Hatıranı yazman neden önemli? [03 Mart 2013 Pazar]

    

 

Her hatıra bir kişiliktir…

Aynı saatte, aynı yerdeki aynı olayı bile her kişi farklı görür, farklı yaşar, farklı anlatır.

Onun için her hatıra çok kıymetlidir ve her hatıra onu yaşayan tarafından yazılmalı, kaleme alınmalıdır…

 

Her hatıra bir kişiliktir ama arkadan gelen binlerce kişiler bu hatıralara bakacak ve o zamanı öyle değerlendireceklerdir.

 

 

Öyle insanlar var ki aramızda; önceden yaşanmış menkıbeleri sadece derlemek için birer ömür tüketmişlerdir…

İyi de etmişlerdir.

Birileri bir zamanlar yazmış ve onlar da bir araya getirmeye çabalamaktadırlar…

 

Peki, ya o zamanki şahitler, talebeler, hadiselerin yakınında olan kimseler, bu yaşadıkları hatıraları yazmamış olsalardı?

Bunu düşünebiliyor musunuz?

 

Bir kısmı yazmış, peki yazmamış olan var mıydı?

Elbette vardı. Hem de çoğu yazmadı… Fakat, sadece yazılanlar (anlatılanlar değil, yazılanlar) kaldı.

 

 

Hatıraları, menkıbeleri toplanan kimseleri düşünün.

Onlar da bizler kadar hayat yaşadılar bu dünyada. Onların da çevrelerinde bizler kadar insan vardı. Hepsinin de az veya hatıraları vardı; çoğu da anlatıyordu sevdiklerine, yakınlarına…

Sonra ne oldu?

Birer birer,  beşer onar öldüler ve hatıralarını da kendileriyle götürdüler!

Ne kadar yazık oldu, ah ne kadar yazık oldu!..

 

 

Bizim, yani hepimizin, yani benim de ve senin de…

Özellikle, “senin de” hatıralarını yazman lazım!

İki yol var çünkü başka da ihtimal yok: Birincisi; hatıralarını yazarak yarınlara bırakacaksın… İkinci ihtimal ise; kendi hayatın biterken hatıralarını öldürmüş, ziyan etmiş, yok etmiş,  katletmiş olacaksın!

Yazık değil mi?

 

 

Her hatıra tek kişiliktir!

Sizden (hatırası olandan) istenen edebiyat yapmak değil, kafiye dizmek değil, sanatkârane cümleler kurmak da değil.

Peki ya nedir?

Hatıra, bir soruya kendi kelimelerinle cevap vermektir:

Filan işe nasıl başladın, sorusu mesela…

Filan kişiyle nasıl tanıştım, sorusu mesela…

Filan iş nasıl oldu, ne gördüm ne hissettim, sorusu mesela…

 

 

Neden bu kadar ısrarlıyım, biliyor musunuz?

Çünkü, benim hatıramı senin yazamayacağın gibi; senin hatıranı da ne ben, ne de bir başka kimse bilemez, yazamaz, anlatamaz…

Anlatabiliyor muyum?

 

Ne söylediğimi anlatabiliyor muyum acaba? Sizin bulunduğunuz yerden anlaşılabiliyor muyum acaba? Bu sözlerim, yazdığım şu kelimeler, size düşüncemi ulaştırabiliyor mu acaba?

Şu anda bana kızsanız bile; bu söylediğimi (anlattığımdan bile iyi) anladığınızı ispat edin, lütfen!

 

Senin hatıran senin kaleminden çıkacak, benim hatıram ise benim kalemimden.

Hadi öyleyse;

..kalem başına!

 

Lütfen!

 

Muammer Erkul

www.muammererkul.com / artıStop / 03 Mart 2013 Pazar

 

 



HEADER

ali halil03-03-2013 18:21#2
Yerden göğe haklısın abi ama İstediğin can değil ki çıkarıp versek, hatıra istiyorsun hatıra. Askerlik hatırası gibi lüzumsuz bişey olsa canavar kesiliriz anlatmak için amma böyle şeylerde afedersin çıkardığını vermek istemeyen kreş çocukları gibi oluyoruz niyeyse. Bide böyle neşir vasıtalarında felan görünmek bize azıcık ters geliyor ne biliyim.
Ali Halil
Alıntı
Muammer Erkul03-03-2013 16:05#1
Okumak yetmez,
bunu lütfen paylaşın!
M:)
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile