01 Ağustos 2012 (SU GİBİ Mİ; MEVLANA GİBİ Mİ?) dorduncukuvvvetmedya

.


SU GİBİ Mİ; MEVLANA GİBİ Mİ?

Çarşamba, 01 Ağustos 2012 18:18

   ÜNAL BOLAT 

 



Ona bundan sonra Muammer değil de Mevlana Erkul dersem şaşırmayın.

Çünkü Muammer Erkul’un yazıları Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin sözlerinden ayırt edilemiyor.

Hadi canım sen de mi diyorsunuz?

Açın bakın Sabah Gazetesi’nde  29 Temmuz 2012 Pazar günü yayınlanan yazıyı...

Sabah yazarı Nazlı Ilıcak, köşesinde yayınlamış yazıyı…

Muammer Erkul’dan alıntı yaparak mı?

Hayır…

Çünkü yazısının sonunda Ilıcak, Veysel Eroğlu’na teşekkür ediyor.

Niye? Çünkü Veysel Bey dolayısıyla haberdar olmuş yazıdan.

Kim bilir Veysel Bey de, bu mükemmel yazıyla nasıl alakalı? Orasını da bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir şey varsa, Sabah Gazetesi’nde Nazlı Ilıcak’ın yayınladığı o güzel yazının, on sene öncesinde Türkiye gazetesinde Sevgili Muammer Erkul’un yazmış olmasıdır.

Muammer Erkul’un kaleme aldığı bu yazı, okuyucuları tarafından o kadar beğenilmiştir ki, herkes birbirine göndere göndere internet ortamında artık anonimleşmiştir…

Yani zaman içinde yazı halka mal olmuş… Ve efsaneleşmiş… Tıpkı Yunus’un şiirleri, Mevlana’nın esrarlı sözleri gibi…

Türkiye’deki yazarlarımız kendilerini tevazuun en ücra köşelerinde kendilerinden bile saklayacak derecede gizleseler de, kalemlerinden süzülen damlalar, kamuoyunda kestane şekeri gibi birbirine ikram edilmeye devam ediyor…

Bir yazı ki, okuyan onu Mevlana’nın sözünden ayırt edemiyor…

Bir yazı ki, ülkesindeki entelektüeller bile bu yazının anlam güzelliğindeki zirveyi Mevlana’nın yazısıyla eş tutarken zerre tereddüt etmeyecek kadar yazıdan keyif ve ilham alıyor…

O zaman şu gerçeği haykırmak gerekiyor…

Sanatımız adına, kültürümüz adına, edebiyatımız adına ülkemiz adına…

Ey oturduğu yerde ahkâm kesen sanatseverler…

Ey sanat yorumcusu kartviziti taşıyanlar,

Ey akademisyenler…

Ve ey edebiyat kürsülerinde geçmişin tozlu raflarında gelecekten habersiz dolaşanlar…

Şöyle bir soluklanın da dinleyin bre!

Hani söyler durursunuz hep…

“Nerde Yunuslar Mevlanalar?” diye…

“Hani nerde? Bir daha onun gibiler gelir mi?” diye eyvah eder gam çekersiniz… Ya da öyle görünürsünüz…

Bre alın işte size günümüzün Mevlana’sı…

Mevlana’nın ahlakıyla ahlaklı… Onun sevgisi gibi gönlü sevgi dolu… Su gibi tertemiz bir aşk adamı… Bir gönül adamı, bir sufi…

Bakın işte Muammer Erkul..

Alın işte… Okuyun… Okuyun da anlayın geçmişten günümüze, zerre değişmemiş aşkın büyüsünü… Okuyun ve fark etmeye çalışın Leyla’mdan Mevla’ma ulaşan tül tül perdeleri…

Okuyun ve soluyun bir sevda büyüsünün zemheride bile kalpleri sımsıcak yapan ıtırını…

Sonra da dışı pamuk gibi ama içi nasırlanmış elinizi, dışı mütebessim ama içi taşlaşmış vicdanınıza koyun… Deyin ki:

Sahi Mevlana da zamanında böyle anlaşılmamıştı değil mi?

Biz de anlayamıyoruz…

Oysa şiirinde “Kızım, sen de Fâtihler doğuracak yaştasın!” diyen Arif Nihat Asya da bilse ki günümüzde gerçekten Fatihler doğuracak kızımız da var, Mevlana’nın alemi kaplayan sırrını içinde hazmetmiş Mevlanalarımız da var…

Neyimiz yok peki?

Bu altın kalplerin, altın kalemlerin değerini anlayacak kuyumcularımız yok…

Çünkü sanat ve edebiyatımız, mimarimiz, kültürümüz dünden bugüne geçemeyecek şekilde düne hapseden kafaların elinde halen…

Seni bu güzel yazılarından dolayı bir kere daha kutluyorum… Senin gibi bir gönül ehlini tanıdığım için de kendimi bahtiyar hissediyorum sevgili arkadaşım…

Sen bu gazetede yazılarına devam et…

Çünkü bu güzel yazılar zaten ancak bu güzel gazetede yayınlanabilir…

Ne demişler:

“Altının kıymetini sarraf bilir… “

Sen yazmana devam et!

Sen yaz… Su gibi… Yazıların Türkiye’den tüm Türkiye’ye ulaşsın…

Gam çekme… Seni fark etmeseler de o yazıların yıllar sonra Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin asırlardan beri süzülüp gelen yazılarıyla buluşur ummana ulaşan ırmakların birbirine karıştığı gibi…

Su gibi… Su…


.


http://www.dorduncukuvvetmedya.com/4641-su-gibi-mi-mevlana-gibi-mi.html
.




Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile