Suffa -2- [11 Kasım 2012 Pazar ]


Bindiğim minibüsten Kozyatağı hizasında inip eve yöneliyorum. Hemen işe başlayıp hafta sonu kolaylamam lazım.

Yolun sol tarafından gidiyorum. Yaklaşık elli metre sonra eve varacağım. O sıra arkamdan bir araba gelmiş, tersten bana yaklaşmış. Yanımda durunca baktım ki Levent, soyadı ise Geylan!.. Suadiye'de oturuyor ve nedense bugün eve giderken yolunun tamamen dışında kalan ve hiç geçmediği bu sokağa dalmış.
"Muammer!" diye seslendi.
İkimiz de şaşkındık çünkü Levent o sıra evimi de bilmiyordu...
"Ne haber" dedi ve sonra hemen, heyecan içinde; "Bak, pistole satın aldım. Çizilecek resmin varsa bana gel, zeminini atalım" dedi.
Ben, öylece kaldım!..

Çünkü işte, Mescid-i Nebevi'nin (yani Sevgili Peygamberimizin kabri ve camisinin) kurşun kalemi çizilip boyanmayı bekleyen kartonu koltuğumun altındaydı ve bir evlad-ı Resul (yani torunlarından biri) pistole alıp ayağıma getirmişti.
Üstelik ben bir dakika hızlı yürüseydim veya o bir dakika geç gelseydi denk gelmeyecektik...
Sevinçten ne diyeceğimi bilemedim.
"İşte, dedim. Resim kolumun altında... Ama sen arabayı şuraya çek. Önce çantaları bırakayım sonra gideriz. Bak bizim ev şurası."
 


Evde bir kahve içtik mi hatırlamıyorum, ama hemen aşağı indik. Levent'in evinde, yeni pistolesi ile, en kıymetli dedesinin mescidinin resminin; kubbesinin, duvarlarının ve yer ile bulutların zemin rengini attım. Sonra eve gittim ve fırçayla detayları çalışmaya başladım.
Şahane bir eser çıktı. İşi teslim ettim.
Sonra, kartpostal boyuna küçülmüş baskılarından birini çerçeve yaptım, halen durur. Görenler de özel çekilmiş bir fotoğraf olduğunu zannederler.
 


Bu güzel hatırayı anlatmak bugüne kısmetmiş.
Ve yine bugünlerde; "Vehhabî Suud hükümetinin, Mescid-i Nebevi'yi yıkacağı" konuşuldukça içimin nasıl titrediğini tahmin edersiniz!



Gazetemiz MAKALELERİ YAZARININ SESİNDEN DİNLEME uygulaması başlattı...
Alttaki oynatıcıya tıklayarak yazımızı dinleyebilirsiniz:



 

Stop
Muammer Erkul
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
11 Kasım 2012 Pazar


 

 


HEADER

BİLGE05-08-2013 05:54#8
Resmi görmek isteriz

BİLGE
Alıntı
HÜSNA KARANFİL05-08-2013 05:53#7
O resmi görmek isteriz.

Hüsna Karanfil
Alıntı
Muammer Erkul05-08-2013 01:56#6
İhmal ettim, biliyorum. Alıp getirmiştim ama öyle duruyordu. Şimdi de yaz geldi ya biz evde değiliz.
Bu defa ilk fırsatta, en azından fotoğrafını çekerim.
M:)
Alıntı
Hicran Seçkin04-08-2013 23:05#5
Yani, "çok zahmet" olursa sen bilirsin abiciğim de, "az zahmet" olacaksa, bi ara koyuver sen yine de;) Hı?

H. Seçkin
Alıntı
Hicran Seçkin04-08-2013 23:01#4
Evet; bizler de görmek isterdik abiciğim o fotoğrafı... Sana çok zahmet olmayacaksa tabi ki...

H. Seçkin
Alıntı
Bayram04-08-2013 18:39#3
Abi, ne güzel bir hatıra imiş.
Keşke yaptığın çalışmanın fotoğrafını koysaydın, inan çok merak ettim.

BAYRAM
Alıntı
Muammer Erkul11-11-2012 21:06#2
Yorumun da yazı gibi samimi olmuş, çok teşekkür ederim.
Senin gibi yazanlar var, ama duygularını yazıya dökemeyenler de çok var. Biliyorum çünkü arıyorlar, söylüyorlar, hissettiklerini ifade etmeye çalışıyorlar.
Çok kişiyi etkiliyor böyle konular...
Evet, gerçekten çok güzel bir hatıra bu ve ancak bu kadar zaman sonra yazabildim, demek ki şimdi gelmiş zamanı.
Orijinali ise vakfa teslim etmiştim. Sonraki yıllarda amblemi değiştirmişler, bunun için o çizim internet ortamında yok.
Bahsettiğim kartpostal boyundaki çerçeve ise İstanbul'daki evde değil.
İnşallah en kısa zamanda alırım, o zaman yayınlayacağım sitede...
M:)
Alıntı
H.Seçkin11-11-2012 17:19#1
Bu ne tatlı bir hatıra. Sevgili Peygamberimizin mubarek mescidinin resmini çizen elleri, hem de bizzat torunları ile, yardımsız bırakmayan Yüce Rabbimiz, o mescide kastedenleri de elbet cezasız koymaz abiciğim. Teşekkür ederiz bu güzel hatırayı paylaştığın için. O güzel resmin de en azından fotoğrafını bizler de görebiliriz inşallah:)
Hicran Seçkin
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile