Armut [28 Aralık 2006 Perşembe]



Armut sanır ki; bahçıvan, âşık oldu kendisine!..
Çünkü bulunduğu ağacın altına geldiğini görmüştür, haftanın belli günlerinde...
Gün doğmadan yola çıkarak, sabahın erken saatlerinde gözlerini kaldırmış olduğunu fark etmiştir, üzerinde kendisinin de bulunduğu dallara doğru...
İçi kıpır kıpır olarak;
Acaba, demiştir armut... Bahçıvan, acaba bana mı baktı?..



Armut sanır ki; birkaç dal, kırk elli yaprak ve yarım yamalak görünen üç beş hemcinsinden ibarettir bu dünya... Öyle ya; bahçıvan bile hiç aksatmadan, her haftanın üç günü gelmektedir ya ayağına!..
Bu işte bir iş olduğunu bilir armut...
Ama bilmez; iş nedir!



Armut sanır ki; gözü çipil çipil bir minik taneciktir hâlâ, çiçek yaprakları altında...
Hani arıların, kelebeklerin gelip üzerinde dolaştığı, ufacık böceklerin gıdısına dokunup karnını gıdıkladığı...
Kuşlar geliyor, kelebekler, böcekler geliyor, arılar geliyor hep bana... Herkes gibi bahçıvan da geliyor işte, diye düşünür bazen de armut...
Acaba, der sonra... Acaba ben mi çok özelim, şu dünyanın ortasında?..



Armut sanır ki; sadece kelebekler ve arılar ziyaret eder armutları...
Çünkü ayıların uğradığı armutlar, anlatamaz artık kimseye, başlarına geleni!..



Armut sanır ki; hiç büyümüyor!..
Hâlbuki büyümüştür armut. Kocaman olmuştur...
Bakışlar üzerinde toplanmaktadır artık...
Yan gözle bakanlar, onu çalmanın yollarını aramaktadır; birkaç ısırık almak için!



Armut sanır ki; duyulmaz düşündükleri.
Duyulur hâlbuki, duyulur: İlk defa ne zaman fark etti beni? Ne yaptım da çektim ilgisini? Kalbine nasıl girdim? Neyim farklıydı diğerlerinden? İlgisini çekmek için yapmamıştım hiçbir şeyi çünkü... Öyle doluydu ki etrafı, fark edilmek aklımın ucuna bile gelmemişti hiç... Uzak kalmak istemediğimi biliyordum sadece, hepsi bu...



Armut sanır ki; bu dalda kalıcıdır!
Hâlbuki ne çok arkadaşları gelip geçmiştir bu dallardan; bu sene, geçen sene ve önceki senelerde... Hatta bu yapraklar ve dallar ve ağaç ve hatta şu bahçe bile geçicidir...
Bahçıvan bile geçicidir...



Acaba bana mı baktı, der armut...
Ona bakmıştır gerçekten de bahçıvan. Yani, ona da bakmıştır...
Bir anda hepsine bakabilir aslında bahçıvan. Bütün armutları görebilir tek tek ama, sanki hiç birini görmeden!..
Hatta bütün meyveler, bahçıvanın kendilerine bakmadığını sansa bile; ve gerçekten de öyle olsa bile; ve bahçıvan hiç bir armudu tanımasa bile... Ama birinin bile içinde kurt olsa, onu fark eder!
Dokunmasa bile her birine tek tek; kaçının olduğunu-olgunlaştığını-tatlandığını bilir bahçıvan; ve yanıldığı da az olur...



Bahçıvan ne arılara benzer ne ayılara!..
Bahçıvanın karnı da toktur, gözü de...
Bahçıvan, bekler; armutlarının ballanmasını;
..ki onları tertemiz bir halde götürüp sunmak için, sultan sofrasına!



Stop
Muammer Erkul
28 Aralık 2006 Perşembe



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile