Seyir Defteri - 13 Mayıs 2009 (KIRKINCI YILDA boğaz gezisi)

 




Kırkıncı yılda, Boğaz gezisi...

 




Gazetemizin yayın hayatına başlamasından bu yana 39 yıl bitti.
40'ıncı yıla girdiğimizden beri bazı farklılıklar yaşıyoruz.
Bunlardan ilki 22 Nisan sabahı gazetemizin yazı işlerinde yaptığımız kahvaltı idi.
(Sitemizin Seyir Defteri bölümünde "Kırkıncı yılda kahvaltı" başlığı altında yazı ve görüntüleri mevcut.)
Devamı ise geliyor.
İşte bir diğeri, (13 Mayıs 2009 Çarşamba günü) bu gezi oldu...



Gezimizle ilgili bilgileri ele geçtikçe yayınlarız, ama önce herkesin merak ettiği görüntüleri ekliyorum; isim ve açıklama yapmadan. Bilen bilir, tanıyan tanır:
İyi seyirler...
İyi "gezi"ler...

.

dsc07202
dsc07203

dsc07205

dsc07207
dsc07208
dsc07210
dsc07213

 

dsc07215

 

 

 

dsc07216

 

 

dsc07217

dsc07218

dsc07220

dsc07224

dsc07226

dsc07227

dsc07230

dsc07235

dsc07237

dsc07260

dsc07263

dsc07266

 

dsc07267


dsc07269

dsc07270

dsc07271

dsc07272

dsc07274

dsc07276

dsc07279

dsc07280

dsc07282

 

dsc07284

BU FOTOĞRAFIN ALTINA BİR NOT YAZMAK İSTİYORUM:
Burası İncirköy. Paşabahçe ile Beykoz arasında...
İşte ben bu çerçeve içinde doğdum...
Çocukluğumun ilkokul 3'üncü sınıftan sonrası gene bu kare içinde kalan mahallede geçti...




 

dsc07285

dsc07287

dsc07297

dsc07301

dsc07304

dsc07305

dsc07306

dsc07309

dsc07312

dsc07319

dsc07324

dsc07328

dsc07330

dsc07333

dsc07335

dsc07336

dsc07338

dsc07339

dsc07350

 

dsc07352


Ve, beyaz bir iz bırakarak ardımızda;
"Boğaz gezimizi" tamamladık...
Güzel hatıralar kaldı hafızalarda ve hoş görüntüler birikti fotoğraf karelerinde...
Nice yıllara arkadaşlar :))) 




---------- İLAVE ----------

Ömer Söztutan'ın
15 Mayıs 2009 Cuma günkü
"Söz Market"inden:


bizimkiler mavi yolculukta!


Türkiye Gazetesi’nin 40. yıl etkinlikleri Boğaz gezisiyle devam etti...
Tabii buna Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak’ın “Devamı gelecek” müjdesini verdiği sürprizleri, “Vapur Sefası”yla sürdü de diyebiliriz...
Bazı arkadaşlar, “Nedir abi onlar, Dubai mi Kıbrıs mı” diye merakını gizleyemese de, bu konuda pek bilgi alamadık...
...

“Çalışmak... Çalışmış olmak böyle anlarda güzel” diyor ve ahkam kesme işini en başta hallederek Boğaz turumuza geçiyoruz...
İsimleri atlayıp, kimseye haksızlık etmemek için genel anlamda emeği geçenlere teşekkür edelim...
...

Günler öncesinden programda aksaklık olmaması için sürekli bilgi verilmesi, servislerle herkesin ailesiyle birlikte evinden alınıp bırakılması, kısacası kalabalık sayılabilecek bir organizasyondan yüz akıyla çıkılması mükemmeldi...
“Şu da olmasaydı” diyebileceğimiz bir şeyin olmaması, hassas düşünülmüş bu motivasyon gezisini kusursuz kıldı...
...

Yani yiyecek-içecek servisi, sohbet-muhabbet ortamı harikaydı...
Ancak bugüne kadar pek çayını içmediğimiz Hasan Hocam’ın önüne gelene “Abi otur çay ısmarlayayım” demesinden işkillenmedik değil...
Zaten diğerleri gibi o da ücretsizmiş...
Bu sosyal aktivite için vapur gezisinin seçilmesi çok isabetliydi...
Çünkü yıllardır servis kullandığımızdan dolayı, vapura binmeyeli uzun zaman olmuştu...
Hatta Veli Abi o kadar unutmuş ki; iskeleden geçerken bina giriş kartını turnikeye okutuyordu...
Halime Hanım, “Üst katta içeriz” diye bir paket sigara almıştı...
Ancak her 10 dakikada bir “Vapurun hiçbir yerinde sigara içilmeyecektir” uyarısıyla hayalleri Boğaz’ın mavi sularına gömüldü...
Haa, inerken boş paketi çöpe atarken gördük o ayrı...
...

Yolculuğa çıktıktan kısa bir süre sonra vapurun aniden geri dönmesi, “Acaba iskelede birini mi unuttuk” sorularını akla getirdi...
Meğer Raşit’in kolu, kaptan köşkünde resim çektirirken dümene çarpmış...
...

Vapurda yiyecek içecek olmasına rağmen Turgay’ın simitle binmesi de merak konusu oldu...
Kadıköy’de anladık ki; martılara atmak için almış...
Tabii martıların simite rağbet etmemesi de ilginçti...
Cahit sebebini açıkladı; “Olum Kadıköy’ün martıları sosyetik, simit yemez... Sen onları Karaköy’de atarsın...”
...

Hasan’ın simit atmayı denediği martılardan birinin kafasına isabet ettirip, hayvana kısa süreli baygınlık geçirtmesi de kuşları kaçırmış olabilir tabii...
Serdar’ın vapura binerken telefonu kapatması çok fazla önemsenmedi ancak Ali’nin Kadıköy’deki Beşiktaş iskelesi yerine Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesinde bizi beklemesi kayda değer notlardandı.
...

Neticede İsmail Yağcı Abi’nin rehberliği ile mükemmel bir gün geçirdik...
İsmail Abi Boğaz’daki tarihî yapıları anlatırken, Resul Abi beni görevlendirdi, “Git söyle de bitirince Çırpınırdı Karadeniz’i koysun” diye...
İsmail Abi gemide bu marşın olmadığını söyleyip, “Söyle de gelip gür sesiyle kendisi söylesin” notunu yolladı...
Resul Abi’nin bu teklifi kabul etmeyişi, “Hanımın yanında sesi gür çıkmaz” yorumlarına sebep oldu...

15_05_2009t





---------- NOTLAR ----------


*
Gazeteden geziye katılım listesi 237 kişi, liste dışı 52, toplam 289 kişi gözüküyormuş... Ama bu listeden gelmeyen ve liste dışından gelenler olmuş...
Yani tam olarak vapurda kaç kişi vardı bilemiyorum...

*
Bu arada, herkesin ismini burada yayınlamak mümkün değil!.. Ancak; "gezide ben de vardım" diyenler, burada adının görünmesini siteyenler, sayfanın altındaki yorumlar kısmına "gezide olduğunu, kaç kişiyle katıldığını ve duygularını" yazabilirler...

*
Böyle bir sayfa yapmış olmamız çoğu arkadaşın hoşuna gitmiş, memnun olmuşlar ve teşekkürlerini ilettiler. Biz de asıl teşekkürün gezinin yapılmasını sağlayan ve emeği geçenlere olması gerektiğini tekrar ediyoruz...

*
Geziye katılan bütün arkadaşlar ile irtibatım yok. Sizler de kendi tanıdıklarınızın haberdar olmasında yardımcı olursanız, memnuniyet artar sanıyorum...


:
.



HEADER

Guest22-07-2009 16:03#25
Bu gazete bize ekmek, su gibi lazım. Alışkanlık yaptı bana.
ALLAHA EMANET OLUN:-)

EMİNE
Alıntı
Guest04-06-2009 05:26#24
Bu gemide ah bende olsaydım
Açık denizlere yol alsaydım
Vız gelirdi herşey inan bana
Yerter ki ben sana varsaydım.

Resimlere baktıkça bu şarkı dolandı dilime nedense.))

PERGİN
Alıntı
Guest03-06-2009 03:54#23
Peh peh pehhh...
Ne güzel...
Ne diyeyim...
Hem resimlere hem de yazılanlara göz atınca yine tarifi olmaz duygulara gark oldum...
Mübarek olsun...
Sustum ve yutkundum BOĞAZımdan...

Bu yolculuk daim olsun inşaAllah... Abi biz de aynı gemideyiz, öyle değil mi?

Sevgiler kere sevgiler...

MEFTUN
Alıntı
Guest25-05-2009 18:37#22
Boğaz gezisi resimlerinize gıbta ederek baktım.
Rabbim hepinize sağlık mutluluk başarı versin.
Nice yıllara İNŞALLAH...

Sevgiler.

SEVGİ
Alıntı
Guest22-05-2009 04:05#21
Vay babam vay!
Geziye bak be!
Alacağın olsun Muammer abi.
Ben de seni Kırkpınar'a davet etmiyorum, hadi bakalım...
Allah, yolunda hizmet edenlerden razı ve memnun olsun, yollarını açık etsin, nice 40 yıllara inşaallah...

SÜLEYMAN ELDENİZ
Alıntı
Guest20-05-2009 07:09#20
Ne güzell ne güzelll...
40 yıla 41000 kere maşallahhhh...
Bir de benden.
Orada sohbetini arzu ettiğim insanlar var...
Ve gıpta ettim bazı karelere, haberin ola abim...

HATİCE EKİZ
Alıntı
Guest20-05-2009 02:04#19
Eksiksiz, hep bir arada, gülen gözleriniz ve eğiten kalemleriniz ile, nice yıllar var olmanıza duacıyız...

SULTAN GÜL
Alıntı
Guest18-05-2009 13:32#18
Biraz geç oldu resimlere bakmak. Sen köşende en altta resimler siteme yüklenmiştir yazdığın günden beri bakmak istedim ama bir türlü nasip olmamıştı, gerçekten çok keyifli bir gezi olduğu her resim karesinde belli oluyor. Hele ki herbiri birbirinden güzel, birbirinden muhteşem insanlar olunca orada dadından yenmez bir gezi olmuş. Keşke aranızda olabilsem de o muhteşem insanlardan faydalanabilsey dim. ALLAH'ım sizleri başımızdan eksik etmesin.

EMRE DOĞAN
Alıntı
Guest18-05-2009 13:30#17
Sevdiklerimi bir arada görünce çok sevindim.
Yayınladığınız için teşekkürler Muammer abi...

ELİF
Alıntı
Guest18-05-2009 13:27#16
Sizleri çok ama çok seviyorum.
:-)

SUNA
Alıntı
Guest18-05-2009 02:05#15
Türkiye Gazatesi'ni ve orada çalışanları can-i gönülden tebrik ediyorum. Cenabı Allah daha güzel, etkili, trajı yüksek, büyüklerimizin dua ve teveccühlerine mazhar oacak nice gazeteler çıkarırsınız asırlarca. Cenabı Allah muvaffak ve muzaffer eylesin. Afiyet olsun canım kardeşlerim.

RAGIP
Alıntı
Guest17-05-2009 11:37#14
ŞAH DAMAR'DA VURAN NABIZ

Bir şairin satırları, ömründe kaç defa okunur Meclis kürsüsünde; hem de Türkiye başbakanı tarafından? İşte böyle bir anda, böyle bir şairle; omuzlarımız değer halde yan yana ve yalnız bulunmak şansı kaç defa gelir peki kapına?..
Koca usta belli etmiyordu; ama içi titriyordu, sesi titriyordu. Yuvasının başında birilerini görmüş serçe gibiydi; uzak ve incecik bir daldaydı, neler olacağını anlamaya çalışmadaydı...
*
13 Mayıs Çarşamba günkü Boğaz gezimiz için bindiğimiz vapurdaydık. Anadolukavağı önünde demirleyip yemek yemiştik. Çaylar da içilmiş, dönüş yoluna geçilmişti... Orta katta sohbet esnasında bir telefon geldi; üç beş kişi büyük ekran televizyonun başına gitti. Fakat sadece görüntü veriyordu bu cihaz, ses yayını yoktu... Ben de karıştım gruba ve birazdan diğerleri gitti.
Sağımda Yavuz Bülent Bey vardı. Canlı yayında ise Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Başbakanımız, Azerbaycan'ın Meclis kürsüsünde konuşuyordu. Bir telefon daha geldi o sıra. "Evet, dedi şairimiz... Başbakan kürsüde şiirimi ezbere okumuş. Ankara'dan filan kişi arayıp haber verdi bana. Şu an izliyorum televizyonu, ama sesini duyamıyorum. Vapurdayım..."
*
Küçük kızım bir yanımda, büyük usta bir yanımda; tarihî bir an yaşıyoruz. Bu dakikaların başka şahidi yok!.. "Rahmetli Turgut Özal da okumuştu bir şiirimi" dedi... Yavuz Bülent hocam rüyada gibi konuşuyordu; ben sadece bu hatıraya dâhil oluyordum... "Meclisteki bu adamlar da neden böyle tepkisiz, heyecansız oturup bakıyorlar; şu an neden alkışlamıyorlar ?" Diyordu... Sonra şirini mırıldanıyordu: "Türkiye'nin, Türk milletinin başı olduğunu; Azerbaycan'ın boynu olduğunu ve gövdenin de Türkistan toprakları olduğunu" anlatıyordu şiir ve bunun için Azerbaycan'ın şah damarı gibi olduğunu vurguluyordu... O gece televizyonda da anlattı aynı duygularını.
Bir gün bir romanda benzer bir tablo çizersem; bilin ki işte bu dakikaları anlatmaya çalışıyorumdur!

Muammer Erkul
Türkiye Gazetesi
17 mayıs 2009
Alıntı
Guest17-05-2009 08:14#13
Kırk bin kere mâşâallah... :-)
MUHTEŞEM ÖTESİ! :-)
Resimler eklendikçe coşkuyu daha iyi hissediyoruz...
Allahü teala ağzınızın, ağzımızın tadını bozmasın...
Bu coşku artarak devam etsin inşallah ve aynı topluluk başka diyarlarda da birlikte olsun, bundan çoooook daha ihtişamlı geziler düzenlesin oralarda :-)
Hem orda mesâfe falan olmadığı için bizler de iştirak edebiliriz inşallah...

KARANFİL
Alıntı
Muammer Erkul17-05-2009 08:13#12
Gene ben, merak ettim:
Şu Ömer Söztutan'ın gözleri çok mu çirkin, neden hep güneş gözlüğü takıyor?..

Y.
Alıntı
Muammer Erkul17-05-2009 08:08#11
Gezi resimleri çok güzel. Seni çok kıskandım, hep çok kıskınmışımdır zaten...
Ediz Hun hala çok yakışıklı. Kırmızılı adam sen de süpersin. En az benim kadar! :-) Belki birazcık yoruldun, hem bedenin hem ruhun. Belki biraz da kızardın ama sana kırmızı çok yakışıyor...

Y.
Alıntı
Guest17-05-2009 08:01#10
Bir dahaki sefere bizim de haberimiz olur mu, inşaallah?
Bizim neden böyle bir sosyal aktiveteden haberimiz olmuyor yav :S
İmrendim, gıpta ettim açıkcası.

Yavuz Bülent Beyi tebrik ediyorum.
Muammer Abiye de buradan teşekkür ediyorum fotoğraflar ve gazeteye verdiği bilgiler için!

FEHİM EREN

(CEVAP: Bizim sitenin anasayfasında, en altta solda bir küçük kutu var. Oraya adını yazanlara böyle bilgilerin... Tebrikleşmeleri n... Duyuruların... Ve gazetede yayınlananlar veya yayınlanmayan yazılarımızın, sitemize eklendikçe küçük notlar halinde bilgileri gidiyor... Adresinizi kutuya yazmanızı tavsiye ederim, haftada iki üç tane bilgi iletisi gelir size de... M.E.)
Alıntı
Guest17-05-2009 07:53#9
BEN DE İSTERDİM...

ERHAN BIÇAKÇIOĞLU

(CEVAP: Unuttum! :-)p Ama inşallah bir gün tanıştıracağım seni "hocan" İsmail Yağcı ağabeyimiz ile... Bak böylece kapıyı da aralamış olduk... M.E.)
Alıntı
Guest17-05-2009 07:50#8
41 kere maaşallah, nazar değmez inşallah.
Bizi de gemiye çağıranlara, kabul edenlere, hatırlayanlara, vefalı dostlara ve en Tepe'den en alta kadar bütün Türkiye Gazetesi ailesine binlerce selam.
Hepinizi seviyoruz.

CELAL ÖZTÜRK
Alıntı
Guest17-05-2009 07:50#7
Allahü teala birlik ve beraberliğimizi daim eylesin...
Ne güzel fotoğraflar, ne hoş kareler bunlar!Fotoğraf lara bakarken çocukluğuma döndüm birden...
Çok muhteşem bir duyguymuş.
Bizim de ailece çektiğimiz bu güzel yerlerdeki fotoğraflar gözümde canlandı.
Hatta bir fotoğrafta babasının kucağındaki miniği kendime benzettim :-))
Orada dostlar birarada olunca İstanbul'un güzelliğine güzellikler katılmış.
Emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine sağlık...

ESRA
Alıntı
Guest16-05-2009 13:11#6
Çok güzel bir gündü anlaşılan. Ediz Hun bey bizim yaşlardaki bütün izleyicilerin hayran olduğu çok iyi bir oyuncu, ama aynı zamanda çok iyi bir yazar.
İnşallah günün birinde DARISI BAŞIMA.

YILDIZ
Alıntı
Guest16-05-2009 06:37#5
İstanbul'da bu karelere benzer fotoğraflar ben de çekmiştim.
Ne muhteşem manzara diye düşünüyordum...
Ama şimdi bu resimleri görünce Boğaz bana daha bir ihtişamlı, güzel ve sevecen göründü. :-)))

Sebebini başlık olarak yazdım zaten...

FENA
Alıntı
Guest16-05-2009 06:36#4
Biz zaten o gemide birlik içindeyiz.
İnşallah birliğimiz artarak büyür...

SAADETTİN
Alıntı
Guest15-05-2009 09:45#3
O gemide olmak vardıııı :-)

GÖLÇİÇEĞİ
Alıntı
Guest15-05-2009 09:43#2
Fotoğraflara bakarken Türkiye'yi ve misyonunu algılamaya başladığım 80'li yıllara gittim birden.
Ve keşkeler sardı heryanımı; Ahmet Kabaklı'ları, Ayhan Songar'ları aradı gözlerim.
Keşke uzun ömürleri daha da uzun olsaydı dedim kendi kendime, Mazhar Osman'ın yetiştirmesinin.
Keşke, bilmemkaç Şubat silindiri geçmemiş olsaydı Türkiye'mizin ve Türkiye'nin üzerinden.

BURAK GÖZ
Alıntı
Guest14-05-2009 13:44#1
Ne güzel fotoğraflar bunlar, pek çok sevdiğimiz bir arada...
Coşku ve heyecanla nice 40'lara inşallah... :-)

KARANFİL
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile