Gölgeni gördüm... [27 Kasım 2011 Pazar]


(Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrendim)

Siniyordu şehir ve sis gibi yumuşacık ama kararlı bir şekilde iniyordu akşam... Akşam iniyor, şehir siniyor ve her şey siliniyordu sanki!..
Sayısız evler vardı rengârenk, güneş altında parlayıp duran... Peki, soğuyan bir ölü gibi matlaşıyorken şehrin yüzü, renkler nereye gidiyordu?..



Ben, şimdi derin sokakların içine, çamur rengi havayı soluyarak; sanki kaybolmak için, ve sanki boğulmak için giriyordum!.. Karanlık, her an artan yorgunluğuyla; bastonuna dayanan bir ihtiyar gibi, elini enseme bastırıyordu sanki...
Yürüyordum; boynuma kadar kimsesizliğe batmış olarak...
Nefessizliğim demek belli oluyordu ki; öksüren bir fukara çocuğuna acıyarak bakarken kendi çocuğunu düşünen anne gözlerine benzeyen “pencereler” görüyordum...
Bana bakıyor ve kendi “çocuklarını” düşünüyorlardı!..
Ben, yere bakıyordum.
Ben, zaten saymayı bile böyle, yerlere bakarken öğrendim!



Ben, saymayı Arnavut kaldırımlarında öğrenmiştim; on tane fasulyem bile bulunmadığı zamanlarda!..
Silinen şehrin, silinmemeye direnen evlerinin bulunduğu sokaklarda... Hani, Arnavut kaldırımlarına, iri mektup pulları gibi sarı ışıklar yapıştıran pencerelerin önünden geçerken...
Yola dökülen bu güzel ışıklara basamazdım korkudan...
Sanırdım ki; ayağım değerse murdar olacak...
Ziyan olacak bir parça ekmek gibi... Ve gül ağacının altına bile süpürülemeyecek, ve kırıntılarını serçeler bile yiyemeyecek!..



Ben önce yolumdaki taşları saydım... Sonra, Arnavut kaldırımlarında tıkırdayan adımlarımı! Sonra, hiçbirine başımı kaldıramadığım pencerelerden dökülen sarı ışıkları saydım yerde, pul pul...
Sonra bir başka pencerenin ışığını gördüm. Ama, açılmış bir pencereydi bu ve önümü aydınlatıyordu ışığı...
Ve ışığın ortasında;
Gölgeni gördüm!..


Stop
Muammer Erkul
27 Kasım 2011 Pazar


 


HEADER

ESRA LEYLA ORUÇ20-12-2011 09:03#2
GÖLgen gönlüme DÜŞtü...

YAŞIYORdum;
Nerede, nasıl, kiminle?
Hiç anlamı olmasa bile.
Tanımadığım her insanı,
DOST gibi...
Her dostumu yeni tanır gibi,
severcesine...
Anıları değil yalnız,
İnsanları biriktirerek,
hemde...
Ansızın, habersiz,
BİRDENbire...
GÖLgen gölgeme DÜŞtü!
GÖLgen gönlüme DÜŞtü!

19.09.2008
Esra Leyla Oruç
Alıntı
hülya28-11-2011 15:11#1
".....
Ben, şimdi derin sokakların içine, çamur rengi havayı soluyarak; sanki kaybolmak için, ve sanki boğulmak için giriyordum!.. Karanlık, her an artan yorgunluğuyla; bastonuna dayanan bir ihtiyar gibi, elini enseme bastırıyordu sanki...
Yürüyordum; boynuma kadar kimsesizliğe batmış olarak...
....."

Belki de hiç kimsenin kimsesi yoktu ve hepimiz aslında bazen kaybolmak için düşeriz yollara ve kaldırım taşlarını saymak yerine basarak acıtmayı düşünürüz sanki canlıymışcasına . Oysaki nelere kaç adıma tanıklık etmiştir biz kimi zaman başı boş kimi zaman hüzünle kimi zamanda mutluluktan basıp geçerken üzerine. Yollar ve taşlar ve kaldırımlar ve gölgemiz.
Kaç kişi üzerine basıp geçtiği taşlar üstündeki gölgesini görebildi ya da fark edebildi?
Hülya
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile