Üç ölünün ardından [26 Kasım 2010 Cuma]



Bilal’le bayram günü konuştuğumuzda; kız kardeşinin artık tedaviye cevap vermediğini, söylemişti. Sabah tekrar konuştuk: Çırpıda tünemeye çalışan kuş gibi ürkek ve tedirgin olan sesi, bir şekilde rahatlamıştı. Hatta telaşlıydı, çünkü o gece vefat eden genç kızı bayram günü defnetmek için cenaze hazırlıkları yapıyorlardı.
“Bir yıldan uzun süredir kanserle mücadele ediyor olmasına rağmen, ağırlaşıp hastaneye yatırdığımız güne kadar Kur’an-ı kerim öğretmeye devam etmişti Vildan. Birkaç saat içinde haber alıp cenazesine koşan yüzlerce talebesinin dua ve gözyaşları eşliğinde ettikleri şehadetleri müthiş bir manzaraydı” diye anlattı sonra Bilal.



Bayramlaşma telefonlarında Zeynel’i de aradım: “Adıyaman’dayım, kayınpederim vefat etti” dedi...
Önceki gün ise Zeynep’le konuşuyoruz. Sesi bir garip. “Uykudan mı uyandın” dedim. “Hayır. Ama çok üzgünüm. Babamı kaybettik Muammer, dedi... Ve biliyor musun, ben yıllardır onunla konuşmuyordum!..”



Zeynep ve ailesini on beş yıldır tanırım. Hepsi de iyi niyetli insanlar ama mal mülk yüzünden bir problem çıkıyor ve aralarındaki kapılar kapanıyor!
Seneler sonra. Geçtiğimiz Kurban Bayramının arefe günü, akşam namazında... Muhammet Amca yıllardır devam ettiği gibi yine mahalle camisinde. Farzın üçüncü rekâtının secdesine kapanıyorlar. Cemaat kalkıyor, o hâlâ secdede. Cemaat selam veriyor o hâlâ secdede. Cemaat ayağa kalkıyor ve insanlar onun neden hâlâ secdede olduğunu anlamak için yanına gidiyorlar...
Muhammet Amca ruhunu çoktan teslim etmiş, ama hâlâ secdede!



Zeynep, şimdi tekrar tekrar izliyor (caminin görüntü kayıtlarından) babasının vefat anını. Fakat elini öpemiyor, bayramını tebrik edemiyor, helallik alamıyor kendisinden!
Ve aslında her ölüm bizlere birer ibret oluyor...



Stop
Muammer Erkul
26 Kasım 2010 Cuma



HEADER

SAVAŞÇI30-11-2010 04:18#4
"Az yaşa, çok yaşa, elbet birgün akibet gelecek başa."
Rahmetli bizi büyüten (üç yetim kız) babacığımın sözüydü. Ömrüboyunca iç çeker, ah ahh!.. der bunları söylerdi. Sık sık ağlar, bizi kırdığına, sinirine hakim olamadığına üzülürdü...
ÜVEY ANA(lık), ÜVEY BABA(lık) nedir ne değildir kimbilir yaşayandan başka... ÜVEY kelimesi sürekli içimi sızlatmış, yüreğimi incitmiştir.
Rahmetli anne ve babamı "kaybederim" korkusuyla Alamanya'dan Türkiye'ye geri döndüm. Çünkü onları o denli çok seviyordum ki, kaybetme korkusu içimi dağlıyor, gözyaşıyla ağlıyordum...
Bütün ahiret alemine göçüp giden ölmüşlerimizin ruhları şad olsun, Rabbim Rahmet kapılarını eksik etmesin... Aminn!..
Hayırlı sabahlar efendim...

SAVAŞÇI...
Alıntı
Muammer Erkul26-11-2010 23:09#3
Bilmediğimiz sırlar var her olayda elbettte...
Binlerce insan, gazetemizde ve sitemizde bu hikayeyi görünce Muhammet amcaya, Vildan'a dualar etti, bütün ölenlere rahmetler okudu...
...
Bugün Zeynep ile konuştuk...
"Çok üzülüyorsun elbette, biliyorum. Ama, baban ile aranızda geçenler; belki baban için ve belki senin için ve belli ki hepimiz için rahmettir, dedim.
Belki baban sana minnet duyuyordur, şükrediyordur bunun için...
Çünkü öyle olmasaydı böyle olmayabilirdi. Şu an binlece dualar ve Fatihalar aldı ve almakta..."
...
Tekrar başınız sağ olsun ve merhumların her birine Allahü teala rahmet eylesin.
M.
Alıntı
A. Raif Öztürk26-11-2010 16:13#2
Allah c.c. herbirine rahmetiyle muamele etsin.
Özellikle, hasta haliyle bile Kur'ân öğretmeye gayret eden kardeşimize ve secdede rahmet-i Rahmâna kavuşan abimize.
Gerçekten her ölüm olayında bizler için ibretler var.
Üç kuruşluk dünya malı uğruna babasıyla bozuşanlar, acaba şimdi bunu nasıl telâfi edecekler?..

A.Raif
Alıntı
Ünsal CENAY26-11-2010 14:57#1
Allah rahmet etsin.

Ünsal CENAY
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile