Seyir Defteri - 21 Şubat 2009 Cumartesi (Yeşilay, Taksim, Sarıyer ve Hasan abiye ince ayar!..)

 

 

 

 


Yeşilay, Taksim, Sarıyer ve Hasan abiye ince ayar!

 

 

Belki de şu anda, Ege'nin 5 bin nüfuslu bir kasabasında gazete dağıtan, kitap satan, abone bulmaya çalışan...
Nerede bir deve görse beni hatırlayan...
Bir yandan bisikletinin pedalını çevirirken bir yandan hayır dualar mırıldanan Hasan Özkaralı'nın; eğer bu satırları yakın zamanlarda okuyacağın bilsem, yazamazdım!..
Ama onun gözü dünyaya bakmaz ki; bizim siteyi, beni, hatta kendini görsün!
Dün de ondan bir şey duydum.
Dedi ki: "Buyurulmuş ki; abi olmak tabi olmaktır!"
.....
Derin laf, beni aşar, kimler anlar bilemem...



"Herşey ayarlı" deyip duran ve onunla birlikteyken de bu ayar açık seçik gözüken Hasan abinin adı boşu boşuna "Ayarlı Hasan Abi"ye çıkmadı ya!.. Bakın size neler anlatacağım...
Salı günü, Bahçelievler'de, Ayhan Özbek'in müdürü olduğu özel koleje gitmiştim. Dedi ki;
-Sana bir müjdem var, ne verirsin?..
Cebimdeki şekerlerden üç tane uzattım müjdelik olarak...
-Hasan Özkaralı geliyor, dedi...
-Ya, bu muydu müjden, dedim. Ben zaten onu bekliyorum, ver şekerlerimi geri!..
Gitti şekerlerim, ama Hasan abime feda olsun!
:)



Perşembe günü akşam üzeri, Aşçı Sedat abiyle birlikte üç kişi, İzmir'den uçarak (elbette "teyyare ile" uçarak, o kadar da değil yani;)) İstanbul'a geldiler. Holdingte bir buluşma yaşayıp bir düğün yemeği yedikten sonra Ayhan Özbek'in (Kadir Çetin'in kızı Sueda'nın dayısı) evine gittiler. Gece beni aradıklarında Ayhan Özbek dedi ki;
-Yarın sabah erkenden evden çıkıp Eyüpsultan'a ziyarete gitmek istiyoruz. Oradan da belki Mehmed Emin Tokadi hazretlerinin kabrine, belki Fatih'e de uğrarız. Sonra sana teslim ederim Hasan abiyi...
-Tamam dedim...
Telefonu kapatır kapatmaz Ahmet Sırrı Arvas aradı.
-Yarın Yeşilay'ın seminerine gelsene, dedi. The Marmara'dayız, öğlen yemeğine de kalırsın, onbeş kişi de kontenjan sana!
Bak sen şu "ayara" şimdi! Mübarek adam kendi geldiği gibi nasibiyle birlikte geliyor.
-Tamam dedim; biir Hasan Özkaralı, ikiii...
Zaten Mustafa Necati amca orada, deyince (dede eli öpmeye koşanlar) takıldı hemen peşime...

 


Aslında daha önce de söylemişti bana Ahmet Sırrı, ama ihmal etmiştim her zamanki gibi.
Hatta Perşembe günkü (bir gün önceki) oturumda İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Kadir Topbaş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Adalet Bakanı M. Ali Şahin... Uğur Dündar, Cüneyt Arkın, Cem Yılmaz, Esra Ceyhan, Ebru Şallı, Orhan Kural, Arif Verimli, İbrahim Balcıoğlu, Rahmi Oruç Güvenç, Sefa Saygılı (Bunlar saadece hatırlayabildiğim Türk konuşmacılar) ve yurtdışından gelenler vardı ama benim tembelliğim tutuyor bazen böyle!
Fakat bu defa, öğleden önce Hasan abilerle The Marmara'da buluşmaya sözleştik.


 

(devamı ve resimleri için biraz bekleyin..)

 

 

 

-----------------------
(Yazının Devamı)

 


Gayet ciddi bir organizasyondu; Uluslararası Yeşilay Sağlık ve Sanat Festivali (18-21 Şubat 2009)...
Konuya "Uluslararası" gözle bakıldığında ağırlık önce sigarada. Her zaman böyle. Sonra da uyuşturucu ele alınıyor. Batılıların batıl inanışları kendi içinde alkolü koruyor ve tehlikesini bir anlamda görmezden geliyorlar...
Aldığım notlardan biri şuydu:
"Aynı değerdeki sigaranın Euro üzerinden fiyatları şöyle: Arnavutluk'ta 0.50, Sırp'larda 0.74, Fransa'da 5.30, İngiltere'de 7.65..." 10-15 misli fark var ve içim oranları da bu orandaymış yani batıda daha az...
"İnsanlar aniden sağlıklarını kaybedebilirler. Ama uyuşturucu adım adım, gıdım gıdım gelenbir sağlık kaybıdır!"
"İnsanlar üç şeyi kaybettiksen sonra kıymetini anlıyorlar. Sağlığını, ailesini, vatanını..."
"Vücutta toplam 200 milyar hücre var. Bunun 100 milyarı beyin hücresi ki; bunlar doğumdan gelen hücreler yani sonradan yenilenmiyor yani iyi bakılmadığı zaman hızla azalıyorlar!..
Milyar ise az geliyor insana fakat "1, 2, 3..." diye mesai saatlerini bunu saymakla doldursa bir insan ancak 70 yılda tamamlayabiliyormuş saymayı..." 8 saat X 70 yıl, halbuki "milyar" demek dile kolay geliyor!..
"İnsanlar sigara üzerinde yazan uyarıcı yazıları okumuyormuş..."
"Dünyada sadece 9 ülkede sigara bağımlılarını tedavi yönünde hizmet varmış..."
"Sadece 5 ülkede paketlerin üzerinde resim uygulaması varmış..."
.....
Yahu Hasan abi bırak artık şu sigarayı! ;)

 

 

Otelin otoparkından çıkarken ödediğim parayı görünce çıkıştı;
"Araba mı alıyorsun da 30 lira ödedin, bari kitap ver şu adama!.."
Elimin altındaki "İngiliz Casusunun İtirafları" kitabı ile takvim hediye ettim.
Fakat otelden çıkmadan önce Taksim Meydanı'nda bir tur atmıştık. Tarihi tramvayla resmini çektim, sonra da (bilen bilir) Beyoğlu İstiklal Caddesinden bahçesine girilen, meşhur Ağa Camiine gittik...
Trafik haliyle Aydın'ın, Nazilli'nin trafiğine pek benzemiyor; her kilometreyi ancak 15 dakikada alarak Beşiktaş'a ulaştık sonunda.
Beşiktaş deyince;
-Yahya Efendi hazretleri burada değil mi, Kanuni Sultan Süleyman Han'ın süt kardeşi olan büyük evliya, diye sordu bana...
-Şu tarafta, Ortaköy yolunda, dedim... Fakat şimdi hemen şu kavşağa gelinceye kadar seç bakalım; oraya mı gitmek istersiin, yoksa Sarıyer'deki yalıları mı görmek istersin?..
Bir an durup;
-Sarıyere götür, dedi. Belki bir daha fırsat olmaz...
-Tamam, dedim.
Zincirlikuyu, Levent, 4 Levent, Maslak, orman arasından sahile inen yol ve Sarıyer... Sahil yolu... Tabir caizse Hasan abinin ipini salsam "uçurtma gibi" tepemden gidecek!..
Buralarda trafik yok ama eski sahil yolu ya, dar... Hava da kış havası, kapalı ve çok bulutlu...
-En güzel yalıyı göreceksin şu köşeyi dönünce, dedim...
Köşede vardık, ama koca bir çöp kamyonu önümüzde duraklamış, adamlar da işlerini yapıyor.
Solda da bir özel araba var park etmiş, yol iyice daralmış. Önden ve arkadan ise gelen giden yok... İyice yavaşlarım, durdum...
Hasan abinin aşık olduğu manzara; yirmi otuz metre önümüzde... Sağda bir güzel beyaz yalı ve o kapalı havada bir ışık demeti dökülmüş üzerine ki bembeyaz parlıyor...
Bomboş yol, üç araba yanyana durmuşuz; Hasan abi mest olmuş...
Bir kaç dakika sonra yol genişliyor ve kamyonu geçiyoruz...
Karşıdaki perdesiz evden "ne oluyor" diye pencereye yönelenler olduğunu görüyorum, ve; "telaşlandırmayalım abileri" diyerek devam ediyorum...
.....
"Herşey ayarlı" diyor Hasan abi.
Telli Baba'ya da uğramak varmış kısmetimizde.
Denizin karşısında Anadolukavağı, tepede kale...

 

 

Döndük. Bir saat sonra köprü trafiğine girdik.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü geçince Kavacık sapağından çıktık ama o kalacak mı gidecek mi hala belli değil, çünkü gazetelerini dağıtma konusunda sıkıntı çıktı.
Bilet soruyoruz, var... Saat de uygun. Fakat Beykoz'da balık yemeden gidilmez ki...
Beykoz sahiline indik. Bir yandan yarım ekmek arası sıcak balıklarımıza yumulduk. Bir yandan da acılı şalgamlarımızı açtık.
-Bir tane daha söylüyorum, dedim... İkinciler geldiğinde ise dedim ki;
-Burada 4 taneden az balık ekmek yiyeni dövüyorlar, 5 tane yemek ise iyidir!..
İkincinin ortasında bir telefon geldi, kurtardı beni :) Bu arada Hasan abiye üçüncü balığı da söyledim...
-Başka yiyemem, dedi sopaya bile razı halde:) !..

 

 

Hemen yakında, Gümüşsuyu durağında Belediye tesisleri var, muhteşem bir yer. Çay içmek için oraya daldık. Deniz ışıl ışıl...
Yarın nerelere (elbette Beykoz'daki Yuşa tepesine ve Üsküdar'daki Aziz Mahmut Hüdai hazretlerine de) gideceğimizin planlarını yaparken, o "dönmek" kararını kesinleştirdi.
-Çünkü telefonda konuşurken, Ziya abiye; "yarın hizmetlerde olacağım inşallah" dedim, dedi...
On dakika içinde yetişmemiz lazımdı servise, yetiştik. Araç bizi bekliyordu...

 

 

İşte böylece, göründüğü gibi kayboldu Hasan abi;
-İstirahat etmek ahirette, dedi. Dünya iş yeri, hizmet etmek yeri...
Elimi cama koydum, camdaki avucunun üstüne...
Yürüdü gitti araba!..
O zaman aklıma Sedat abi'den ilk ayrılışım geldi: İzmir'den babamla dönüyorduk, daha Manisa yolundayken telefonla aramıştı, hıçkırarak ağlıyordu...
Babam şaşırmıştı ağlamasına ama, onun da gözleri buğulanmıştı!
Hasan Özkaralı ile de zaten aşçı Sedat Gökgedik tanıştırmıştı beni...
Ve ardından bütün o Nazillili dostları, abileri, kardeşleri tanıdım.
..iyi ki...

:)

 

1-ozbek-erkul-ozkarali_

 

2-ozfatura-_arvas_ 
3-themarmara_
4-ozkarali-erkul_
5-taksimmeydan_
6-sariyer
  

HEADER

Muammer Erkul08-03-2009 01:01#9
Abi yazıyı okuduğumda heyacanlandım, sanki yaşayan ben değil de başkasıydı. Dostlar yanında olunca her sey tatlı geliyor. Bazı şeyler anlaşılmıyor anlatılamıyor (tüplü şofbenden ölenler gazın kokusunu duymaz, bir şekilde vucuda girer, nasıl olduğu anlaşılmazmış ya, onun gibi) Allahu teala anlayışımızı arttırsın, dua beklerim.

HASAN ÖZKARALI
Alıntı
Guest26-02-2009 15:28#8
Bu satırları kaç kere okudum bilmiyorum. Yazılacak öyle çok şey var ki ama anlatılamıyor.. .

"Nîmete kavuşanlara, nîmetler âfiyet olsun,
Zevallı âşık da, birkaç damla ile doysun!"

tK
Alıntı
Guest25-02-2009 01:24#7
Rastladıkça okuyormuşsun ya hani sevgili Erkul, şaşırıp panik yapma, aynısını biz de yapıyoruz. Gayet normal bir durum yani.))

PERGİN
Alıntı
Guest24-02-2009 15:22#6
Beyoğlu İstiklal Caddesinden bahçesine girilen, meşhur Ağa Camiine özlemle...
....
İki yıl evvel hemen yakınlarında biyerlerde, bir hafta kadar misafir kalmıştım. Ramazan ayı idi. Teravih namazlarını orada kılmıştık.

O günlerden kalma bir de Sultanahmet bahçesinde sevgili ile dinlediğim ikindi ezanım vardır:-)
Sultanahmet'e özlemle...

A...
Alıntı
Muammer Erkul24-02-2009 15:20#5
Şimdi farkettim ki; ben GENE okuyup bitirmişim bu satırları. Kaç defa oldu bilmiyorum!

MUAMMER
Alıntı
Guest24-02-2009 02:06#4
Eveet hep birlikte Hasan abi ile İstanbul'u gezmiş olduk. Resimlerle belgelenmesi de ayrı bir güzel ve yine kahramanımızın üzerinde turuncu renk tişört var.)

PERGİN
Alıntı
Guest23-02-2009 09:32#3
Valla abi bu yazıyı önce Hasan abiyi aradıktan sonra A.Kadir Sözbir abi ile birlikte (maalesef sigaralarımızı da tüttürürken) seslice bir solukta okuduk. Sanki sizlerle beraber oraları biz de dolaşmış olduk. Yalnız tek bir farkla... Balık ekmek sanal olarak yenmiyor be abi... Ama rızk meselesi... :-)))

Akşam Hasan abi teşrif edecek... Eh... Diğer ayrıntıları da birinci ağızdan dinleriz artık...

Bizi bu dünyada tanışmamıza sebeb olanlardan Allahü teala razı olsun. Ayrılığın olmadığı yerde de beraber oluruz inşaallah...

"El mer'u mea men ehabbe" (hadisi şerif)

A.KADİR SÖZBİR & KADİR ÇETİN
Alıntı
Guest23-02-2009 09:31#2
Hepsi de afiyet olsun, şifâ olsun... :-)

"Nimete kavuşanlara afiyet olsun"

KARANFİL
Alıntı
Guest21-02-2009 13:09#1
Tam da heyecanlı yerinde, bööyle de kesilmez kii:-)

PERGİN
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile