Benden “Devlet Sanatçısı” olmaz, çünkü… [29 Aralık 2012 Cumartesi]

 

 
 
İyi biliyorum bunu:
Benden hiç bir zaman Devlet Sanatçısı olmayacak!
 
 
Vitrine konmuş bir mobilyanın karşısına geçer, bakarsın… Hayranlık duyabilirsin ona veya beğenmeyebilirsin. Yahut işe yaraması konusunda tereddüt edebilirsin… Sonra bir başka vitrinin önüne gidersin. Orada da mobilyalar vardır, onları da beğenebilir veya beğenmeyebilirsin. Ve hatta vitrine çıkarılan, sergilenen bu mobilyaların “neye göre” tercih edildiğini anlamaya bile çalışırsın…
 
 
Bir başka açıdan baktığı zaman, şunu görür ki insan; her mobilya her ağaçtan olmuyor!
Yani bilen biri, vitrine konan bazı mobilyalara bakınca hangi tomruktan yontulduklarını anlayabildiği gibi, bahçede büyümüş bir ağaca bakınca da, onun ahşabından nasıl bir eşya çıkabileceğini tahmin edebiliyor…
 
 
Marangozluk dersi buraya kadardı. Ağacı, mobilyayı, vitrini bir kenara bırakalım. Ve şimdi kendi konumuza dönelim:
Anlı, şanlı, ünlü bazı isimlere bakıyorum. Bunların “Devlet Sanatçısı” gibi bir ödüle, onura lâyık görüldüklerini biliyorum…
Birileri hakkında yorum filan da yapmıyorum şimdi, iyiliklerinden veya kötülüklerinden, hainliklerinden veya sadakatlerinden filan bahsetmiyorum… Fakat bazılarının yaptıklarını gördükçe, söylediklerini işittikçe, yazdıklarını okudukça, yani tuttukları yola baktıkça aynen şunu diyorum ki;
Eğer devletimiz bazılarını “Devlet Sanatçılığı” ile taltif etmişse, aynısını asla ve katiyen bana vermeyecek… Yok eğer bir gün bana ve benim gibilere de bu unvanı vermek isteyecekse, o zaman da onlara verdiği ödüller tartışılmaya başlanacak!..
 
 
Herkes, her şey ve her söz bir yana, insanlar ancak kendilerinden mesuldür.
Yine herkes önce kendi ölçüsünü koymuştur ortaya, kendi istikametini belirlemiştir önüne. Ve aslında yine, her bir insan; ardında ömür boyu bıraktığı iz, demektir!
 Öyleyse herkes “izlere” ve kendi izlerine baksın. Gördüğü izleri, diğerleriyle kıyaslasın…
 
 
Üç ölçü tanıdım ve tanıyacağım ben.
Bir: Allah’ın dinine karşı gelmeyeceksin… İki: Devletin kanunlarına karşı gelmeyeceksin… Üç: Toplumun düzenine karşı gelmeyeceksin.
Yine bu üç maddeyi; günah, yasak ve ayıp olarak da isimlendirmek mümkün...
 
 
Yazının başlığı da işte bunu söylüyor.
Diyor ki: “Benden hiç bir zaman Devlet Sanatçısı olmayacak!”
Bunun nedenini sanırım çocuklar bile söyleyebilir artık. Ama cevabı şudur: Devlet Sanatçısı ismindeki bir “şeref madalyası” takmış öyleleri var ki; zaten, mevcudiyetlerinin sebebi ve gayesi Allah’ın dinine, devletin kanunlarına ve toplumun huzur ve ahlakına karşı gelmek!..
Öyle ise izlerimiz onlarla birbirinden ayrı yönlere doğru gidiyor!
 
 
Cümleler böyle ardı ardına gelince ortaya ne çıktığını görüyor musunuz ve nasıl bir heyûlâ beliriyor?
Soru bir: Şartlar bu iken, sizce benden devlet sanatçısı olur mu?
İkinci soru ise daha mühim:
Peki siz, acaba benim de “bazıları gibi bir devlet sanatçısı” olmamı ister miydiniz?  
 
 
 
 
Muammer Erkul
artıStop / 29 Aralık 2012 Cumartesi
 
 

 

.


HEADER

Talebe30-12-2012 15:44#2
Çünkü SEN ÇOK GÜZELSİN!..

Talebe
Alıntı
Hicran Seçkin30-12-2012 10:16#1
I-ı, bizce de sen Devlet Sanatçısı olmazsın abicigim. Şükürler olsun ki!.. Seçilmek için yukarıdaki şu vasıflara sahip olmak gerekiyorsa eğer?!.. Devlet Sanatçısı seçilmekten Allah'a sığınmalı galiba!
Hicran Seçkin
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile