Olmuş olan, olacaktı… [16.08.2013]



Defalarca okuduğum ve tekrar tekrar yazdığım bir cümlenin manası birdenbire beliriverdi zihnimde: 
Olmuş olan, olacak olandı!..

Yani her ne olmuş ise az önce ve hatta bütün ömür boyunca; işte o…
..zaten olması gereken şeydi.
Ve aslında, işte o olan şeydi, beni “bu ben” yapan ve “bu” beni buraya getiren…
Işıldadım sanki aniden!
Bedenimde hissettiğim kronik yorgunluk, gönlümde ince ince batan kırıklar, zihnimi meşgul edip duran öfkeler, yüzümde var bildiğim başarısızlık karaları ve daha neleer neler hep bu parantez içindeydiler.
Veya, varsa vardılar…
Yahut ben; bu “var”larla birlikte “ben”dim!..


 
Hiçbir ineğin bembeyaz olmak gibi bir derdi yoktu ama her inek bir inek olarak doğmuştu ve mükemmel bir yaratıktı…
Ben, bütün alacalarımla birlikte bendim.
Ben bütün alacalarımla birlikte yürüyecektim. Ve ben, ancak bütün alacalarımı; kendi gelişimim ve yolculuğumun parçası olarak kabul ettiğim sürece büyüyecektim…
Işıldadım sanki birdenbire.
Çünkü, defalarca okuduğum, tekrar tekrar anlattığım ve çok kereler yazdığım bir cümle, karanlıkta kayıveren bir yıldız gibi parladı önümde. Aydınlattı bir şeyleri ve silinip gitti.
Evet, elbette buydu işte beklediğim mesaj: Olmuş olan, olacak olandı!..


 
Her ne idiyse bugüne kadar, yaşanmış; işte o, artık geri dönüşü olmayandı.
Ve ayrıca, yaşanmış olanlardan her biri bir ayrı adım ve birer merdiven basamağıydı. Geri dönüş yoktu fakat tercih elimizdeydi. Çünkü her basamaktan sonra iki ayrı basamak… Yürüdüğümüz her yolun sonunda ise bir ayırım vardı. Biz sürekli tercihimizi kullanacaktık; sağa yahut sola, aşağı veya yukarıya…
Olan şeylerin üzerinde irademizin rengi bulaşıktır. Fakat olmuş olanlar, başka bir hanededirler artık. Öyleyse tecrübeleri zihnimize not edip, olmuşların ağırlığını da sırtımızdan indireceğiz. Affedeceğiz, rıza göstereceğiz, durmadan yolumuzda gideceğiz.
Bizim de sınavımız, budur.
Ve zaten dünya da, hayat da budur!


Stop
Muammer Erkul 
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
16.08.2013


Gazetemiz MAKALELERİ YAZARININ SESİNDEN DİNLEME uygulaması başlattı...
Alttaki oynatıcıya tıklayarak yazımızı dinleyebilirsiniz:

HEADER

Hicran Seçkin19-08-2013 05:55#3
Sevgili Zehra,
teşekkür ederim öncelikle:) Senin de o güzel gönlün dert görmesin...
Muammer Erkul abimizin yazıları birer kocamaaan bahçe; evet... İşte bu yüzden hepimiz her çiçeğini, her rengini aynı anda göremeyebiliyor uz bu bahçelerin... Ve hatta hepimiz başka başka çiçekler topluyoruz belki de o aynı bahçeden; kimimiz papatya, kimimiz menekşe, kimimiz fesleğen, gül yahut sümbül... Çünkü herkesin önceliği, yahut "o anki önceliği" farklı olabiliyor... Ve birimizin topladığı çiçekleri diğerimiz göremiyor aslında, biliyor musun... Veya çoook zamanlar sonra görüyoruz, hani bizim de önceliğimiz haline geldiklerinde belki...
Bunun için... Keşke hepimiz topladığımız çiçekleri paylaşsak cömertçe... Çünkü hepimizin de, hepimizin çiçeklerine ihtiyacı var...

Hicran Seçkin
Alıntı
Zehra Öner18-08-2013 19:10#2
Can Hicran,
Senin de ellerine ve yüreğine sağlık.
Yazıdan topladığın çiçekleri bizlere sunmuşsun.
Çok güzel kokuyorlar!

Sağolasın…


Zehra Öner
Alıntı
Hicran Seçkin17-08-2013 19:58#1
Bazen "niyeler", "keşkeler" haddi aşıp, insanın yakasına yapışır ya... Bu cümle işte cevap ve teselli; "Olmuş olan, olacak olandı!.."
Yaşananlar bir noktada devir daim yapmalı, sırtta yük olarak birikmeden boşalmalı... Birikmesi sıkıntı. Ve yürümeye de mani üstelik...
Hem üstelik, yükümüzü boşaltmakla "kendimize" iyilik yapıyoruz biz elbette; o yüklerin faili olarak gördüklerimize değil! Çünkü kişi bu korkuyla daha bir sarılıyor yüklerine sanki...
...
Ellerine yüreğine sağlık abiciğim, yine ameliyatlık bir yanımıza daha neşter vurdun;) Güzel gönlün dert görmesin. Sevgiler, selamlar...

Hicran Seçkin
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile