Hürriyet! [04 Ocak 2013 Cuma]


Küçük bir çocukken, yere atılan izmaritlerle müptela olmuş bir abimiz var,,, dı!..
Kalbi, ciğerleri herkesten sağlamdı ama bacak damarları sırayla tıkandı. Fakat o yine de, hastanelerde bile tütün içmeye çalışıyordu.
Sonunda, ameliyatlarda aldığı narkoz bağırsaklarını eritti! 


Kayıtlı bir gerçektir şu: Beden doktorlarının “Bırakmazsan ölürsün” dediği kimseler, ölüyor ama sigarayı bırakmıyormuş! 

Öyleyse "Gönül doktorunun" sesini dinle! 



Bir baba, koynunda uyuttuğu minik kızı; "püf kokuyorsun" dediği için sigarayı bırakmıştı! Bir başkası, arabasındaki sevdiceği rahatsız olunca, bir daha sigara içmemişti.
Birkaç kere yazdım ya, ben de: "Bıraktıktan ne kadar zaman sonra hangi güzellikler olacak" diye bir yazı okuduğumda terk etmiştim sigarayı, o anda.
Paketim yarımdı, kenarda yıllarca kaldı, tek dal içmedim. 


Ben bu konuda "korku" faktörüne pek inanmıyorum.
Çünkü bir zamanlar her ne zaman; sigaranın insanı mahvettiğini gösteren bir kare görsem, hemen paketime sarılıp "Bırakmadan önce bari bir tane yakayım" derdim... 


Korku etkili olsa, 1633'te olurdu: Uyuyan bir tiryaki İstanbul'da 20 bin evi yaktı, 50 bin insan sokakta kaldı ve konan şiddetli yasağa rağmen tütün içmeye devam eden 20 bin müptelanın öldürüldüğü söylendi.
Sonuç işte ortada! 


Sigarayı bırakmanın yolu "korku" durağından geçmiyor! 

Yahut korku ile nikotinden vazgeçenler, korkuları geçtiğinde "verdikleri moladan" da vazgeçiyorlar! 



Ve bir gün; "anahtar kelime" yine yüreklere sokulur ve yine "sevgi yönüne" doğru çevrilir...
"Seviyorsan içme" ne güzel ve ne etkili bir sözdür...
Kendini seviyorsan sigara içme, çocuklarını seviyorsan ve senin elinden geçecek işleri umursuyorsan... 


Müptelalık; size takılmış, ilerlemenizi yavaşlatan (fakat kurtulabileceğiniz) bir çengeldir sadece!
Veya solunabilecek şu koca asuman varken, bir avuç dumana esir olmaktır, tiryakilik!


Stop
Muammer Erkul 
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
04 Ocak 2013 Cuma




Gazetemiz MAKALELERİ YAZARININ SESİNDEN DİNLEME uygulaması başlattı...
Alttaki oynatıcıya tıklayarak yazımızı dinleyebilirsiniz:






.


HEADER

Hicran Seçkin06-01-2013 03:24#11
Misaller çoğalsın madem:)
Seyyid Ahmet Arvasi hoca öğretmenlik yaptığı bir yerde sigarayı çok içiyordur. Okuldaki öğrencilerin de kendisini örnek alıp sigarayı aynı onun gibi içtiğini söylerler. Derhal kantine gider. Cebindeki sigara paketini öğrencilerinin gözü önünde parçalar atar. Öğrenciler de aynı şeyi yapar. O günden sonra öğrencilerden de tek dal içen kalmaz. Ve kendisi de bir daha o ilde asla sigara içmez, tâ ki yıllar sonra o şehire uğradığı zaman ikram edildiğinde bile...
Bu da bir sevgi, hem de kocamanından... :)
Hicran Seçkin
Alıntı
Levent05-01-2013 18:07#10
Haklılık payı çokça bu yazılanlarda:))))
Beni sevmeyenler çokmuş da benim haberim geç olmuş:)))
Evet ben sigara kullanan bir bireyim. Biliyorum yan etkilerini hissetmiyorum ZARARLARININ DA FARKINDAYIM.
Ama söz olsun .... ... istesin nefes almayı bile bırakırım...
Yapılacak işler verilecek sınavlar sınanacak beden bende oldukça eh birazcık zor galiba.
Sahi ben nasip olur da evlenirsem, Ey güzel ALLAHIM birde kız evlat nasip ederse şu alemde zararlı hiçbir ortama da girmemmm gereği ne olursa ( Bayrak hariç)
Alıntı
Zehra05-01-2013 16:36#9
...
Sigarayla ilgili söylediği birkaç şeyi hatırlıyorum:
Yediği, içtiği şeylerin tadını alamıyormuş. Pis, kirli bir şeyle dolaşmaktan hiç hoşlanmıyormuş.
Hastalandıktan sonra da:
Dağ başındaki hayvanların bile, zararlı otları yemediğini ama insanların, bile bile zararlı şeyleri kullandıklarını söylemişti, tabii ki üzülerek…
Bahsettiğim kişi; eğitimli, müdür statüsünde biriydi.
50 yaşında vefat etti.

(Burada korku faktörü kullanılmamıştı r. :) Yaşanmış bir şey olduğu için aktardım. Bir hatıra yani..)


Z.Öner
Alıntı
Zehra05-01-2013 16:34#8
Ayrıca:
Sigara tiryakisi bir tanıdığımdan bahsetmek isterim.
Zaman içinde, hiç farketmeden sigaraya öyle bir tutkuyla bağlandı ki en yoğun, en sert sigara onu kesmiyordu. Sigaradan bulmak istediği etkiye ulaşabilmek için, nereden getirttiğini bilmediğimiz, tütünler ve sarma kağıtları kullanıyordu. Yani sigarasını kendisi yapıyordu. Bol nikotinli, bol partiküllü, tozlu-kirli bir şeyi, sigara diye içiyordu…
Akciğer kanseri olana kadar içti. Hastalandıktan sonra en nefret ettiği şey oldu, sigara. Kanser olduğu için değildi nefreti. Ondan tiksinmeye başlamıştı. Yani bünyesi kaldırmıyordu, kokusuna dayanamıyordu. Sigara ona ihanet etmişti.
...


Z.Öner
Alıntı
Zehra05-01-2013 16:28#7
Sigara tiryakiliği gibi, tırnaklarını yemekten kendini alamayan bir tanıdığım vardı.
Üniversite öğrencisiydi ve tırnaklarını yiyordu.
Daha önceleri, mutlaka denemiştir, yememeyi. Belli ki o yaşına kadar bırakamamış.
Bana içli içli anlatıyordu: “Düşünsene Zehra, öğretmen olacağım. Öğrencilerimin karşısında tırnak mı yiyeceğim ben!” diyordu.
Detayları soramıyordum, yakın arkadaşım değildi.
“Mecbur kalınca bırakırsın.” diyordum ben de.
Sonraki yıllarda görüşmedik. Bırakabildi mi, bilmiyorum.
“sevgi faktörü”nün o arkadaşı da etkilediğini düşünüyorum.


Z.Öner
Alıntı
Hicran Seçkin05-01-2013 08:52#6
Sevgiyle kurulmuş ve sevgiyle dönmekte olan bir dünyadaki problemlerin de ancak sevgiyle çözülebilir olması kadar tabii bir şey yok aslında. Bunun dışında çözüm aramak dünyanın işleyişini değiştirmeye çalışmak gibi bir şey ki, bir noktada çark ediyor. Ama şu inncecik detaylar ne kadar tatlı; minik kızına "püf" kokmamak için, sevdiceğine sıkıntı vermemek için tiryaki olduğu şeyi bırakmak... Bunun için de yine sevmek sevmek sevmek... :)
Hicran Seçkin
Alıntı
sevde....04-01-2013 22:23#5
bu yazıyı okuduğum zaman anladım ki sigarayı bırakarak çok iyi bir şey yapmışım tebrik ettim kendimi ve benim gibi olanları yüreğinize sağlık....
Alıntı
Muammer Erkul04-01-2013 12:50#4
Bir hatıra anlatayım:
Yıllar önceydi. Bir çay bahçesinde oturuyorduk. Arkadaşım kendi bilgisayarında bir şeyler arıyor, sigarası ise küllükte tütüyordu.
O an öyle bir şey fark ettim ki, kanım dondu:
Arkadaşımın, ergenlik çağının başındaki oğlu, bizim gibi bilgisayarla ilgileniyor görünüyordu, ama ustaca manevralarla, tüten dumanın bütününü burnuyla içine çekiyor ve bir kısmının bile havaya gitmesine izin vermiyordu.
Düşündüm ki bu çocuğun anne, baba, dede, nine ve bütün akrabaları onun yanında sigara içiyorlardı.
Yani anladım ki bu çocuk kim bilir kaç sene evvel ve kimbilir daha kaç yaşında iken sigara tiryakisi olmuştu!
Alıntı
Ertuğrul Gümüş04-01-2013 08:31#3
Abi Allaha şükür ben de o meretten, yaklaşık 2 yıl önce kurtuldum, 23 yıl içmiştim ve bırabileceğime pek inanmıyordum, ta ki o zaman 4 yaşında olan kızım reklamlarda gördüklerinden sonra, baba ben senin ölmeni istemiyorum, beni babasız bırakmaya hakkın yok diyene kadar... Her balkona çıkıp geri içeri geldiğimde ellirimi kokluyordu, baba sigara içtin mi diye :(. Kızım sayesinde sigaradan kurtuldum, darısı tüm sigara içen arkadaşların başına. Bu arada sigarayı bırakma konusunda emir büyük yerden, artık siz bilirsiniz :)
Alıntı
Arzu04-01-2013 06:01#2
Çok doğru harika bir yazı. Yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet.
Alıntı
fatma04-01-2013 03:27#1
Bazı insanlar da inadına gibi bir kontrolsüzlükle daha da vuruyor kendini tiryakiliğine. Tiryakiliğini bırakacak kadar seveni ve sevdiği kalmadığından mıdır, yoksa o sevgilere inancı mı tükeniyor.
Kaleminize sağlık güzel bir yazı.
fatma
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile