Bilyeliyle kaymak [30 Ocak 2009 Cuma]



Konuşmak; bir bilyeli arabayla yokuş aşağı kaymaktır!
Zeminin düzlüğüne, yokuşun meyline göre hızlanır araba ve önüne engel çıktıkça bir yana kaçmaya çalışır!
Bilyeli arabalar genelde tek kişiliktir, çünkü hemen herkes dört tane bilyeli (rulman) bulmuş, bunları iki odunun iki ucuna takmış... Oturabilmek için dingillerin üstüne koyduğu tahtayı ise arkadan iki üç çiviyle sabitlemiş; ama önden tam ortadan, tek çiviyle çakarak bir nevi direksiyon haline getirmiştir. İki ön tekerleğin yakınına bağlanmış iplerden hangisini çekerse o yana dönen arabasını çoktan yokuşun tepesinden salmıştır. Bir insan, kendi arabasında özgürce kaymak varken neden başkasının arabasını tercih etsin ki!



Konuşmak; bilyeliyle yokuştan kaymaktır!
Marifet; yoldan çıkmamak, bir kenara devrilmemek ve kimseye çarpmamaktır ama asıl zor olanı; durabilmektir!..
Bazı bilgileri öğrenmek için çok zaman ve para gerekir. Ben size bedava vereceğim:
Konuşurken telefon çalsa veya konuşmayı kesecek herhangi bir durum olsa, sözünüzün devamını getirmeyin. Karşınızdaki sizi dinliyor ve anlattıklarınızı merak ediyor idiyse, soracaktır. Sorarsa anlatmaya devam edersiniz. Fakat sormuyorsa, ortalığa sessizlik çökse bile anlatmayın. Çünkü hem sizin zamanınız ve hem de karşınızdakinin zamanı ziyan oluyor!
Doğru zamanı, yani sizi dinleyeceği zamanı buluncaya kadar bekleyin!



Konuşmak; bilyelide kaymaktır. Zor olan işte budur; susabilmektir!
Konuşmak; bildiğini veya doğru zannettiğini söylemek, konuşmak yokuş aşağı kaymak, konuşmak zihnini boşaltmaktır.
Zor olan susmaktır, dinlemektir, okumaktır; yokuş yukarı “tırmanmaktır” asıl, yani doğruları öğrenmektir.

(Not: Bu yazı da son susuşumun hemen ardından yazıldı!)
 


Stop
Muammer Erkul
30 Ocak 2009 Cuma



HEADER

Guest31-01-2009 05:23#2
Arada sırada unuttuğumuz ve sık sık hatırlatılması gereken bir konuydu bu yazı, ben kendimce hissemi aldım...

Hani yabancı bir atasözünde deniyor ya; "Çocuklarınıza susmayı öğretin, konuşmayı zaten öğrenecekler" ve bir de "Ey sessizlik ne kıymeti bilinmez cevhersin sen; aptalların aptallıklarını örter, hikmet ehline de ilham olursun" diye... Gerçekten çok önemli ve bir o kadar da zor bir mesele... Yeri geldiğinde konuşup yeri geldiğinde susmayı bilen kişi erdemli yaşamanın özüne ermiş insandır herhalde...

Akın "konuşsak mı sussak mı" demiş ya; ölçüsü hadisi şerifle belirlenmiştir aslında: "Ya hayır konuş ya sus!.." En iyisi yeri eldiğinde konuşup yeri geldiğinde susmalıyız...

Aslında ben kendime yazdığım yorumlar için bile sık sık soruyorum bunu, yazmalı mıyım yazmamalı mı, diye... Yazdıktan sonra tekrar soruyorum göndermeli mi göndermemeli miyim, diye... Yani aslında sadece günlük hayatta konuşmakla ilgili değil bence bu yazı... Bu sayfalara yorum yazmak, bir şeyleri paylaşmakla da ilgili...

Yeri gelmişken söylemeliyim ki; eğer yalnız okunması, düşünülmesi, ibret alınması gereken yerde gereksiz yere yazıyorsam affola...

Sevgiler..:-)

ZîŞAN
Alıntı
Guest30-01-2009 01:56#1
Ne demiş atalarımız??? "Söz gümüşse, sükut altındır". Atalarıma kesinlikle katılıyorum. Ama konuşurken de karşındakinin sürekli susması asabını bozar insanın. Yani arada bir de konuşsun. Atalarımız şöyle de demiş;"hayvanla r koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır". Hadi buyurun bakalım!!! Şimdi sussak mı? Konuşsak mı? Bence konuşalım. Baktık ki karşımızdaki konuşmaya bile değmez; o zaman sonsuza dek susalım!!! Susma hakkımızı kullanalım.

AKIN
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile