem lezzete... Havaya yayılan koku kaç kişinin başını döndürmez?..



Diğer boyut ise şudur:
Gel de o yumurtanın tadını, tavuğa sor bir de!



Stop
Muammer Erkul
07 Aralık 2006 Perşembe



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile