Kim için yazmak[14 Aralık 2006 Perşembe]



Her zaman iki yolun var; ya birini veya diğerini seçeceksin...
.....
Vardığımız yer, her neresiyse...
Buraya bizi getiren...
Yol çatallarında yaptığımız tercihlerdir, öyle değil mi?



En önemli olan yol ayrımı belki de şudur: Birine sormalı mısın, yoksa sormamalı mı?..
İki yol var, dedik ya hep... Aslında her zaman iki yol vardı ve daima iki yol olacak... Az önce de bir yol ayrımındaydın:
Sorduğun kim olsun; ben mi, yoksa bir başkası mı?..



Sormayabilirdin... Sorduğun kişi ben olmayabilirdim... Veya ben soruna cevap vermeyebilirdim, ya da cevabı yüzeysel verebilirdim...
Fakat sen ve ben, tercih ettiğimiz yollardan geçerek işte burada buluştuk!



Şimdi... Mademki sordun, cevap vermek lazım:
Ben bir noktaya işaret ettim. O zaman da iki yolun vardı.
Ya; “iyi ki söyledin de, bir hatamı daha gördüm” yolunu seçecek... Veya; “sen kendine baksana” yolunu tercih edecektin!..
Benim için kolay, yolun bu yana geleni. Tamam, bakarım kendime... Hatta... iyi de; nereme bakayım? Yani, kusurlarımdan hangisini göreyim ki, düzeltmeye ondan başlayayım?..
Bu tutum, beni küçültmez...
Düzelttiğim her hata, çıktığım bir basamak gibidir!



Ben ve ben bildiklerim;
‘Ben’deki topallıkları, körlükleri, dengesizlikleri onarmakla vazifeliyiz...
Bendeki ‘ben’in kusurlarını...
Ve sendeki ‘ben’in kusurlarını...



Bak, işte bir şeyler yazdım sana...
Sana mı yazdım, evet mi diyorsun buna?
Aldanmaya bak!
İlk okuyacağın yazıydı bu, köşemizde çıkacak...
Acaba sen mi köşemizde çıkacak olan yazıyı okudun şimdi, yoksa sana yazdığım satırları mı okuyacak köşemizi okuyacak olanlar?
Peki, ne fark eder?..



Temiz bir yemek konmuşsa önüne, şifa niyetiyle hazırlanmışsa, helal edilmişse, göz de kalmamışsa üzerinde ne fark eder yiyen için; bu yemeğin, kimin ağız tadına göre hazırlanmış olduğu?..



Duyurmasan bile bana sesini, şükretmene bak sen...
Elhamdülillah, de doydu isen...
Birçok ben bulursun ararsan, hepsi de söyler sorarsan; çünkü diyecek çok kimse var, hem de sokaklardaki insan sayısınca...
Ben de şükrediyorum: Çok şükür. İyi ki sen varsın, ki bu çorba kaynadı!
Yani bu yazı yazıldı!

.......

KİTAP

Roman mı, hikayeler mi, hatıralar mı? Yok, hepsi birden... Çocuk kitabı tadında, rahat okunan, ilgi çekici kitaplar üretmeye devam ediyor Akış Yayınları. “BEN BÜYÜYÜNCE DOKTOR OLMIYCAM” da bunlardan biri. Dr. Taner Akman yazmış... Üniversite sınavlarına hazırlanmaktan başlamış ve çok sayıda hikaye veya hatıralarını yazmış ama ortaya bir roman çıkmış... Böyle hoşluklar iyi oluyor, rahat okunuyor...
Yine Akış Yayınları ve Ayşegül Toker’in yazdığı “BEZ BEBEK” romanı... Cıvıl cıvıl bir grup genç kıza güya şaka yapmak isteyen bir maganda grubu, kaza yapmalarına sebep olur. Sağ kalan roman kahramanı yaşadığını fark eder, ama ancak kucaklandığı zaman yeri değişebilen; sanki içine pamuk doldurulmuş bir “bez bebek” halinde!..



Stop
Muammer Erkul
14 Aralık 2006 Perşembe



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile