Seyir Defteri - 24 Kasım 2008 (Öğretenlerin günü)

 

Öğretenlerin günü

 

24 Kasım, öğretmenlerin günü.
Bütün öğretmenlerimizin bu özel gününü tebrik ediyoruz ve
de tebrik etmeliyiz.
Çünkü öğretebilmek büyük meziyet ve çünkü öğrenmek çok
kıymetli...

Öğretmenlerin günü, 24 Kasım...
Öğretenlerin günü ise ömür boyu, ta ki hesap gününe kadar!
Peki ya karşılıksız, çıkarsız, hiç bir menfaati olmadan
doğru olanı öğretenlerin günü ne zaman?..
İşte onlarınki asıl mahşer günü başlıyor...
Onlarınki sonu olmayan bir gün;
Onların günü; sonsuzluk!

Bunu iyi anlamak lazım;
Hakkı Hakk için öğretmeye çabalamak, peygamberlik mesleği.
Bu işi bu niyetle yapmaya çalışmak; peygamlerlerin işine
benzediği için kıymetli oluyor.
Hatta hangi işi "sünnet-i şerif" diye yapsan ibadet oluyor...
Hatta Sevgili Peygamberimiz yapardı diyerek bir miktar öğle uykusu uyusan; o Sevgili bakardı diyerek denize baksan, o güzeller güzeli severdi diye çocukları sevsen ve hatta evde çocuklarınla, hanımınla oynasan ibadet!..
.....
Oynamak ibadet değil, uyumak ibadet değil, ama "O'na benzemeye çalışmak" ibadet...
O'nu ve getirdiklerini sözle, yazıyla methetmek ve çıplak
sesle, çalgısız olarak ilahiler mırıldanmak bile ibadet...

Şunu da anlamak lazım:
Teröristin de bir öğreteni var,
soyguncunun da...
Kumarbaz da her kazancından sonra ustasını
minnetle anıyor!

24 Kasım, öğretmenlerin günü; neler de hatırlattı...
Öğretenlerin günü ise ya mahşere kadar veya sonsuza kadar.
Bunun sebebi ise; kalpler asıl o zaman açığa çıkacak,
niyetler belli olacak; hâlis olan, riyasız, karışıksız, katışıksız ve yalnızca samimi olan kimselerin "öğretişleri" asıl kıymetini bulacak...

Bütün öğretmenlerin Öğretmenler Günü...
Öğretenlerin ise...
Asıl onların her günleri, her adımları,
her nefesleri kutlu olsun!

 


HEADER

Guest23-12-2008 09:19#19
Bunları söylüyorsun da hocan kim dedim birine, bunların kimden öğrendin?.. Biz ..... talebesiyiz dedi. Kitaplarını okuyor musun, dedim... Biz onun deği de onun talebesi ..... kitaplarını okuyoruz, dedi...
40 sene önce ölmüş hocanızın kitapları yerine onun talebesinin kitaplarını okuyorsanız bu nasıl talebelik nasıl tabi olmak?.. Dedim. Demek ki onun kitaplarında ondan öncekilerden bir satır geçmiyormuş ki böyle olmuş. Yani onun talebeleri de hocalarının ölümünün ardından kendi kitaplarını yazmış. Bu şu demektir ki o ölünce de onun talebeleri kendileri yazacak kendi din kitaplarını! O zaman nasıl hocalık ki bu? Talebelik var gibi ama hocalık yok! dedim.
Sen ne okuyorsun dedi bana... Ben de dedim ki:
40 sene önce değil, 400 sene evvel vefat etmiş olan İmam-ı Rabbani kuddisesirruh hazretlerinin kitaplarını okuyorum mesela... Yüzlerce yıl önce vefat etmiş olan Yunus Emre hazretlerinin şiirlerini okuyorum mesela... Bütün evliyaların hayatlarını, menkıbelerini okuyorum... Diyorum ki
kendime ve sana da: Yüzlerce yıl değişmemişse, unutulmamışsa, kıyamete kadar değişmeyecek demek ki ve hak olan budur demek ki, dedim...
Öğretenler günü yazınız bana bunları hatırlattı. İçim sızlıyordu zaten, anlattım...

MAHİR A.Ç.
Alıntı
Muammer Erkul26-11-2008 01:49#18
Sevgili Kezban,
Eğer bilmediğim bir mahzuru yoksa...
Bizlere, BÜTÜN ÖĞRENCİLERİNİN İSİMLERİNİ yazar mısın?..
İlk öğrencilerini sitemizde yayınlayalım ve yayınlandığı o gün de "Kezban Öğretmenin Öğrencilerinin Günü" olsun. :-)))

Hatta hep birlikte çekilmiş bir resminizi de gönderirsen onu da yayınlarız.

MUAMMER
Alıntı
Muammer Erkul26-11-2008 01:42#17
Merhaba Muammer abi ve Sevgi ailesi. Dün ilk öğretmenler günümü kutladım ben de; 2 ve 3. sınıfların toplam 24 kişi olduğu sınıfımda ve köyümde... Birilerine bir şeyler öğretmek çok güzel bir duygu, bunun için burada olmam da Allah'ın bana bir lütfu. Öğretmenler günü ile ilgili yazınızı biraz içim buruk okudum. İlk yılım olduğu için bazı sıkıntılar ve bazen yetersizlik duygusu yaşıyorum. Yazınız ve arkadaşların söyledikleri yükümün ne kadar ağır olduğunu tekrar hatırlattı. Ağır ve bir o kadar da güzel, sonuçları da güzel olur inşallah. Dualarınızı esirgemeyin lütfen, sevgiler...

KEZBAN
Alıntı
Guest26-11-2008 01:33#16
Espriden anlayan ve hoşlanan; haylaz ve afacan öğrencisini de maharetle evirip çevirebilen, işinin ehli bir öğretmenle karşılaşmamışsı nız demek ki Akın Bey... Yani sizin öğrenciliğiniz yazdıklarınızda n anladığımız kadarıyla, biraz yukarıda vasıflarını yazdığım öğrenci şeklinde geçmiştir sanırım... :-) Ama böyle öğrencileri de çok seven ve zevkle okutan mahir öğretmenler olduğuna inanıyorum... Keşke böyle bir öğretmenle karşılaşmış olsaydınız da; veya bütün öğretmenlerimiz böyle olabilse de, siz de bu konuda daha olumlu düşünseydiniz...
...diye düşündüm...
Selamlar... :-)))

KARANFİL
Alıntı
Muammer Erkul25-11-2008 08:54#15
Valla ben öğretmenlere yal....k olmasın diye yorum eklemedim. Hayatımda hiç sevdiğim öğretmenim olmadı, aynı şekilde onlar da beni sevmedi:-)

AKIN
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 14:26#14
Bana yazılmış her mektubu elbette yayınlamıyorum...
Aşağıda okuyacağınız mektup da özeldir. Fakat yayınlamak istiyorum...
Yanlış algılanacağını da zannetmiyorum.
Kir pas içinde, kan ve barut kokan, hatta bazı uzuvları sakatlanmış ve hayatının çoğunu tüketmiş bir gazinin, göğsüne iliştirilen bir madalyayı göstermesi/gizl ememesi kibir olmaz sanırım!

Aşağıdaki mektubun da bir MADALYA olarak sitemizin göğsünde durmasını istedim...
M.E.
------------------------------


Selam ve Dua ile...
24 Kasım'a bir anlam katmışlar ya da mana vermişler...

İnsanın hayatına anlam katanlar mayasına mana verenler... Bir ülkenin rotasını çizeceklere ilk kalemi tutturanlar yazılar yazdıranlar adına...

Hoca camide olur, diyenlere yok bir sözümüz... Camide imam ve müezzin olduğunu bilmemek onların suçu mu bilinmez!..

O aydınlık insanlarımız kitaptan okuduğunu projektör gibi yansıtacak karşısındakiler e ve bir ö ğ r e t i c i olarak kalacak... Telekominikasyo n firmalarının yaptığı kampanyalardan faydalanacaklar , öğretmen evlerinde okey masasında yanlarında biraları hükümet devirip hükümet kuracaklar, kendilerine nasb edilen sıfat sayesinde...

Ya Hocalar...

Öğretmekten ziyade eğitmek için olmuş olanlar...
Bir deniz feneri gibi; her biri bilgi yüklü gemilerin uçsuz bucaksız ummanlarda rotasını şaşırmasına mani olanlar...

Bildiğini inandığını karşısındakiler e aktaranlar... Onların dertleri ile dertlenenler... Bir milletin geleceği için serdengeçenler...

Benim için çaba sarf edip zaman harcayanlar...

İster evdeki anam babam...
İster okuldaki öğretmenim olsun...
İster camideki imam...
İster atölyedeki usta...
İster işyerindeki patron...
İster gazetemdeki yazarım... sırdaşım ... abim ..dönüm noktam... herbiri bir hocadır ... öğretmendir.. Bir diploma mı lazımdır ille eğitim fakültesinden sipariş edilmiş :-)

Öğretmenler gününüz kutlu olsun Muammer Abim

Dua ve dua... ve de dua muhtaçligimiz.. . her daim bekleriz

Sevgi ve Hürmetle...

MUSTAFA METİN TAMER
"bir ömür talebe"
Turgutlu / Manisa
Alıntı
Guest24-11-2008 13:28#13
Sınıfta biri konuştuğu zaman eline bir tebeşir alır, hedefi hiç şaşmazdı! :-)

Yaramazlık yapanları sınıfın köşesinde tek ayak üstünde bekletirdi. Zemin tahta o zamanlar, tek ayak beklediğimiz köşeden fındık faresi çıkardı! :-)

Bir de cetvelle eline vururdu ödevini yapmayanların.. . O bir metrelik tahta cetvelle...

Ve okul sobalıydı. Hatırladığım, kışın çok soğuk olurdu. Hademeleri beklemeyen öğretmenim; üşümeyelim diye her daim sobaya odun kömür atardı, ellerinin kirlenmesine aldırmadan...

Ben en arkadaki kümede idim, sobaya çok uzaktık. Soğuk bastırınca sıralarımızı sobanın yanına taşırdı.

Siyah önlüklerimizin kuşakları çözülse asla bağlayamazdık. Bir arkadaşımıza bağlatsak da annelerimizin yaptığı o şaşaalı fiyongu tutturamazdık hiç bir zaman... Bunu gören öğretmenimiz bize yardım eder, kuşaklarımızı bağlardı. Eve giderken atkı ve bereleriizi giymemize yardımcı olurdu.

Sınıftan en son öğrenci çıkıncaya kadar bekler , en son o çıkardı.

Teneffüslerde aşırı koşup terlersek kızar, düşersek kaldırır, biyerimizi kanatırsak o küçük ecza dolabımızda her zaman mevcut olan oksijenli su ve tentürdiyot ile pansuman yapar, geç kalırsak uyarır, potansiyelimize göre desteklerdi.

Kursların, dershanelerin, özel derslerin yaygın olmadığı dönemlerdi. Dersi derste öğrenmemiz için bütün çabasını sarfeder, sesi soluğu tükeninceye kadar tekrar tekrar anlatırdı.

Öğretmendi, öğretendi, eğitimciydi. İşte benim elleri öpülesi ilkokul öğretmenim...

Binlerce on binlerce öğrenciye eğitim vermiş, öğretmenlik yapmış, Türkiye'nin şekillenmesinde dünden emekleri olan bir büyük insan bence...

Ve biz değerli ve anlamlı insanları; nedense kaybetme aşamasına gelince kıymetlerini anlıyor ve yapmadığımız ertelediğimiz herşey için büyük pişmanlıklar duyuyoruz.

Onbinlerce yüzden biri olarak; her sene 24 Kasım'larda bahçeden yolduğumuz sarı, pembe ve beyaz renklerdeki kasım patlarını avuçlarımda sımsıkı tutuyorum. Saçları iki yandan beyaz dantel kurdelalarla bağlanmış bir kız çocuğu gibi ...

İlkokul öğretmenim'e saygılarımla...

Çorlu Alipaşa İlkokulu
Yusuf Güngör-1982-1987
:-)

YASEMİN
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 13:21#12
Sevgili Aslı, bizim köyümüzdeki okulu getirdin hatırıma. Aynı derslik içerisinde bir öğretmen ile bütün sınıflar ve toplamda 25-30 kadar öğrenci... Sınıfın ortasında uzunca borulu teneke odun sobasına, her gün bir öğrenci bir kucak odun getirirdi :-) Önlüğü hazır satın alabilenler zengin aile çocukları sayılırdı, genelde çeşitli siyah kumaşlar alınır ve evlerde dikilirdi. Ama yakalar örme dantel olduğu için, şimdiki bir çoklarından bile daha fiyakalı olurdu :-) Neler getirdin aklıma, sevgiler kere sevgiler...

SULTAN GÜL
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 13:20#11
Şu yukardaki güzel insanın güzel ismini, güzel rüyasında gören, güzel ablaaaaa!:-)))
Doğum gününüz kutlu olsun; sevdiklerinizle geçireceğiniz hayırlı ve bereketli bir ömür dilerim "Muammer abimin Mahmure ablası"... :-)

KARANFİL
Alıntı
Guest24-11-2008 13:19#10
Etrafımdaki sadece ismi öğretmen olan öğretmenlerimiz in dışındaki faydalıyı ve doğruyu öğreten öğretmenlerim!..
Öğretmenler gününüz kutlu olsun!
Sadece okuldaki öğretmenlerime değil, hayatım boyunca bana öğreten bütün insanlara...
Sevgilerimle...

E. SABAH
Alıntı
Guest24-11-2008 13:18#9
Saygıyla...
Tüm öğretmenlerimin emeğine
bazılarının ise YÜREĞİNE...

Söyle öğretmenim çok mu üzmüştüm seni? Çok yaramazlık yapıp çok mu konuşmuştum sen bizlere bir şeyler öğretmeye çalışırken, söyle çok mu?..
Bana öğrettiğiniz tüm bilgilerin yanında bir de deyimleri öğretmiştiniz. Bugün anlıyorum ki ne o deyimleri hakkıyla anlamışım ne de o zamanlarda deyimler üstüne yazdığım kompozisyonlar onları anladığıma işaretmiş. Özellikle bazıları var ki... Uzun zaman geçti öğretmenim çok uzun... Öğrencilik yıllarım artık son bulurken bunları nihayet anlıyorum. "Ne ekersen onu biçersin" deyiminin anlamını... Biliyor musunuz ben de sizin gibi öğretmen olacağım ama SİZİN GİBİ! Gerçi biz İbrahim Aleyhisselam'ı atacakları ateşi söndürmek için ağzıyla su taşıyan karıncadan öteye gidemeyiz. Bunu da sizden öğrendik. Sizden öğrendiklerimle SİZİN GİBİ bir öğretmen olmak istiyorum. Çünkü sizden sonra o kadar az oldu ki başımı şefkatle, sevgiyle ve bir şey beklemeden okşayan; beni ben olduğum için sevip, öğrencisi olduğum için sevip onun haricinde içimde ve dışımdaki kalıplara bakmadan çok az kişi sevdi ki sizin gibi... Hani yukarıda bir deyimden bahsetmiştim ya öğretmenim işte o deyim, 20 tane öğrencinin haftada altı saatcık zaman diliminde canıma okurken hep aklıma düşüyor. Sizi çok mu üzmüştüm öğretmenim de şimdi üzülüyordum?
Okul yolumuzun üzerindeki durakta beklerken öğretmenler gününün üzerine güneş yeni doğuyordu. Hava soğuktu. Kış birden geldi öğretmenim. Ağaçlar, bir tek mezarlıkta ikamet edenler dışındakiler, saçlarını döküp kelleşmişti. Yapraksız halleri gözüme değişik göründüler. Sanki yapraklar hep yerinde kalmalıydı. Bugüne kadar size ağaçların varolan yapraklarından hiç bahsetmemiştim değil mi? Oysa kaybolduklarınd a anında bahsediyorum. Öğretmenim neden insanlar her şeyin değerini kaybedince anlıyor? Okumadığı kitabın yükleri neden kitap elinden alınınca omuzlarına çöküyor? Kıymetini anlayamayıp tam yönelemediği ışığı neden karanlıktan soruyor? Onca zaman geçmiş değişen tek şey ağaran saçlarım ve uzayan boyum değil mi? Hala aynı dalgın, düşünceli ve sorulu öğrenciniz... Öğrencinizim ya bana yeter. Bu ne büyük bir saadet!
İnsan hep kaybedince mi değerini anlıyor öğretmenim? Size karşı olan bu tarifsiz özlemim de bu yüzden mi?
Öğretmenim bana söz hakkı verir misiniz? Şikayetim var. Yok yok ne arkadaşım kalememi aldı ne de saçımı çekti. Şikayetim gerçek olmayan öğretmenler! Asık suratlı, bıkkınlık ve sevgisizliğin gözlerinden fışkırırcasına bakıp, ders bile anlatMAyan öğretmenleri size şikayet ediyorum. (Öğretmenler Günü özel bir gün diye bu satırları yayınlamayabili rsiniz. Fakat bu nadide mesleği hakkıyla yapan ve yapmayanlar aynı kefeye konulmamalı çünkü sevgi ve fedakarlık güç paylaşılan bir şeydir ki paylaşmak da başlı başına yürek isterken...) Efendim öğretmenim, nasıl davrandıkları için böyle konuştuğumu mu soruyorsunuz? Boşverin, öğretmenim aldırmayın siz de benim gibi camdan dışarıya seyredip yapraklara dalın. Toprağa karışan, toprak olan yapraklara!
Ahhh... Öğretmenim, söz bitti yüreğe yetmedi. Hasretle elleriden öperim.

*****
Hazreti Ali radıyallahu anh:
"Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." buyurmuş. Tüm öğretmenlerimiz in böylesine hayırlı ilimlerle, hayırlı günlerde dinine, vatanına, milletine, anne ve babasına hayırlı bir nesil yetiştirmesi dileğiyle tüm öğretmenlerimiz in öğretmenler gününü kutlarız.
:-)

tK
Alıntı
Sultan Yürük24-11-2008 13:04#8
Sana geldim.

Hayranlığımı ve saygılarımı sunacaktım.
Yıllardır aktardığın ve nazikçe bize doğru akmasına izin verdiğin,
kendine olan saygının, bizde biriken yanını gösterirken, yüzündeki
mutuluğu görmekti gayem...
Sana nasıl çoğalmışlığını
gösterecektim.
Ben, bir parçasıyım diyecektim çoğalmışlıkları nın.
Senin parçanım!..
Ben senim!
Ben, sen-im diyecektim hissettirmeden, aslında hissetmeni isteyerek...
...
Yitik beni bulmaya geldim diyecektim!..
Beni bulup, ekin yine gönül bahçelerinden birine, ya da hiç değilse bir saksıya...
Senin gibi ben de kendimi çoğaltmaya geldim...
Senden bir dal, bir kelam aşıla bana...
Sen, sende beni; sen, bende beni çoğalt! ..
Yo, yo!
Sen bende, seni çoğalt...
Çiçek kokuları gibi karıştı, çiçek gibi kokan duygularım birbirine...
Kokular karışınca; ayırmak zor olsa da, her duygudan armoni güzel
temennilerim; kötü varsa yolda kalsın!
Yol alsın sonsuza iyi temennilerim...

Hoş gelecektim, hoş geldin diyeceğini umarak hoşluklar içinde...
Bir ben kadar, daha yüzbinler var! ..
Yüz binlerce daha, ben-ler var diyecektim.
Yani, yüzbinlerce çiçekten sen kokacaksın.
Her çiçeğin gönlübol dallarından; her mevsim sen bakacaksın diyecektim...

ÖĞRETMENİM
Karşında titreyen sesim, ellerim, bunların hepsi bir olup, elleriyle
susturur beni. Bütün duygularımı sana, benden sen sızan ve de sen kokan, terim söylüyor şimdi...

...
Saygı ve hürmetle her birinizin ellerinizden öpüyor, sizlerden
öğrendiklerimi, aktarmaya gidiyorum efendim...
Rabbim sizlerden razı olsun inşallah...

...
Yıllardır merak ettiğim, kendisinden bir haber de alamadığım (Bafra Atatürk ilkokulu) Ahmet Çoban Öğretmenim nezdinde, bütün öğretmenlerimiz e ithafımdır.

SULTAN YÜRÜK
Alıntı
Guest24-11-2008 13:00#7
Bugün aradım öğretmenimi ve "Canım öğretmenim sizi çok seviyorum, öğretmenler gününüz kutlu olsun" dedim. O da bana "Çok sevindim kızım, dünyalar benim oldu" dedi. Ben aradığım için o kadar çok mutlu olması benim gözlerimi dolu dolu etti. O bahsettiğim canım öğretmenimin adı Burhan ŞEN'dir. Herkese sevgiler.

ASLI
Alıntı
Guest24-11-2008 12:59#6
İlk günüydü okulda. Üstelik ablası da kendisini bırakıp kendi sınıfına gitmişti. Nasıl bulacaktı o kadar kalabalığın içinde?
Kalabalık bir sınıfta, bir sürü gürültünün içinde zorla duyulan bir zil sesi yankılandı. Sonra da koridorda koşma sesleri. O da dışarı çıktı. Bahçede, çimenlerin üstünde, bir elini başına destek koyarak uzandı. Gözlerini kapadı. Bir iki damla yaş süzüldü gözünden. Tanıdığı kimse yoktu. İlk defa da evinden bu kadar uzağa geliyordu.
Sonra bir ses duydu. Gözünü açtığında kendisi gibi çimenlere uzanmış, kendisine bakan bir adam gördü. Sıcacık bakıyordu.
İşte o gün o çocuk okulu çok sevdi.
Öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim.

GÖKMAVİ /SAMSUN
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 06:27#5
Öğretmek böyle olur, diyerek,
(Abdüllatif Uyan grubu) ndan bugün gelen menkıbeyi aktarıyorum:
.....
Allah dostlarından Ebû Müslim Havlânî hazretleri, "rahmetullahi aleyh" bir gün, sevdikleriyle bir bahçede otururken;
Efendim, eski Velîlerde kerâmetler görülürmüş. Meselâ yerden biraz toprak alsalar, "Altın" olurmuş ellerinde, diye arzettiler.
Ebû Müslim hazretleri yerden bir avuç topak aldı ve avcunu açıp sordu:
Böyle mi?
Ordakilerin gözleri faltaşı gibi açıldı o anda.
Zîra büyük Velî'nin avcundaki toprak, "Altın" olmuştu.
Onların şaşkınlığı sürerken;
Toprağı altın yapmak mârifet değildir,
buyurdu.
Sordular:
Mârifet nedir öyleyse efendim?
Asıl mârifet, "ölü kalbleri diriltmek"tir.
Nasıl yâni efendim?
İnsanların kalbinden "Dünyâ sevgisi"ni çıkarıp, yerine "Allah sevgisi"ni yerleştirmek, en büyük kerâmettir.
Dinleyenlerden biri, kalben buna îtiraz edip;
"Toprağı altın yapmak daha büyük kerâmettir" diye düşünüyordu ki, mübarek zat o kimseye dönüp sordu:
Bu dünyânın tamamı "Altın" olsa, hepsini de sana verseler, bununla âhiretini kurtarabilir misin?
Elbette kurtaramam efendim,
Buyurdu ki:
Ama kalbinde "Allah sevgisi" varsa, hem dünyâda, hem de âhirette saadete kavuşursun.
Mühim olan da budur işte.

AYŞE
Alıntı
Guest24-11-2008 05:38#4
Geniş bir avlu içinde, tek katlı, iki derslikli, 1959 yılında yapılmış taş bir yapıydı bizim okulumuz. Zaten mevcudumuz azdı, ama biz bütün sınıflar aynı derslikte yani aynı sınıfta ders işliyorduk. Bir tane öğretmenimiz vardı. Bunu maddi ve manevi olarak ta algılayabilirsi niz. Bir tane öğretmeni paylaşan tertemiz kalpli köy çocuklarıydık biz. Kömür parasını kendi aramızda toplar okulumuza kömür alırdık, parasını getirmeyen öğrencilerin parasını öğretmenimiz karşılardı. Bizim hiç hizmetlimiz olmadı, kendi okulumuzu kendimiz süpürür, o eski sobamızı kendimiz temizler ve sabahları insanı titreten o soğukta büyüklerimizden giden olmazsa sobayı da kendimiz yakardık. Çok büyük bir ihtimalle soba hemen yanmaz, tüter de tüter sınıfı bir duman kaplardı.Öğretm enimiz sınıfı havalandırır, sonra sobayı kendisi yakmaya çalırdı. Hepi topu 50cm.den olan iki raflı kitaplığımıza getirteceği kitapların listesini hazırlar onları getiirtirdi, bize kitap isimleri sayar istediğimiz kitapları alırdı, tabii çoğunu da kendi karşılardı.Bayr amlarda bize folklör oyunları hazırlar, oynatırdı. Hele o kurduğu tiyatro sahneleri ve hazırlattığı oyunlar yok mu, hala Nasreddin Hoca resimleri gördüğümde arkadaşımızın yünden yapma sakalı gelir aklıma. Öğretmenimiz bize basketbol ve voleybol topları almıştı, beden derslerinde onları çıkartır biz oynadıktan sonra özenle yerlerine koyardı. Başka zaman dokunmazdık o toplara; çünkü o toplar bizim için çok kıymetliydi. Öğretmenimiz okulumuzun bahçesini adeta bir çiçek bahçesine çevirmişti. Diktiği çamlar, kavaklar, vişneler, ıhlamurlar koca koca ağaç oldular şimdi. Bizler de birer yetişkin olduk. Öğretmenimiz benim burda anlatamayacağım kadar cefakar bir köy öğretmeniydi. Ve ben her öğretmenler gününde öğretmenimi böyle biraz da hüzünlü ama çok anlamlı hatıralarla anarım. O'nu sadece öğretmenler gününde değil herzaman aramaya çalışıyorum. O belki hiçbirzaman sıcak bir sınıfta ders anlatmaya başlamadı ama bize insanlık adına öyle güzel dersler verdi ki bugün bile hayatımda örnek aldığım insanların arasındadır.
CANIM ÖĞRETMENİM SİZİ ÇOK SEVİYORUM.
42 numaralı öğrenciniz Aslı.

ASLI
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 05:27#3
24 Kasım, Mahmure ablamın da doğum günü...
Bir ara anlatmıştım ya hani:
Üç kızın ardından eğer erkek olursam annem Hüseyin, babam da İsmail koymak isterken adımı, doğumum yaklaşmış ve bir sabah ortanca ablam uyanmış, filan işte...
İsmimi ilk öğrenen ablam;
DOĞUM GÜNÜNÜ TEBRİK EDERİİİMMM...

(Tanımışsındır ama, yine de yazayım)
MUAMMER :-)
Alıntı
Guest24-11-2008 04:51#2
Hazreti Ali dahi bu hususta hassasmış,
"Bir harfi öğretenin, kölesiyim" buyurmuş...
Din ve kültürümüzde ona hürmet esasmış,
Öğretmen'in yerini tâ o günden duyurmuş.

Bizim için değil mi verdiği mücadele?
Azarlasa, yerse de ona kötü söz denmez...
Yakışır mı iyilik getirilmezse dile?
Ebeveyn hakkı gibi, hoca hakkı ödenmez...

Bütün öğretmenlerimiz in, ama bilhassa "doğruyu doğru, yanlışı yanlış" olarak öğreten öğretmenlerimiz in Öğretmenler Günü kutlu olsun...

Ve tabi ki :-)
Canım abiciğimmm, senin de günün kutlu olsun... Çünkü bu gün günü kutlanan kıymetli insanlara sen de dahilsin; en başta "sevgiyi" ve daha pek çok güzelliği "sevgiyle" öğretenimiz olarak...

KARANFİL
Alıntı
Muammer Erkul24-11-2008 02:08#1
Tüm GERÇEK ÖĞRETMENLERİMİZ İN Öğretmenler Günü'ü tebrik eder, iki cihanda mutluluklar dilerim.
Diğer önemli günler gibi Öğretmenler Günü'nün de bir gün değil, her gün olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler kere sevgiler...

KADİR ÇETİN
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile