Seyir Defteri - 09 Nisan 2008 (Üç mektup ve Kadir Çetin'in arzusu)

 

 

 

 

 

Üç Mektup (Kadir Çetin'in arzusu...) 

 

Kıymetli Kadir Çetin ile Aysun abla, sevgili kızları Fatma Rayetsu’nun hastane günlerinde ve cenazesinde ibretlik bir tevekkül ve metanet gösterdiler.

Dün yine pek çok şeyler konuştuk her ikisiyle de. Ve hatta 3 buçuk yaşındaki Sueda ile. Zaten babasının kucağına çıkıp telefonda benimle konuşmak isteyen de oymuş…

”Muammer amca, dedi heyecanlı heyecanlı… Buraya geldiğin zaman çok kötü bir şey söyleyeceğim sana, ablamla ilgili!..”

"Ben çok üzüldüm ya, bizim eve onun için bu kadar çok insan geliyor", diyormuş bir de…

Sonra da besmele çekip Elif, Be diye harfleri sayıyor, ardından da İhlâs (Kulhüvallah..) suresini okuyormuş…

 


 

 

Aysun ve Kadir Çetin çifti ise sevgili Rayetsu için edilen bunca dualar ve kendilerinin hiç yalnız bırakılmamalarından çok memnun olmuşlar, onlar da o kalbi kırık hallerdeyken "kendilerine dua edenler için" çok dua etmişler…

Ayrıca Kadir abi bir arzusunu söyledi bana… İstedi ki;

İmam-ı Rabbani hazretlerinin “Mektubat Tercümesi”nden ölüm ve cenaze ile ilgili üç mektup koyalım siteye. Onların okunmasından hâsıl olan sevaplar da yine sevgili kızlarına gitsin…

Tamam, dedim elbette. Olur dedim, başüstüne dedim… Ve buldum da üç tane mektup, koydum buraya…

Siz de rastlarsanız Mektubat’da ölüm ve cenaze ile ilgili mektuplara, bildirin bize… Fakat daha önce, sanki sevgili Rayetsu sizi dinliyormuş gibi şu üç mektupçuğu okuyun ve sevabını hem ona hem de kendi ölmüşlerinize hediye edin…

 

 

 

 

89

 

 

SEKSENDOKUZUNCU MEKTÛB

Bu mektûb, mirzâ Alî Cân için yazılmışdır. Ölüm için sabr dilemekdedir:

Hak teâlâ, hepimizi islâmiyyetin doğru caddesinde bulundursun “alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye”! Enbiyâ sûresi otuzbeşinci ve Ankebût sûresi elliyedinci âyetlerinde meâlen, (Her canlı, ölümün tadını tadacakdır!) buyuruldu. Bunun için, her insan ölecekdir. Ölümden kurtuluş yokdur. Hadîs-i şerîfde, (Ömrü uzun, ibâdetleri de çok olana müjdeler olsun!) buyuruldu. Dostu dosta ölümle kavuşduruyorlar. Bunun için, Allahü teâlânın âşıkları, ölümü düşünerek tesellî buluyor, üzüntüleri azalıyor. Ankebût sûresinin beşinci âyetinde meâlen, (Allahü teâlâya kavuşmak istiyenler! Biliniz ki, Allahü teâlâya kavuşmak zemânı herhâlde gelecekdir) buyuruldu. Evet, biz geride kalanlar ve nefse esîr olanlar ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmuş olanların ve dünyâya düşkün olmakdan kurtulanların sohbetlerinden mahrûm kalanlar, zararda ve başı yerdeyiz. Ni’metlerini size saçan merhûme vâlideniz, günümüzün en kıymetli varlığı idi. Onun size olan ihsânlarına karşı, şimdi sizin de ona ihsân etmeniz lâzımdır. Düâ ederek ve sadaka vererek her ân yardımına koşunuz! Hadîs-i şerîfde, (Mezârdaki ölü, denizde boğulmak üzere olan kimse gibidir, babasından, anasından, kardeşinden ve arkadaşlarından gelecek bir düâyı hep beklemekdedir) buyuruldu. Bundan başka, onların ölümünü görerek, kendi ölümünü de düşünmeli. Bütün varlığı ile, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmağa sarılmalıdır. Dünyâ hayâtının insanı aldatmakdan başka birşey olmadığını düşünmelidir. Dünyâ kazançlarının Allahü teâlânın yanında az bir kıymeti olsaydı, düşmanı olan kâfirlere ondan kıl ucu kadar vermezdi. Allahü teâlâ, bizi ve sizi, kendisinden başka herşeyden yüz çevirmekle ni’metlendirsin! Yalnız kendisine bağlanmakla şereflendirsin! Bu düâmızı, Peygamberlerin efendisi hurmetine kabûl buyursun “aleyhi ve alâ âlihi ve aleyhim minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ”! Vesselâm, vel ikrâm.

Kimseye etem şikâyet, ağlarım ben hâlime,
       
Titrerir mücrim gib, bakdıkca istikbâlime!  

 

 

104

YÜZDÖRDÜNCÜ MEKTÛB

Bu mektûb, Perkene şehri kâdîlarına yazılmışdır. Baş sağlığı
dilemekdedir:

Merhûm hazretin ölümü acısı, her ne kadar pek şiddetli ve çok çetin ise de, fekat kul için, sâhibinin işinden râzı olmakdan başka çâre yokdur. İnsan, bu dünyâda kalmak için yaratılmadı. Dünyâda iş yapmak, çalışmak için yaratıldık. Çalışmalıyız! Çalışıp da, kazanıp da ölen bir kimse için korkacak birşey yokdur. Hattâ, böyle ölmek, bir devlet ele geçirmekdir. Ölüm bir köprü gibidir. Sevgiliyi sevgiliye kavuşdurur. Ölmek, felâket değildir. Öldükden sonra, başına gelecekleri bilmemek felâketdir. Ölülere, düâ ile, istigfâr etmekle, onun için sadaka vermekle yardım etmek, imdâdlarına yetişmek lâzımdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Ölünün mezârdaki hâli, imdâd diye bağıran, denize düşmüş kimseye benzer. Boğulmak üzere olan kimse, kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, meyyit de, babasından, anasından, kardeşinden, arkadaşından gelecek bir düâyı gözler. Kendisine, bir düâ gelince, dünyânın hepsi kendine verilmiş gibi sevinmekden dahâ çok sevinir. Allahü teâlâ, yaşıyanların düâları sebebi ile, ölülere dağlar gibi çok rahmet verir. Dirilerin de, ölülere hediyyesi, onlar için düâ ve istigfâr etmekdir).

[(Düâ), istemek demekdir. Aç bir adamın, iştihâlı olduğu bir zemânda, yiyecek istemesi gibidir. Îmân ile ölenlere, hatm-i tehlîl yapmak, ya’nî yetmişbin kelime-i tevhîd okuyup, sevâbını rûhuna hediyye etmek, çok fâidelidir. Fekat, bu zemânda îmân ile giden pek azdır].

Kıymetli mektûbunuz geldi. Hava çok soğuk olduğundan biz fakîrler sıkıntıya düşdük. Yoksa kendimiz gelecekdik. Mektûbumuz biraz sert oldu. İnşâallahü teâlâ fâidesi görülür. Dahâ yazarak başınızı ağrıtmış olmıyalım. Sevdiğimiz kâdî Hasene ve yanınızda bulunan kıymetli kimselere çok düâ ederiz. Her işinizde, Hak teâlâdan râzı olup şükr edesiniz!

Seslendi ol müezzin, durdu kâmet eyledi,
        Kâ’beye döndü yüzün, hem de niyyet eyledi.
        Duyunca ehl-i îmân, hurmet ile dinledi,
        Sonra, nemâza durup, Rabbe kulluk eyledi.

 

 

105

YÜZBEŞİNCİ MEKTÛB

Bu mektûb, Hakîm Abdülkâdire yazılmışdır. Hasta iyi olmadıkça, gıdânın ona fâide vermiyeceği bildirilmekdedir:

Tabîbler diyor ki, hasta perhîz yapmalıdır. İyi olmadan önce ona gıdâ iyi gelmez. Yağlı kuş eti bile böyledir. Hattâ hastalığını artdırır. Fârisî mısra’ tercemesi:

Hastanın yidiği hastalığı artdırır!

Bunun için, önce hastayı iyi etmeği düşünmek lâzımdır. Bundan sonra, uygun gıdâ vererek, eski kuvvetli hâline kavuşdurulması düşünülür.

Bunun gibi, (Kalblerinde hastalık vardır) meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâ’ati fâide vermez, belki zarar verir. (Çok Kur’ân-ı kerîm okuyanlar vardır ki, Kur’ân-ı kerîm bunlara la’net eder) hadîs-i şerîfi meşhûrdur. (Çok oruc tutanlar vardır ki, onun orucdan kazancı, yalnız açlık ve susuzlukdur) hadîs-i şerîfi de sahîhdir. Kalb hastalıklarının mütehassısları olan tesavvuf büyükleri de, önce hastalığın giderilmesi için yapılacak şeyleri emr buyururlar. Kalbin hastalığı, Hak teâlâdan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. Belki, kendisine bağlanmasıdır. Çünki herkes, herşeyi kendi için ister. Çocuğunu sevmesi, kendini sevdiği içindir. Malı, mevkı’i, rütbeyi hep kendi için ister. Onun ma’bûdu, tapındığı şey, kendi nefsidir. Nefsinin istekleri arkasında koşmakdadır. Kalb, bu bağlılıklardan kurtulmadıkca, insanın kurtulması çok güç olur. Bundan anlaşılıyor ki, aklı başında olan ilm adamları ve kalbi uyanık olan fen adamları, herşeyden önce, bu hastalığın giderilmesini düşünmelidirler. Fârisî mısra’ tercemesi:

İçerde kimse varsa, bir söz yetişir!

 ..... ..... .....  

Sevgiler herkese, hepinize...  

 

 


HEADER

Guest20-04-2008 15:17#11
Merhaba can RAYETSU'M seni ilk isminle duydum ve öyle merak ettim ki sordum ve öğrendim... Öyle hoşuma gitmişti ki bu ismi illa yakınımda bir kız çocuğuna vereyim diye düşünüyordum hep... Sonra kaza haberin geldi... Öyle bir tuhaf oldum ki... Çaresizlik nasıl olursa öyle işte... Ve "Edipler Kahvesi"nin kayan mesaj panosundan anında haberini alıyorduk... Ama ben dayanamadım SULTAN YÜRÜK ablama mesajla sordum. Bu defa daha bir üzüldüm. Sitemiz ve ben ne dualar ettik, senden bir yaş büyük kızım bana hep kızdı. Anne adını çok sordun merak ettin kıza nazar ettin dedi... Hiç öyle olmasını ister miyim ya da olur mu da işte. Kızım öyle deyip durdu üzüntüsünden. Canım Rayetsu'm adı güzel, kendi güzel kızım... Nur içinde yat. Bana kızıyorlar ama sana bir sır vereyim mi? Sen yaşlardayken ben de çok dua etmiştim. Allah'ım nolur daha fazla büyümeden, günahlara bulanmadan öleyim diye... Biliyordum büyüdükçe ister istemez günahkar olacağımı. Canım sen şimdi orda bizi bekliyorsun. Ve de görüyorsun... Geleceğiz mutlaka sırayla, elinde çiçeklerle karşıla bizi kızım, orada yalnız bırakma emi.
Sen şimdi olabilecek en büyük mutluluğu yaşıyorsun biliyorum...

Bir bakıma şanslısın tek sorun anne ve baban ve seni zar zor hatırlayacak kardeşin. Sabır da onlara düştü...
İnşallah sabredenlerden olurlar, oluruz...
Hadi sen artık huzur içinde uyu. Dualarımız seninle.
İnşallah görüşüp tanışmamıza orda devam ederiz küçük meleğim...
Alıntı
Guest12-04-2008 13:55#10
Onunla belki de en son konuşanlardanım . Son olarak benim dersimdeydi. Her zamanki gibi yüzüme tatlı tatlı bakıyor etrafına pozitif enerjisini saçıyordu. Zil çaldı ve önümden yürüyerek gitti. Biz hepimiz kendisini çok seviyorduk; lakin Rabbim daha çok seviyor olmalı... O melek herkesin kanaati öyle ki; şehittir. Rabbim annesi ve babasına edeceği şefaatten bizleri de nasiplendirsin inşallah. Dayanmak çok zor ama ne yapalım takdir böyle imiş.
Alıntı
Guest12-04-2008 05:28#9
Merhabalar sevgi ailesi...
Bu ne güzel bir paylaşımdır bu nasıl mantıklı ve duygulu bir düşüncedir. Böylesi mektupları okudum ve yüreğime huzur serpildi sanki... Ölümüm ne zaman geleceğini bilmeden yaşıyoruz. Rabbim biliyor hakkımızda hayırlısını versin ve hep derim ki Yüce Rabbim acı çektirmeden al canımı. Çok düşünürüm bu can bize verildi doğarken nasıl zorsa ölürken de zor olmalı diyorum, ve diyorum ki İlahi adalet çok güçlü. Allah ölümün bile hayırlısını versin güzel ölümler nasip etsin. Yavrumuz Rayetsu'muz melek oldu uçtu gökyüzüne...
Hatanede yatışının 2. günüydü, ben abdest aldım ve büyük bir tevekkülle dua etmek istedim yani çok büyük bir istekle dua etmek geldi içimden. Hakikaten çok üzüldüğüm için tüm yüreğimle Yasin-i Şerifi Mübin duasıyla birlikte okumaya başladım. Yalnızdım ve sesli okuyordum. Sanki ciğerlerime bir nefes bir haz bir heyecan doldu. Dedim Allahım meleğimizi iyileştirecek misin?
O an Rayetsu'yu gördüm, çok güzeldi uzunca boylu (yaşına göre) tabi kumral uzun saçlı yuvarlak beyaz tenli bir melekti. Gözleri kapalıydı üzerinde beyaz bir çarşaf örtülüydü ben duayı bitirene kadar olduğu yerden yükseldi uçtu adeta gözlerimin önünde gökyüzüne doğru uçtu. Bu bir rüya değildi hayal de değildi bu gerçekti. Ertesi gün beyin ölümünün gerçekleştiğini öğrendim. Kadir beyi aradım gözyaşlarımı tutamıyordum ama ona bunu anlatamadım. İnşallah hayırlısı olur dedim. Ertesi gün de kaybettik zaten. Ve demiştim ki Rabbim bu ne büyük imtihandır inşallah ailesine düşmez o cihazın fişini çektirmek. Kurban olduğum Allah onu kendi aldı yanına. Nurlar içinde yatsın. Bunu paylaşmak istedim. Teşşekkürler sizlere... Çetin ailesiyle birlikte bizler de imtihandan geçtik sanki...
Saygılar sevgiler sunuyorum herkese sağlıklı uzun ömürler diliyorum dostlar sağolsun...
Alıntı
Muammer Erkul11-04-2008 08:40#8
M.Kadir ÇETİN ABİME.
Biricik yeğenimiz FATMA RAYETSU vefatı bizi derinden yaraladı. Lakin dünya fanidir. O şimdi Hakkın huzurunda ve İNŞAALLAH CENNETİ nasiplendi. Çünkü Fatma Rayetsu senin kızın. (Bana ilim dersi sen vermez miydin.) İşte o senin kızın İNŞALLAH SADAT I KİRAMIMIZIN yüzü suyu hürmetine (FATMA RAYETSU CENNETTEDİR) ACINIZI PAYLAŞIR, YÜCE ALLAH(C.C)tan RAHMET,kederli ailesine sabır dilerim.
Alıntı
Guest09-04-2008 16:39#7
Rayetsu güzel kardeşim, şehid kardeşim... Ardından Mektûbat okunmasına vesile olup bizleri bereklendiriyor sun...
Allahu Teala Kadir abimizden, Aysun ablamızdan ve bu güzellikleri bize sunan (Saliha Abla hep diyor zaten "O bizleri başka şehirlere taşıyan Şehrin Kayıkçısı" diye... Güzelliklere, iyiliklere, ecirlere...) Muammer Abi'mizden ve tüm sevgi ailesinden razı olsun...
"...Rüzgârın başka yerlerden alıp buluşturduğu çöpler misliyiz yanyana gelmiş olan..." Ne güzel dile getirmişsiniz Ssevgili Sultan Yürük... Ne şanslıyız ki rüzgar bizi buraya getirdi, ne şanslıyız ki şehidlerin ardından dua ediyoruz, ne şanslıyız ki "düğün" diyebiliyoruz ve hep beraberiz... Ne şanslıyız ki... Şükürler olsun!
"Kimseye etem şikâyet, ağlarım ben hâlime/ Titrerim mücrim gibi, bakdıkca istikbâlime!" ... Ne denir!!!
Alıntı
Guest09-04-2008 14:46#6
Peygamber Eefndimiz (sallalahu aleyhi vessellem) den bildirilmiş olan ve Onun yaptığı ve Ona mahsus olmayan işleri, sevab kazanmak niyetiyle yapmak için, kimseden izin almaya ihyiyaç yoktur. Resûllahın yapması izndir ve câiz olduğuna seneddir. Hâcetlere kavuşmak müşkillerden halâs olmak için, bazı işlerin ve duaların ve muskaların te'sirleri üstadın inz vermesine bağlıdır.
Resûllahın vefâtından sonra, kendisi ile uyanık iken görüşenler, konuşanlar olmuştur. Mübârek bedeni kabrinden ayrılmaz. Mübârek kabri boş kalmaz. Bu ümmetin büyükleri de, bir anda, muhtelif memleketlerde görünmüşlerdir. Muhammed Behâüddînin (Şâh-ı Nakşibend, 791(m. 1389) de Buhârada vefât etti) iftar vaktinde yedi yerde hazır olduğu ve her birinde iftar etdiği haber verilmiştir. Bu görünmeler, rûhanîdir. Rûh, cesed şeklinde görünmektedir. Peygamberler kabrlerinde diridirler. Fekat, hayatları, dünyâ hayatı değildir. Dünyadan ayrılmışlar, âhirete gitmişlerdir. Kabrlerinde nemâz kılarlar. Dünya hayatından âhiret hayatına geçmeye (Mevt) denilmiştir. Şehidlerin halleri daha ileridir. Âhiret hayatları daha kuvvetlidir. Kur'ân-ı Kerîmde, Peygamberler için (emvât) denildi. Şehîdler için, (Allah yolunda öldürülenlere emvât demeyiniz! Onlar diridirler. Lâkin siz anlayamazsınız) buyuruldu.
Sadaka (ve Kur'ân-ı Kerim okumanın) sevabını evvelâ Peygamberimizin (S.A.V) mübârek rûhuna hediyye etmeli, sonra meyyitlerin rûhlarına göndermelidir. Böylece, kabul ümmîdi ziyâde olur. Fekat böyle yapmak, sadakanın kabul olması için şart değildir. Sevâbını bütün mü'minlerin rûhlarına da hediyye etmek iyi olur. Her birine sevâbın hepsi vâsıl olur. Niyyet edilen meyyitin sevâbı hiç azalmaz.
Peygamberimizde n başka, hiç kimse, uyanık iken mi'râca çıkarılmadı. Uyanık ve gözleri açık olarak, yalnız rûhu çıkarılanlar olmuştur. Uykuda olanların kıymeti yoktur.
Hazret-i Alî kerremallahü vecheh, temâmen rahmet idi. Hâşa ve kellâ, kimseye la'net etmez.
Hâtime (son nefes) bilinemez. Vefât etmiş olanların hâtimesi için tam hükm verilemez. Din büyükleri için (vefât ederken görülen iyi hâllerinden) zann-ı gâlib ile hüsn-i zan etmek câizdir. İlhâm ile hükm olunamaz. Enbiyânın adedi ma'lûm değildir. Resûllerin üçyüzonüç olduğu meşhûrdur.
(Kaynak kitap: HAK SÖZÜN VESîKALARI Ebül-berekât Abdüllah Süveydî "rahmetullahi teâlâ aleyh")
Cevriye Arısoy Yavuz.
Alıntı
Guest09-04-2008 14:36#5
BENDENİZ RAYETSU'NUN DAYISI AYHAN ÖZBEK
TAM YEDİ GÜNDÜR RAYETSU'MUZUN BABASI, ANNESİ VE YAKINLARIYLA BİRLİKTEYİM, İSTANBUL'A BUGÜN DÖNDÜK. 2 NİSAN ÇARŞAMBA GÜNÜ KAZA HABERİNİ ALDIĞIMDA HERKES GİBİ BEN DE ÇOK ÜZÜLDÜM AMA ÜZÜLMENİN O'NA BİR FAYDASI YOK İDİ. ERTESİ GÜNÜ NAZİLLİ'DEKİ BAZI ARKADAŞLARDAN TIBBİ BİLGİLERİ ALDIKTAN SONRA DURUMUNU AZ ÇOK TAHMİN ETTİK, AİLEMLE PAYLAŞTIM VE HEMEN GİTMEMİZ GEREKTİĞİNİ TELKİN ETTİK BİRİ BİRİMİZE. YOL HAZIRLIKLARI SIRASINDA BİZİM HANIM DEDİ Kİ 'AYHAN BEY RAHAT BİR ŞEYLER GİY İSTERSEN' BEN DE ONA DEDİM Kİ 'HATUN RAYETSU'NUN DÜĞÜNÜNE GİDİYORUZ, EN GÜZEL TAKIM ELBİSEMİ GİYMEM GEREKİR' DEDİM!.. EN GÜZEL TAKIM ELBİSEMLE YOLA ÇIKTIM. BUNDAN SONRAKİ MERHALEYİ ZATEN BİR ÇOĞUNUZ BİLİYORSUNUZ. VE O TAKIM ELBİSEYLE CENNET BAHÇESİNE GİRDİM MÜBAREK YEĞENİM SAYESİNDE. ŞEHİDLERİN KABRİ CENNET BAHÇESİDİR, MÜJDESİNİ BİR ÇOĞUMUZ DUYMUŞTUR. ORADA BULUNDUĞUM 5-6 GÜN İÇERİSİNDE VEFAT HABERİ DAHİL İNSANLARIN METÂNET VE SABRINA YAKîNEN ŞAHİT OLDUM. AĞLAYAN KENDİNE KÖŞE ARIYOR, KİMSEYE GÖRÜNMEDEN AĞLAMAYA ÇALIŞIYORDU. HER FIRSATTA DUDAKLAR KIPIRDIYOR, EN ALT KATTAKİ MESCİD KURAN-I KERİM OKUMAK İÇİN GİRİP ÇIKANLARI AĞIRLIYORDU. TÜRKİYE'NİN HER YERİNDEN DUALAR GELİYOR ACI KÜÇÜLÜP BURUK SEVİNÇ BÜYÜYORDU VE SONUNDA HERKES CENAZEYE DEĞİL DE DÜĞÜNE GELDİKLERİNE KANAAT GETİRDİLER. BAŞTA ANNE VE BABASI OLMAK ÜZERE DÜĞÜNÜMÜZE İŞTİRAK EDEN TÜM GÖNÜL DOSTLARINDAN ALLAH-Ü TEALA RAZI OLSUN. AMA DUANIN BÜYÜĞÜ MUAMMER ABİYE. ÇÜNKÜ BURAYA HER DUA YAZANA VESİLE OLDUĞU İÇİN DUALARDAN HASIL OLAN HAYR VE BEREKETLER MİSLİ İLE SEBEB OLANA GİDİYOR MUHAKKAK.

MUAMMER ABİCİĞİM BENİM BU SİTEYE YAZDIĞIM İKİNCİ YAZI BU. AMA BUGÜN BUNLARI YAZABİLDİYSEM VE BECEREBİLDİYSEM İNAŞALLAH YAZAMAYA DEVAM EDERİM.

OKUYANLARDAN, DUA EDENLERDEN, ÜZÜLENLERDEN YANİ ZERRE MİKTAR MÜTEESSİR OLUP AKLINDAN GEÇİRENLERİN CÜMLESİNDEN ALLAH-Ü TEALA RAZI OLSUN, ONLARI KORKULARINDAN EMİN, UMDUKLARINA NÂİL EYLESİN. AMİN...
SAYGI VE HÜRMETLERİMLE
ŞEHİD DAYISI
AYHAN ÖZBEK
Alıntı
Guest09-04-2008 03:43#4
Burası gerçekten de ne güzel bir yer oldu. Baktıkça yazılanlara, sizlerle görüşmüş gibi oluyorum. Ve sizlerle görüşünce de Rabbime kul olmayı hatırlıyorum. Allah herkesten razı olsun. Bu güzel dualar Allahü tealanın izniyle elbet ulaşacaktır yerlerine... İnancım sonsuz... Allah'tan dileğim, bizler de bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızda bizlere de böyle temiz duygularla hayır duası eden insanlar olmasıdır. Güzel Rabbim, edilen tüm dualarımızı kabul eylesin... Sizleri çok seviyorum. Yüreğinizdeki o saf sevgiyi buraya her gelişimde hissediyorum. Yanlız olmadığımı hissettiriyorsu nuz bana. Her iki cihanımızda da mutluluklar diliyorum her birimize!..
Alıntı
Guest09-04-2008 02:01#3
Bu üç mektubun, sevgi ve ümit sokağımızda ilkbahar gülü gibi açmasını sağlayan sevgili gönül dostlarıma; acısını kalben paylaştığım Kadir Çetin beyefendiye ve sevgili Muammer Erkul'a sonsuz teşekkürler...
Maneviyatımızın en güçlü göstergesi olan tevekkül ipine her daim sımsıkı sarılabilenlerd en, Allah için yaşayıp Allah yolunda ölenlerden olmak dilek ve dualarımla...
Sizleri çoook ama çook seviyor; bu üç mektupla birlikte okuduğumuz Fatihalarımızda n hasıl olacak ecir ve sevabın nebilerimize, şehitlerimize, ermişlerimize ve biricik Rayetsu kardeşimle birlikte gelmiş geçmiş tüm ölmüşlerimize ulaşmasını diliyorum.
Alıntı
Guest09-04-2008 01:57#2
Güzel insanlar hep güzel düşünüyor...
Okudum ve bağışladım, inşallah vasıl olmuştur, haberdar olmuştur sevgili Rayetsu. Allahü teala Kadir abi ve Aysun ablayı bu güzel sabırlarının mükafatına kavuştursun. Bizlere de sıkıntılar karşısında böyle güzel sabretmeyi nasip etsin, amin...
İlginç ama, aslında beni de Kadir abi teselli etti... Rayetsu için çok üzülüyordum ve elimde olmayarak sürekli ağlıyordum. Bu arada Kadir abiye başsağlığı için mesaj yazdım. Cevaben "...şehit sevinci ve hazzını yaşıyoruz" yazdı... Bunu okuyunca çok ferahladım ve ben de bu sevince ortak olmaya çalıştım...
Gerçekten de üzülecek ne var ki?.. Bir insan ancak bu kadar güzel ölebilir... Ve ardında bunca seven ordusu bırakmak kime nasip olur ki?.. Bizim de en büyük arzumuz, nasıl olsa birgün son bulacak olan bu hayatı bu şekilde güzel sonlandırmak değil mi?.. Ben inanıyorum ki Rayetsu çok mutlu, üzülen bizleriz; yani arkada kalanlar... Arkada kalmak zor ama biz de birilerini arkada bırakıp gideceğiz birgün. Allahü teala iman selameti versin ve orada sevdikleriyle en güzel yerlerde buluşmayı nasip etsin...
Alıntı
Sultan Yürük09-04-2008 01:55#1
"Galiba burası; iyilik köprüsünün geçtiği yer..."

Rüzgârın başka yerlerden alıp buluşturduğu çöpler misliyiz yanyana gelmiş olan.
Yeni bir rüzgâr çıkıp, ya yanımıza başka başka çöpler yığacak, ya da bizler bir başka çöplerin yanına vardırılacağız.
Dualarımız bu olmalı ki; iyi ruhların biriktiği yerlere düşürülmeyi dileyelim.
İyilik köprüsünün olduğu yerden geçirilenlerden ve de birilerini oradan geçirenlerden olalım...

Dualarımız Rayetsu kızımıza ve ebediyete intikal etmişlerin cümlesine...

Allah razı olsun sizlerden, Muammer Erkul ve Kadir Çetin.
Ve de bilmediğimiz daha başka katkıları olanlardan razı olsun inşallah Rabbim.

İki cihan saadeti diliyorum her biriniz için...
Esenlik dileklerimle, saygımla selamlar...
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile