Bir bilene soralım [25 Mart 2007 Pazar]



(Çocukların neden, büyüklerinden daha akıllı olduklarını biliyorsunuz, değil mi?)

Aklın işi; kendi için iyi ve güzel olanı bulmaktır...
Peki nedir bunun en kolay yolu?.. Bilen birine sormaktır. Ama “bilen” birine!



Çocuklar çoğu büyükten akıllıdır, dedik ya. Ben gerçekten inanıyorum buna; çünkü akıllı kimselerin yaptığını “çocuklar” yapıyor. Bilmiyorsa bir şeyi, bulup adamını, soruyor:
-Amca, tuvalet nerede?..
Siz hiç “Nasılsa bir duvarda yazar... Tabelası vardır... Buluncaya kadar gezerim” diyerek; morarıncaya ve ter içinde kalıncaya kadar, titreye titreye kendini sıkan bir çocuk gördünüz mü? Hayır, göremezsiniz! Bunu yapsa yapsa büyük adamlar yapar, yani “burnu” büyük adamlar!
Çocuklar için iş kolaydır, basittir...



Büyüklerin çoğu, her nedense soramaz!..
Tuhaftır, ama yabancı bir şehirde bile “hisleriyle” bulmaya çalışırlar aradıkları adresi: Bazen ellerinde valizler, peşlerinde hanım ve çocukları, hepsi de yorgunluktan perişan halde...
-Şşşht, sakın kimseye sormayın ha, geldik işte, şuradadır o sokak!..



Galiba kibir var bunun altında.
Çünkü sormak; “ben bilmiyorum”, demek!..



Deştikçe neler çıkıyor, bakar mısınız?.. Gerçekten kibrinden mi sormuyor, soramayanlar acaba? Olabilir mi böyle bir şey?
-Ben biliyorum...
-Buyur o zaman, bildiğini yap!
Kimi tutup çevirmişler ki; yanlış yoldasın, diyerek? Ateşe koşan koyunlar bile önlenemiyor; “emin oldukları için” bildiklerinden!..



Çocuklar çok akıllı oluyorlar çoook... Neyi bilmiyorlarsa soruyorlar çünkü... Hangi konuda tereddüt ediyorlarsa; buluyorlar bilen birini, doğruyu öğreniyorlar... Doğru olan bu değil de, ne?
Bir çocuğun elini tutun ve iki sokak boyunca yürüyün. Belki iki yüz tane soru sorar size... Keşke bilmediğiniz bir soru bulsa ve keşke siz de ona “bilmiyorum” diyebilseniz. O zaman hemen harekete geçer ve ikiniz adına birden; “bir bilen” bulup sorar...
Büyümüş insanların çocuklar kadar soru sorduğunu ve yine onlar kadar heyecanla bilmediklerine cevaplar aradığını düşünebiliyor musunuz? Ne kadar güzel olurdu...



Büyükler, bazen aklın alamayacağı tıkanıklıklar içinde kalıyorlar: Bilmediklerini “biliyormuş gibi” yapıyorlar... Söyleyin şimdi kendinize: Böyle yapanlar mı büyük; yoksa bilmediğini bilen birine soranlar mı?..

.....

Not: Bu yazıyı; her çocuğun bildiği duaların çoğunu, “pek çok büyüğün yanlış bildiğini” fark etmenin şaşkınlığı içinde yazdım? Anladım ki; yazın gönderildiği camide, bir kamyon haşarı çocukla birlikte “hadi geç bari” hesabıyla öylesine öğrendiği dua ve sureleri, bir daha hiç ama hiç kimseye tekrarlamamış çoğu insan. “Beni bir kere dinleyip yanlışım varsa düzeltir misin” diyememiş hiçbir zaman! Üç sene sonra bir harfini şaşırmış, beş sene sonra iki kelimesini yanlış okumaya başlamış... Şimdi mi?.. Kim bilir?.. Hiç kimse sormuyor ki, hiç kimse okumuyor ki bir başkasının duyacağı sesle!.. Bu nasıl kibir?



Stop
Muammer Erkul
25 Mart 2007 Pazar



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile