Seyir Defteri - 30 Aralık 2009 (Mümin Nikola, kâfir Noel...)



Antalyalı Aya Nikola'dan çıkmıştır belki bu kıtalararası, milletlerarası kırmızılı adam...
Peki ama şu gördüğümüz Noel Baba ile Antalyalı Aya Nikola'nın birbiriyle ne kadar alakası var ki?
Özeti galiba şudur bunca karışık şeyin:

Mümin Nikola, kâfir Noel...



Antalyalı Aya Nikola'dan çıkmıştır belki bu kıtalararası, milletlerarası kırmızılı adam...
Peki ama şu gördüğümüz Noel Baba ile Antalyalı Aya Nikola'nın birbiriyle ne kadar alakası var ki?
Hiç!..



H
ıristiyanların Noel Baba diye andıkları bu aziz; kendi adı kullanılarak neler yapıldığını görse, acaba ne derdi?
"Hıristiyanız, Hazret-i İsa'yı seviyoruz" diyenler yalan söylüyor... Çünkü Hazret-i İsa'yı bile öldürmeye çalışmış olan bu yalancılar; daha önceki bütün
peygamberlere saldırdıkları gibi zaten bütün hak din mensuplarına ve azizlere de saldırıyorlardı. Aya Nikola da bunlardan biriydi...

Antalya'nın Patara kasabasında yaşamış bir aziz (Rumcası Aya) olan Nikola, Myra (Demre) kasabasına piskopos tayin edilmiş, Hazreti İsa’nın dinini yaydığı için pek çok işkencelere maruz kalmış, hapse atılmıştı... Burada 342 senesinde vefat etti.
Hazret-i Muhammed'in doğumundan...

(Sevgili Peygamberimiz  aleyhisselamın doğumu: 20 Nisan 571'dir. 40'ıncı yaşının Ramazan ayında peygamberliği bildirilmiş ve 632 senesinde de vefa etmişti)

...yüzyıllar önce yaşadığı için, Müslümanlar olarak onu da (şimdi gösterilen Noel Baba olarak değil, ama Hazret-i İsa'nın dinine
göre yaşayan bir din adamı/aziz olarak) mümin biliriz.

Zaten, onun anlatılan yardımseverliği ve yaptığı hayrı gizlemesi de Müslümanlar arasında sıradandır/yaygındır...



Özetlersek: Batı kapitalizminin para kazanma çarkları, büyük bir iştahla Aziz Nikola'nın da üzerine çullandı, onu şimdilerde gördüğümüz Noel Baba şekline çevirdi...
Ve yeryüzünün hemen hemen her memleketini sağan, sömüren bir ticarî meta haline getirdi...

Batı dünyasında Aziz Nikola'nın kim olduğu veya neye inandığı önemli değildir.
Bu zaten çoktan unutulmuştur.
Zaten onlar; kendi hoşlarına gidecek halde kendilerinin şekillendirdikleri fikir, hayal ve ikonlara  tapınırlar.
İşte "Noel Baba" da bunlardan biridir!

Özetin de özeti ise;
Bu kırmızı kıyafetler ve yılbaşı çılgınlıkları bahanesiyle kimlerin cebinin ne kadar dolduğudur!



.....
Aşağıda ise aktardığım ÖNEMLİ yazıları okuyabilirsiniz:





Bu konu hakkında söyleyecekleri delil olabilecek isimlerden Dünden Bugüne isimli köşesinde yazan Profesör Doktor Ekrem Buğra Ekinci (30 Aralık 2009 Çarşamba/Türkiye) şöyle anlatıyor:


Yılbaşı ve Noel’deki putperest gelenekleri


Hıristiyan dünyası 24-25 Aralık gecesini Hazreti İsa’nın doğum günü olarak kutlar. Halbuki Hazreti İsa’nın doğduğu yıl bile belli değildir. Üstelik ilk zamanlar kilise, Hazreti İsa’nın doğum gününün kutlanmasına karşıydı. Romalılar, kışın ışık tanrısı Mitra’nın kendilerini terk etmesine üzülür; günlerin uzamaya başladığı 25 Aralıkta ise güneşin esaretten kurtulması şerefine büyük ve ahlâksızca eğlenceler yapardı. 354 senesinde Roma piskoposu Liberius’un kararıyla 25 Aralık Hazreti İsa’nın doğumu olarak resmen kutlanmaya başladı. Böylece eski bir pagan âdeti daha, “İsa bizim güneşimizdir” sloganıyla Hıristiyanlaştırılmış oluyordu.


İLK NOEL TATİLİ 1836’DA

Bu geceye Christmas/Noel adı verilmesi ise 597 yılındadır. Christ, Hazreti İsa’nın ismidir. Övülmüş manasına gelen Yunanca Hıristos’tan gelir. Mass ise ekmek ve şarapla yapılan meşhur Hıristiyan âyinidir. Noel, Hazreti İsa’nın beden alışı için kullanılan Latince nativitatis/natalis kelimesinden çıkmıştır. 525 senesinde Papa Dionysus, Hazret-i İsa’nın o zamana kadar belli olmayan doğum yılını (mîlâd) 754. Roma yılı olarak tesbit etti. Bu ise M. S. 1 senesine tekabül eder. Sıfır yılı, saygısızlık olmasın diye (veya o zaman Avrupa’da sıfır bilinmediği için) atlanmıştır.

Noel tatil değildi ama 24 Aralık gecesi başlayan Noel kutlamaları, 1 Ocaka kadar sürerdi. 1 Ocak, Hazreti İsa’nın sünnet edildiği gün kabul edilmiştir. Malum, Hazreti Musa şeriatında çocuklar yedi günlükken sünnet olunur. Noel, ilk defa 1836’da Alabama‘da tatil ilan edildi. Ermeni, Süryani ve Rum Ortodoksları, 6 Ocak’ta (Epifani) Hazreti İsa’nın doğumu, sünnet ve vaftiz olması, mabede takdim edilmesi ve beşikte konuşmasını kutlardı. Şimdi bugünde Noel’i kutluyorlar.

Yılbaşı bambaşka bir gündür. Roma’da yılbaşı, gün uzunluğunun geceleri geçtiği 25 Mart idi. Sezar yılbaşını 1 Ocaka aldı. Güneşin koç burcuna girdiği 21 Mart (Nevruz) İran takviminin yılbaşıdır ve Zerdüşt bayramıdır. Bütün cemiyetlerde yeni yılın başlangıcı kutlanır. Osmanlı Müslümanları Muharrem ayının başında yılbaşı kutlaması yapar, birbirleriyle tebrikleşip hediye verirdi. Osmanlı ülkesindeki Avrupalılar yılbaşını mütevazı partilerle kutlardı. İngiliz sefiri 1829 senesindeki yılbaşı kutlamasına Osmanlı devlet adamlarını da çağırınca, iş diplomatik bir seremoniye dönüştü. Beyoğlu, yılbaşının kutlandığı yegâne mekândı.

Yeni devirde 1926’dan itibaren Türkiye’de yılbaşı kutlamaları başladı. Tayyare Piyangosu yılbaşı çekilişi tanzim etti. 1929’da devletin üst kademesi için ilk yılbaşı balosu verildi. Alışverişe vesile olduğu ve tüketimi körüklediği için bu gibi günler zamanımızda hararetle teşvik edilmektedir. Noel, Nevruz dinî günler olduğu için Müslümanlık bu günlere değer verilmesini, hediyeleşilmesini kendi mensuplarına yasaklar. Müslümanlıkta güneş takviminin yılbaşısının kutlanmasına, âdet olduğu için cevaz verilmiş ise de, Müslümanların kendi yılbaşlarını kutlamalarının daha kişilikli bir hareket olarak görüldüğünden, yılbaşı kutlamaları her zaman muhafazakâr çevrenin reaksiyonuna sebep olmaktadır.



Yılbaşı Çamı

İngiliz keşiş Aziz Boniface, meşe ağacının kutsiyetine inanan Alman Druidleri, bunun doğru olmadığına inandırmak için büyük bir meşe ağacını kesmişti. Ağaç, küçük bir çam fidanı müstesna, etrafında ne varsa ezdi. Bu, hârikulâde bir hâdise olarak görüldü. Aziz Boniface, bu çamın, Hazreti İsa’nın çocukluğunu sembolize ettiğini söyledi. Malum, Hazreti Mesih ölmeyip göğe yükselmiştir. Alman Hıristiyanları Noel’de çam fidanı bulundurur; renkli kâğıttan güller, elma, şeker, bisküvi ve yaldızla süslerdi. Çam ağacında ilk mumu Luther yakmıştır. Bu, Yahudilerden gelme bir âdettir. İlk kez 1837’de Fransa’da Orleans düşesi Helene, Tuileries Sarayı’nda yılbaşında çam ağacı kurdu. Sonra dünyaya yayıldı. Çam ağacına itibar, hemen bütün eski cemiyetlerde vardır. Yaz-kış yapraklarını dökmediği için, “ölümsüzlüğü” sembolize eder. Yoksa Hazreti İsa’nın yaşadığı yerde çam ağacı ne gezer!



Hindi

Hindinin Noel ve yılbaşı ile hiç alâkası yoktur. Amerika’ya ilk gelen İngiliz muhacirler açlıkla karşılaşmış; Kızılderililerin yardımıyla çabuk yetişen mısır sayesinde felâketten kurtulmuştu. Mısır hasadı yaptıklarında Kızılderilileri de davet edip hindi ziyafeti verdiler. Kasım sonundaki bu günü Amerikalılar Şükran Günü adıyla hâlâ kutlarlar. Hindinin vatanı Amerika’dır. İlk gelenler bunu Hind Tavuğu sanmış; Hind tavuğu o zamanlar Türklerin hâkimiyetindeki Batı Afrika’dan Portekizli gemiciler tarafından getirildiği için hindiye turkey demişti. (Yahudiler, yılbaşından hemen sonra kutladıkları Yom Kipur bayramında bir kümes hayvanını başlarında döndürüp kurban eder, günahın bu hayvana geçtiğine inanırlar. Belki de bir irtibat vardır.)


1 Nisan şakası

Yılbaşı her ne kadar Julyen takviminde 1 Ocak idiyse de, Avrupa’da uzun zamanlar 25 Mart veya Bâbil geleneğinin de tesiriyle 1 Nisanda kutlanırdı. 25 Martta başlayan bahar eğlenceleri 1 Nisana kadar sürerdi. 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl başlangıcını ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki şartlarda çoğunun bundan haberi olmadı. Haberi olmayanlarla, olup da bu kararı protesto edenler, eski âdeti sürdürdüler. 1 Nisanda eğlenceler tertiplediler. Diğerleri bunlara “Nisan Aptalları” adını verip, şakalar yaptılar. Gerçek olmayan haberler ve şaşırtıcı hediyeler verdiler. Yapılmayan partilere davet ettiler.


Yahudilerde yılbaşı

Yahudi yılbaşısı (Roş ha-Şana) eylül sonundadır. Yahudiler ay ve güneş takviminin bir karışımını kullandığı için her sene günü değişir. Bir gün önce yıkanıp, tıraş olunup bayramlıklar giyilir. Yılbaşı günü ve öncesi oruç tutulur. O gün havrada ağırbaşlı bir âyin tertiplenir. Akşam havradan eve dönüşte beraberce yemek yenir. Yılbaşı âyinleri, Yom Kipur denilen mukaddes kefaret gününe kadar bir hafta sürer. Yahudilerin, 25 Aralığa denk gelen bir bayramları vardır. Hanuka denilen bu bayramda her yer kandillerle süslenir. Hediyeler verilip, oyunlar oynanır. Patates gözlemesi yenir. Başkaları Yahudiler de yılbaşını kutluyor zanneder.



Noel Baba olarak bilinen Aya Nikola’nın ismini taşıyan Derme’deki Aya Nikola Kilisesi özellikle turistlerin ilgi odağı...

Antalyalı Noel Baba!

Hıristiyanların Noel Baba dedikleri Aya Nikola, Antalya’nın Patara kasabasında yaşamış bir azizdir. Aya, Rumca aziz demektir. Avrupa’da Saint denir. Kudüs’e giderken çıkan bir fırtınayı dindirdiği için denizcilerin koruyucusu sayılır. Derme’de fakirlere, bilhassa çeyizi olmadığı için evlenemeyen kızlara yardım ettiği anlatılır. Kendisini gizlemek ve fakirleri rencide etmemek için gece fakirlerin evine girip para bırakırmış. Pataralı bir zengin fakir düşmüş; kızlarına çeyiz yapamayacak hâle gelmiş. Aya Nikola, gece evin penceresinden bir kese para bırakmış. Sabah büyük kız keseyi bulup sevinmiş. Diğer iki kızın çeyiz paralarını da pencereleri kapalı olduğu için bacadan atmış. Kese, kuruması için ocağa asılı çorabın içine girmiş. İkonalarda Aya Nikola bu sebeple elinde üç altın top tutarak resmedilir. Noel Baba’nın hediye atması için ocağa çorap asılması geleneği buradan kalmadır. Aya Nikola, Myra (Demre) kasabasına piskopos tayin edildi. Hazreti İsa’nın dinini yaydığı için çok işkencelere maruz kaldı, hapse atıldı. Burada 342 senesinde vefat etti. Haçlı Seferleri sırasında 1087 senesinde İtalya’nın Bari şehrinden tüccarlar azizin kemiklerini alıp memleketlerine götürdü; burada yapılan bazilikanın içinde gömdüler. Kemiklerin bir parçası bugün Antalya müzesindedir. Hazreti Muhammed’in gelişinden önce yaşadığı için, Müslümanlar kendisini salih bir mümin kabul eder.


ÇOCUKLAR HEDİYE BEKLERDİ!

Aya Nikola, Rusya, Yunanistan ve Sicilya’nın koruyucu azizidir. Orta Çağ’da ünü Avrupa’ya yayıldı. En çok Hollandalılar sahip çıktı. Hollandalı çocuklar tahta ayakkabılarını ocağın yanına koyup hediye beklerdi. Amerika’ya muhacir götüren ilk Hollanda gemisinin pruvasını azizin büstü süslüyordu. Amerika’daki ilk kiliseye adı verildi. Hollandalılar Sint Nikolas derdi. Bu, Sinterklass, sonra da Santa Claus’a dönüştü. Böylece Amerika’ya giden Aya Nikola, sonra Avrupa’ya döndü.

William Gilley bir çocuk şiirinde Aya Nikola’yı Noel Baba adıyla, sekiz Ren geyiğinin çektiği uçan kızağıyla tasvir etmişti. Vikingler, tanrıları Odin’in her aralıkta sekiz bacaklı atı Sleipnir ile dünyaya gelip fakirlere yardım ettiğine inanırdı. Noel Baba’nın 8 Ren geyikli kızağıyla benzerlik enteresandır. Roma ve Alman mitolojisinde de benzeri efsaneler vardır. Hervey’in 1837’de Amerika’da en çok satan The Book of Christmas adlı kitabı Noel Baba’yı dünyaya tanıttı. 1863-1866 arasında Harper Weekly mecmuasına Noel resimleri çizen Thomas Nast, Noel Baba’yı kırmızı elbisesi, beyaz sakalı ve Ren geyiklerinin çektiği kızağıyla tasvir etti. Bunu kendisinden İç Savaş’ta Noel esnasında askerleri cesaretlendirmek için başkan Abraham Lincoln istemişti. 1924 senesinde Coca Cola için reklam afişi yapan İsveçli Haddon Sundlom, bu karikatürü kullandı. Karışımında kokain olduğu için reklamında çocuk kullanılması yasak olan içeceğin böylece çocuklara da hitap etmesi sağlandı. 1939’da Chicago’da bir mağazanın reklam broşüründe de bu kılığıyla Noel Baba yer alıyordu. Broşür o sene 2.5 milyon dağıtıldı. İşte kırmızı elbiseli, beyaz sakallı, geyiklerin çektiği kızaklı Noel Baba’nın doğuşunun hikâyesi böyledir. Türklerin Aya Nikola’dan haberi olmayıp, ama Noel Baba figürüne Hıristiyanlardan fazla itibar etmesi şaşılacak şeydir! Yoksa Aya Nikola ile Noel arasında bir irtibat yoktur. Zaten Antalya’da Ren geyiği, kızak ve kürk ne gezer!





İz bırakanlar serisini hazırlayan Dr. İrfan Özftura ise,
Türkiye Gazetesi /
27 Aralık 2009 Pazar günkü sayfasında şöyle anlatıyor: 
 

Hangi Noel Baba? 


Masal kahramanı mı yoksa reklam yıldızı mı?
Noel Baba karakterini ilk defa 1863 yılında Thomas Nast adlı bir çizer tasarlar, Haddon Sundblum ise Coca Cola reklamlarında kullanıp dünyaya yayar...
 

BİR RESSAM

Eskiden nerde böyle filmler, bilgisayarlar? Çocuk dediğin dünyaya çizgi roman kahramanlarının gözüyle bakar. (Tex, Teksas, Tommix, Tom Braks, Karaoğlan...) O yıllarda roman çizerliği geçer akçedir vesselam.
İşte Harper Weekly çizerlerinden Thomas Nast da hayali kahramanlar tasarlar.
Noel Baba fikri ilk defa onun kafasında şekillenir (1863) ama tutup tutmayacağından emin değildir. Kırmızı yanaklı, balkon göbekli bir ihtiyar miniklere sevimli gelecektir ihtimal.
Nast, Norveçlilerin beyaz atlı mitolojik tanrısı Vodan’dan da hayli detay toplar, “8 geyikli uçan kızak” dümenini de William Gilley’in yazdığı bir çocuk şiirinden araklar.
Kıyafet konusunda rahattır, o günlerde kabul gören bir tarz vardır zaten. Kürklü kaftanlar, kukuletalar... (Yedi Cücelerden hatırlarsınız mutlaka)
Nast’ın hayal gücü sınır tanımaz, miniklerin aklına “uslularla yaramazların fişleneceği ve sabıka kayıtlarının Noel Baba’nın önüne konacağı” gibi bir vesvese sokar. Şömine önünde oyuncak bulmak isteyen “iyi çocuk” olmalıdır! O kadar!
Nast’ın insanları bir şeye inandırmak gibi bir iddiası yoktur, adam nafakasının derdindedir, çorbasını kaynatmaya bakar. Lakin uydurduğu masallar, dal budak salar. İnanmayanlar yaftalanır, enim konum itham altında kalırlar.
Noel Baba imajı kanlı Haçlı seferleri ve engizisyonlar yüzünden söyleyecek sözü kalmayan kiliseye uyar. Ruhaniler kampanyaya katılır ve propaganda başlar. Bakın şu işe ki her yıl yarım milyon çocuk Kuzey Kutbuna mektup yollar...


BİR ŞERBETÇİ

Eski eczacılar güneş kremi, plaj terliği, bıttım sabunu satarlar mıydı bilmiyoruz, lâkin formülü kendilerince malum ve kendilerinde mahfuz macunlar, allı morlu şuruplar yaparlar... Her derde deva, başağrısına, mide bulantısına!
İşte Georgia mukimlerinden John S. Pemberton da kafasını ‘ferahlatıcı şerbetlere’ takar. O devirde eczacıyım diyen eczacıdır, diplomayı kim kaybetmiş ki o bula. John üç ayaklı pirinç çaydanlığında ağdalı mayiler kaynatır, bunları soğuk su ile karıştırıp müşterilerine sunar. Hergün yeni bir şeyler dener, nitekim limon, tarçın, ıhlamur özü, Hindistan cevizi yağı, vanilya, koka yaprağı ve kola tohumunda karar kılar. Bu formül pek beğenilir ve talipler bir bardak içebilmek için 5 cent vermeyi göze alırlar (1886). Bilhassa asabilere ve başı ağrıyanlara tavsiye eder, sanırım teskin edici hususiyeti de vardır o zamanlar.
Günlerden birinde eczanenin tembel kalfası (Willys Venable) iksir hazırlarken üşenir, sürahiye uzanacak yerde, elinin altındaki sodayı devirir mi bardağa? Bakın şu işe ki yeni karışımın beğenileceği tutar, bi daha ver, bi daa, bi da derken “köpüren Cola” yok satmaya başlar.



BİR PATRON

Muhasebeci Frank Roobinson ise dile damağa olduğu kadar göze kulağa da hitap etmeliyiz der ve iki afilli ‘C’ arasına ‘Coca Cola’ yazar. Ürünü bilumum eczane ve dondurmacılara dağıtır, patentini alıp ‘marka’ olurlar.
Pemperton ölünce (1888) Coca Cola sahipsiz kalır, Asa Candler adlı bir müteşebbis 2300 dolar verip (bu gün sadece adı 70 milyar dolar) haklarını satın alır. Hem ülke çapında yayılır, hem de fıçı yerine şişelemeye geçer ve bir ilke imza atar. Ona göre Cola ambalajıyla da göz okşamalı, kırılsa bile tanınmalıdır. Nitekim kakao tanesine benzetilerek hazırlanan şişeler çok tutar. Ünlü cam firması Root Glass üç vardiya mesai yapar.
Asa Chandler gelirinin dörtte birini reklâma ayırır, Cola’yı süpermarket, benzinci ve spor salonlarında pazarlamaya başlar. Ücreti mukabilinde bayilik dağıtınca dolum tesisleri mantar gibi patlar, Meksika ve Küba’ya ne zaman açılırlar anlayamaz.
Reklam için her yolu dener, ABD’de Beyzbol yıldızlarına, Kanada’da köpek yarışlarına, İspanya’da boğa güreşlerine omuz çıkar (1905).



BİR REKLAMCI

Candler ölünce, Coca-Cola Company’yi 25 milyon dolara Atlantalı bir konsorsiyuma satılır. Şirketin başına geçen Robert Woodruff yelkeni uzak limanlara açar. 2. Cihan Harbine katılan Yankiler yanlarında milyonlarca kutu Cola taşırlar. General Eisenhower vazifeli gibi çalışır, Coca Cola’ya adeta “kutsal su” muamelesi yapar. Başkan seçilince kara gazozu beyaz saraya sokar.
Haddon Sundblum dahi Thomas Nast gibi bir ressamdır ancak o “duvarda resmin olcaana, alemde ismin olsun” der, reklam sektörüne oynar. Noel Baba’nın eline Cola şişesini tutuşturuverir ve kasası dolarla dolar. (1931) Hatta Baba’yı külahından çizmesine kadar kola renklerine (kırmızı beyaz) boyar.
İlerleyen yıllarda Noel Baba sadece kapitalist çarkları yağlamaya yarar. Yok oyuncak şirketleri, yok çikolatacılar... Alışveriş merkezleri, hediyelik eşyacılar...
Hele yılbaşı yaklaşmaya görsün, elini sallasan al urbalıya çarpar. Sağın solun takma sakal...



BİR BESTEKÂR

Gelelim “Cingıl beng... Cingıl beng” diye kulaklarımızda çıngıldayan Noel şarkısına... Bu parça Amerikalı bestekâr Lord James Pierpont tarafından bestelendiğinde (1857) ortada Noel Baba gibi bir mefhum yoktur daha. Zaten adam atlardan kızaklardan filan bahs açar.
Jingle bells, jingle bells (Zilleri şıngırdat, zilleri şıngırdat)
Jingle all the way (Yol boyunca hep şıngırdat)
Oh what a fun it is to ride (Sürmesi ne de hoştur)
In one horse open sleigh (Tek atlı açık kızak)
Melodi yıllar sonra Noel Baba’ya monte edilir ve Hıristiyan dünyasının resmi şarkısı haline geliverir bir anda.


BİR YÖNETMEN


2004 yılında gösterime giren Kutup Expresi bir Robert Zemeckis filmidir.
Her dakikası 1 milyon dolara mal olan filmde Tom Hanks çizgi film karakteri şeklinde karşımıza çıkar, yetmez 6 ayrı karaktere de modellik yapar. Filmin oyuncusu, yardımcı oyuncusu yoktur ama seslendirmede Hollywood’un ünlü isimleri rol alırlar.
İnsanın az biraz kamera tutmuşluğu montaja girmişliği olunca tekniğini de merak ediyor. Efendim burada “performans yakalama” adlı bir usül deneniyor. Tom Hanks var yok arası bir kıyafetle rolünü oynuyor. Üstündeki alıcılar vasıtasıyla hareketleri üç boyutlu olarak kaydediliyor. Sonra bunlar filmi sürükleyen karakterlerin orasına burasına yapıştırılıyor. Lakin el kadar tıfılın yüzüne koca adamın mimikleri yakışmıyor. Dudaklar gülse de gözler donuk donuk bakıyor. Sanki sıfatına suçunu saklayan katil ifadesi oturuyor. Sana bana “bitse de gitsek” dedirtse de çocukları peşine takıp götürüyor, o başka...


BİR HİKÂYECİ

Chris Van Allsburg’un 1986 yılında yazdığı hikâyeden beyaz perdeye uyarlanan filmde şüpheci veled gece yarısı yatağından fırlar. Evlerinin önünde koca bir tren durmuş islim toplamaktadır soluk soluğa... Kuzey Kutbundaki kahkaha vadisine giden şirin şimendifere binebilmenin tek şartı vardır: “İnanmak!”
Seyahat hayli neşeli geçer, kurabiyeler, sıcak çukulatalar... Noel Baba’ya mesafeli duranlara “bak neler kaçırıyorsunuz” mesajı verilir, bir “taş olun e mi” denmediği kalır, yani o kadar!
Sahneler ne hayattandır, ne rüya... İkisi arası bir yerlerde dolandırılır, ritm, renk, ışık, macera... Deyin ki lunapark!
Ve Tom Hanks kıvama gelen seyirciye ana fikri açıklar (biz salağız ya).
“Sometimes the most real things in this world are the things we can’t see” buyurur üstüne basa basa...


BİR KAÇ HURAFE

Fidan süslemek karanlık çağlardan kalma bir putperest âdetidir. Batıda paganlar, doğuda şamanlar ağaçlara tapınırlar. Av dönüşlerinde, vurdukları hayvanları dallara asarlar. Görkemli ağaçlar sunak olur âdeta...
Bu iş dilekçi teyzeleri pek sarar. Avrupalı kadınlar incik boncuk takar, Asyalı bacılar bez çaput bağlar...
Kimin aklına geldi ve nereden çıktıysa 19 yüzyıl Almanya’sında ağaç süsleme geleneği yeniden yayılır. Hastalık önce Fransa ve Hollanda’ya sıçrar, sonra bütün Hıristiyan dünyasına...
Gelelim “neden Hindi” sorusuna... Efendim o yıl bol mahsul alınmış, ambarlar dolup taşmıştır. Plymouth’un ünlü Valisi William Bradford “bunu kutlamalıyız” der ve bir şölen hazırlatır. Yarışlar, cambazlar, sazlar, kızlar... Hepsi unutulur gider, sadece sofraya konan hindiler kalır akılda...
Şimdi bazıları “Noel Baba, Antalyalı Nikolas’tır” diyebilir ki asıl vahamet de orada... Eğer bir din adamı böyle kılıktan kılığa sokuluyor, ticarete alet ediliyorsa...



BİR DE FIKRA...

Kasabanın postacısı üzerinde “Noel Baba’ya” yazan karta merakla bakar. Fakir bir çocuğun yazdığı bellidir, garibim potin, palto ve uçurtma arzulamaktadır yana yakıla...
Postacı yufka yürekli bir adamdır, tutar masraf eder, potin, palto alır. Bir torbaya koyup gizlice bırakır kapısına. Lakin uçurtma talebini umursamaz “amaaan kış günü n’apcak” deyip elini sallar.
Üç beş gün geçer. Çocuktan bir kart daha: “Noel Baba sağ ol, yolladığın potin ve palto geldi. Yalnız haberin olsun, postacı şerefsizi uçurtmaları çalıyo!”





Bu konunun dini boyutu ise şöyledir:                      

Yılbaşı kutlamak ve Noel


Sual: Yılbaşı ile Noel hakkında bilgi verir misiniz? Yılbaşı kutlanır mı?
CEVAP
Yılbaşı ile Noel birbirinden farklıdır; fakat Noel kutlamalarının devamı sayılabileceğinden yılbaşı gecesi onlar gibi eğlenmek, çam kesip evi çamla süslemek caiz olmaz. Çünkü bayramlarında onlar gibi eğlenmek, onlara benzemek olur.

Din kitaplarında buyuruluyor ki:
Noel günü ve gecesinde, kâfirlerin paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapan küfre girer.

Yılbaşı münasebetiyle Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde milyonlarca çam fidanı Noel hurafesi uğruna kesilip yok edilmektedir. Hıristiyan ülkelerde olduğu gibi, Müslüman ülkelerde de bu cinayetler işlenmemeli. Hıristiyanlara benzememek için yılbaşı gecesi hindi yememeli! Yenirse mekruh olur. Birkaç gün sonra yenebilir. Kumar oynamak, tombala çekmek gibi oyunlar ise zaten her zaman caiz değildir. Bu gece, gayrı müslimlere benzemek gayesiyle çeşitli yiyecek, içecek almak da caiz olmaz.

Her zaman ne alınıyorsa onları almakta mahzur yoktur. Bu geceye ayrı bir önem vermemelidir.

Yalnız Hıristiyanların değil, Yahudilerin ve bütün bâtıl dinlerin ibadetlerini yapmak, onlara benzemek olur. Mesela 21 Martı Nevruz Bayramı diyerek kutlamak da böyledir. Kâfirlerin ibadetleri ve çirkin işleri hariç, mubah olan âdetlerini yapmakta mahzur yoktur. Yani onlara benzemiş olunmaz.

Noeli kutlamak asla caiz değildir. Bir zaruret olursa, caiz olur. Mesela devletlerarası protokolde zaruret olduğu için kutlamak caiz olur. Fakat, Noel ile ilgisi olmayan yılbaşında bir Müslümana tebrik kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir. Yahut, (yeni yılın kutlu olsun) diyene, (seninki de kutlu olsun) demek günah olmaz. Bu inceliği anlamalıdır!

Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır! Sanki mübarek geceymiş gibi mevlid okutmak, sohbetler düzenlemek uygun değildir. Bu gecenin diğer gecelerden farkı yoktur. Bu geceye değer veriyormuş gibi hareket etmek doğru değildir. Müslüman her gece neleri yapıyorsa, bu gece de onları yapmalıdır!
 

Noel gecesinin zamanı

Sual: Hıristiyanların dini bayramı olan Noel gecesi ne zamandır?
CEVAP

İsa aleyhisselam, dünyada az kalıp göğe çıkarıldığından, kendisini de ancak 12 havari bilip, İseviler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, Noel gecesi doğru anlaşılamamıştır. 25 Aralık, 6 Ocak veya başka bir gündür. Kesin değildir. (Takvim-i Ebüzziya)

Miladi yıl, en az 300 yıl noksandır; çünkü İsa aleyhisselam ile Muhammed aleyhisselam arasındaki zaman, bin yıldan az değildir. (Burhan-ı kat’i)

İsa aleyhisselamla Muhammed aleyhisselam arasında, 963 yıl vardır. (Mevahib-i ledünniyye)

Hicri yıl kesindir. Miladi yıl, doğru ve kesin değildir. Günü de, yılı da yanlıştır. (S. Ebediyye)


Sual: Hıristiyanlar, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine inandıkları için mi yılbaşını kutluyorlar?
CEVAP

Hıristiyanların, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine dair bir inanışları yoktur. Onlar Hazret-i İsa’nın çarmıhtan öldüğüne inanırlar. (İnsanları günahtan kurtarmak için Tanrı, oğlu İsa’yı öldürdü) derler. Bazen İsa aleyhisselam için (Oğul Tanrı) bazen de (Tanrı üçtür. Üç tanrı birdir) derler. Bu saçmalıklar da İncillerde yapılan tahrifattan ileri gelmektedir. Hıristiyanların eğlenceleri, Noel Baba dedikleri hayali varlık içindir.

Kur'an-ı kerimde, Nisa suresinin 157 ve 158. âyet-i kerimelerinde, İsa aleyhisselamın öldürülmediği, öldürülen [Çarmıha gerilen] kimsenin başka birisi olduğu, İsa aleyhisselamın göğe kaldırıldığı bildirilmektedir. Al-i İmran suresinin 54. ve 55. âyetleriyle, başka surelerde de bu hususta bilgi vardır. İsa aleyhisselam, Hazret-i Mehdi [ve Deccal] zamanında gökten inecektir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.67)

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ruhum yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, adil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, İslam’dan başka şeyi kabul etmeyecektir.) [Buhari]

(Vallahi Meryem’in oğlu adil bir hakem olarak inecek, haçı parçalayacak, domuzu öldürecek, kin, nefret ve haset ortadan kalkacaktır.) [Müslim]

(İsa inecek, İslamiyet yolunda savaşacaktır. Onun zamanında Allahü teâlâ, müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Deccal da helak olacaktır. İsa, kırk yıl yeryüzünde yaşayacak, sonra ölecektir. Cenazesini müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]

(İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]

[AÇIKLAMA: Hadis-i şeriflerde geçen, Domuzu öldürecek demek, domuz avına çıkacak demek değildir. "Domuz eti yemeyi yasaklayacak" demektir. Haçı kıracak, yani Hıristiyanlığı kaldıracaktır. Başka bir hadis-i şerifte (Mizmarları kıracak) buyurulmuştur. Yani her çeşit çalgıyı yasak edecektir.]

Sual: Yılbaşında hıristiyanlara tebrik kartı yazmak caiz mi?
CEVAP
Yılbaşı için caiz, Noel için caiz değildir.

Sual: Bir hıristiyan Noel gününde, öncesinde veya sonrasında Noel maksadı ile bir müslümana (arkadaşına veya akrabasına) hediye verse, bu müslümanın bu hediyeyi alması ve kullanması caiz olur mu?
CEVAP
Noel maksadı ile verilmez yılbaşı maksadı ile verilmiştir. Noele saygı gösteren kâfir olur.

Verilen hediyenin mahzuru olmaz. Yiyecek ise yılbaşından iki üç gün sonra yenebilir.

Sual: Yılbaşında bazı aileler evlerinde TV izleyip, aile efradlarıyla oturup vakit geçiriyorlar, yiyip içiyorlar. Bunlardan haram işleyenlerin (mesela içki içen oynayıp zıplayan, piyango çeken, tombala oynayan falan) kâfir olma tehlikesi var mıdır? Bunları yapmadan normal aile görüşmelerini bu güne denk getirmenin bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Kâfir olmak, niyete bağlıdır. Kâfirlerin Noelini kutlamak niyetiyle ise küfür olur. Yılbaşı eğlencesi şeklinde olursa küfür olmaz. Elbette içki, kumar ise zaten haramdır.

Sual: Yılbaşını yeni yıl geldi diye kutlayan, hediyeleşen, sevinen Müslüman kâfir olur mu?
CEVAP
Niyetleri önemli, yeni bir yıl geldi diye sevinip hediyeleşirlerse küfür olmaz.

Sual: Bir başkasının bu geceye özel olarak pişirdiği mubah yemekleri (hindi gibi) yemek uygun mu?
CEVAP
Özel yiyecekleri o gece yemek mekruh olur. Birkaç gün sonra yemekte mahzur olmaz.


Hicri şemsi ve hicri kameri takvim

Sual: Hicri şemsi ile hicri kameri takvim ne demektir? Bunlar ne zaman başladı?
CEVAP
Hicret esnasında, Medine şehrinin Kuba köyüne gelindiği 20 Eylül 622 günü, (Hicri şemsi) tarih başlangıcı oldu. (Hicri kameri) tarih de, o senenin Muharrem ayından başlar, yani hicri kameri yılbaşı 1 Muharrem’dir. Hicri kameri yılın başlangıcı da, 16 Temmuz 622 tarihindeydi.

Sual: Kâfirleri taklit etmek nasıl olur?
CEVAP
Kâfirlere ibadette benzemek haram veya küfürdür. Ama âdetlerde benzemek caizdir. Uçağa, trene, arabaya binmek, pantolon giymek caizdir. Peygamber efendimiz papaz ayakkabısı, Rum cübbesi giymiştir. Kâfirin dinine benzemek caiz olmaz, haç takmak, zünnar takmak gibi. Noeli kutlamak caiz değildir. Ama yılbaşı farklıdır. Noeli kutlayan kâfir olur. Yılbaşında birisine yeni yılın kutlu olsun, yeni yılın müslümanlara hayır ve bereket getirsin demek caizdir. Herkes için yeni bir yıldır. Noel ise hem herkes için değil, hem de Hıristiyanların bayram günüdür.

Yeni yıl tebriği

Sual: Miladi yeni yıl için tebrik kartı satmak, yeni yıl için tebrik kartı göndermek, tebrik etmek caiz midir?
CEVAP
Evet, yeni yıl için caiz, Noel içinse zaruretsiz caiz değildir.

(dinimizislam, huzurpınarı) 

 -------------------
 



{flv img="/images/stories/nasreddin_noel.jpg" showstop="true"{flv width="400" height="300"}video_nasreddin_noel{/flv}





 


HEADER

esen10-10-2012 17:12#4
Bir de şu ehemmiyeti hâiz bilgileri okuyunuz abim:
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3144
Alıntı
T.Deniz02-09-2011 11:38#3
Bu güzel yazıyı okuduğumda dikkatimi çeken turistlerin Demre'ye akın etmesi ile ilgili bölüm.
Biraz eğlenceli ama bir o kadarda düşündürücü.

Şehre gelen turistlerin çoğu müzeyi gezmiyor.
Müzenin önündeki meydanın tam ortasında bulunan Aya Nikola heykeline yaklaşan biz Türkleri, Müslümanları, Arapları görünce saniyeler içinde hem heykelden hem meydandan uzaklaşıyorlar.
Fotoğraf çektiren Müslümanlara uzaktan gülümseyerek bakıyorlar.
Çünkü onlar da topluma mâl etmek istedikleri bu yalana inanmıyorlar!

T.Deniz
Alıntı
Guest31-12-2009 21:29#2
İlginç ve doyurucu bir dosya...
Mehmet
Alıntı
Guest30-12-2009 20:02#1
Cenabı Allah razı olsun canım kardeşim, kıymetli Muammer abim,
Şirin sitenize uğradım.
Noelle alakalı çok güzel bir sunum yapmışsınız.
Hem kendi yorumunu, hem tarihcilerin ve araştırmacıları n gözüyle, hem de dini açıdan
"NOELİ ve YILBAŞINI" anlatan yazıları insanların önüne koymuşsun cömertce .
Aklı olan biraz "insaf" der.
Bu tesbitlerimi yazarken de; "Acaba imla kurallarına uygun yazdım mı?" Diye dönüp, dönüp tekrar okudum tabii....
Çünkü sitenizdeki ikazı pas geçemedim...
Ellerine sağlık, ömrüne bereket... Herşey birbirinden güzel.
Selam ve dua eder, dualarınızı da beklerim canım kardeşim.
Muhabbetlerimle...
Ragıp
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile