Avrasya maratonu [14 Ocak 2007 Pazar]



Avrasya Maratonunun her sene bir birincisi oluyor... Bir ikincisi, bir de üçüncüsü...
Sen kaçıncısın?



Avrasya Maratonu için; “ben de, ben de katılmak istiyorum, ben de” diyerek binlerce insan toplanıyor her yıl...
Her birine birer numara veriyorlar bu insanların...
Hepsi yakından ve uzaktan takip ediliyor kameralarla ve üstelik kayda alınıyor herkesin her adımı...



Yarış başlıyor. Zor mu bu uzun yarış? Zor!.. Kolay mı? Evet kolay!..
Zor bu yarış; çünkü her zaman önünde birileri var. En sonunda da kendin varsın zaten geçebileceğin! Kolay bu yarış; çünkü kurşun sıkmıyorlar ardından, kamçı şaklatmıyorlar sırtında!
Buyur, koş koşabildiğin kadar; istersen yürü, dilersen dinlen biraz, sonra tekrar devam et... Fakat; vazgeçme!..



Avrasya; Avrupa ile Asya demek.
Avrasya Maratonu ise; bu kıtada başlayıp öbür kıtada bitiyor...
Ama önce aşılması gereken bir yol, sonra iki kıtayı birbirine bağlayan köprü var.
Sağ salim karşıya geçeniyse ödül bekliyor...



Avrasya Maratonu her yıl koşuluyor. Şimdiye kadar on binlerce insan geçti köprüyü...
Ve ben... Bunca yıldır şurada oturup, çoğu kimseyle birlikte izler, dinler, okurum maraton haberlerini de...
..şimdiye kadar hiç kimse, getirip bir Avrasya Maratonu madalyasını boynuma takmaz!..
.....
Neden?



Şimdi bu soruyu; ponpon saçlarına kurdele takılı veya perçeminin altından delikanlı delikanlı bakmaya çalışan, anaokulunun minnacık öğrencilerine sorsanız, hep bir ağızdan derlerdi ki:
“Öööğ retme niim... Çüünkü siiiz, yarışa katııılmadınııız!..”
.....
Aaa!.. Hayret ki; işte şu cevabı bulamıyor çoğu zaman, kocaman kocaman büyükler, bilemiyor, göremiyor, idrak edemiyor!
Öyle değil mi?



İster koş, ister yürü bu yolda; ama, yarış!
İstersen dinlen zaman zaman; fakat dönüp gitme!
Düşersen, kaldıran olur merak etme, koluna giren olur, susayınca su uzatır birileri, terin silinir...
.....
Karınca, bir yerlerde ölüp gidecekti elbet günün birinde...
Şimdi şu soruyu, anasınıfı minikleri yerine sana sorayım: Neden “Kâbe yolunda öldü”, denir karınca için?..



Ve neden çoğumuz oturduğumuz yerde madalya bekleriz?
Her yıl on binlerce kişi “ben de, ben de” diyerek yarışa katılır, koşa yürüye, güle oynaya, el ele kol kola maratona katılır, yolu aşar, köprüyü geçer ve karşı kıtada buluşur maratonu bitiren diğerleriyle...
Yolların kenarları ise doludur, koşu yolundakileri izleyenlerle!
Hızlı veya yavaş gidenlerle, genç veya yaşlı olanlarla, yarışanların tipiyle, kılığı kıyafetiyle eğlenir, dalga geçer bazen;
Yarışacak yüreği olmayanlar!
.....
Fakat madalya karşı kıtada verilir!

.......

NOT:
Eski hatıralarımız ve mesleki açıdan üzerimizde emeği bulunan, Cağaloğlu’nun Cenk Ofset Kazım (Şahin) Abi’si Cuma gecesi vefat etti ve aynı gün defnedildi. Allah rahmet eylesin, sevenlerinin başı sağolsun.



Stop
Muammer Erkul
14 Ocak 2007 Pazar



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile