Seyir Defteri - Ocak 2010 (Vizesiz Osmanlı coğrafyası)

 


Sevgili Bahar, çok teşekkür ederim...
Gönderdiğin dosyayı gördüm...

Aslında bu konu çok önemli:
Osmanlı bir cihan devletiydi. Şu an Amerika ne ise dünya için, Devlet-i Âliyye dediğimiz hükümdarlığımızın tesiri daha fazlaydı yeryüzünde.
Fakat
bizler, bunu söylemekten düşünmekten utandırılmışız!..
Bu nasıl bir sefil bir çamur ki, yapışmış ve çıkmıyor üstümüzden?
Sen "bu"sun, ama genlerini aldığın babanı inkar ediyorsun!
Sen bir devsin ama oyun parkındaki minik çocuk evlerine tıkmaya çabalıyorsun kendini!
Dünyada acaba başka örneği görülmüş müdür bunun?

Henüz millet olarak farkında değiliz, ya da yeni yeni aklımız başımıza gelmeye başladı.
Altın madenini örten toprağın üzerinde büyümüş ağaçlardan keçiboynuzu kemirerek karın doyurmaya çalışmak, yetmiyor artık çoğumuza!

Belki de artık şöyle bakmamız lazım:
Kötü olanlar her ne ise, artık olmuş bitmiş...
İyi olan ise şu: Yavaş yavaş uyanıyoruz!..
M:) 




Bunları yazınca; mektubunu da ilave ediyorum buraya. Ve sonra da bana gönderdiğin (22 Ocak 2010 tarihinde Zaman Gazetesi'nde Dilek Hayırlı imzasıyla yayınlanmış "Osmanlı coğrafyasına vizesiz seyahat" isimli araştırmayı yayınlıyorum:
.....
"
Gunaaaaydııın Muammer Abi, bugün gönderdiğin Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu ile ilgili yazıyı okuduğumda, hatırlamadığım için üzüldüm. Ama sonra hatırlattığın için çoook sevindim...
Hafızama yazıyorum, bir daha unutmamak ümidiyle.
Yazıyı okuyup sayfayı kapattıktan hemen sonra tesadüfen bana gelen başka bir mailden ulaştığım bir sitede güzel bir haber buldum ve p
aylaşmak istedim.
Belki haberin vardır ama yoksa sanırım hoş bir habere yok demezsin. 
Saygılar, Sevgiler, Selamlar!
Bahar A.



Osmanlı coğrafyasına vizesiz seyahat 

Dilek Hayırlı

Artık vizesiz gezebileceğimiz ülkelerin sayısı 55'e ulaştı. Bosna, Kosova, Arnavutluk, Makedonya'nın ardından, Kuzey Afrika ülkelerinin de sınırlarını açmasıyla eski Osmanlı toprakları, rahatça gidebileceğimiz ülkeler arasına girdi. Sırada Rusya ve Suudi Arabistan var.

Türkiye'nin geçtiğimiz yıl Suriye ile başlattığı 'vize açılımı' Ürdün ile devam ediyor. Komşularla 'sıfır sorun' stratejisi kısa bir sürede sonuç vermeye başladı. Türkiye, komşularıyla aşılmaz denilen sorunları aştı, sınırlar açıldı. Türklerin vizesiz dolaşabileceği ülkelerin sayısı 55'e ulaştı. Bosna, Kosova, Arnavutluk, Makedonya'ya zaten vizesiz girebilen Türkler, Kuzey Afrika ülkelerinin de sınırlarını açmasıyla artık vizesiz, eski Osmanlı topraklarına seyahat edebiliyor... Sırada Rusya ve Suudi Arabistan var.

Tabii bu duruma en çok da turizm şirketleri sevindi. Turizm operatörleri, Balkanlar'dan sonra tur listelerine Lübnan, Libya, Ürdün ve Tunus'u da ekledi. Turistlerin ilgisi de yoğun; kültür ve inanç turizminin en önemli güzergâhı olan ülkelere gidenler hem ülkeyi, hem Osmanlı'yı yakından tanıma fırsatı buluyor hem de padişah mezarlıklarından camilerine, çeşmelerden külliyelere yüzlerce Osmanlı eserini gezebiliyor.

Her şeyi tanıdık bir ülke Suriye:
Suriye, Osmanlı, Roma ve İslam mimarisinin izlerini korumaya çalışıyor asırlardır. Yemekleri, gelenekleri, kültürü ve
misafirperverliği ile tanıdık bir ülke. Osmanlı eserleri ise Suriye'nin gözbebekleri. Neler bunlar; Sultan Abdülhamit tarafından Şam'da yaptırılan Hamidiye Çarşısı. Kapalıçarşı'yı andıran Hamidiye turistlerin uğrak yeri. Şam'ın en görkemli mekanlarından biri de Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in türbesi de burada. Hicaz Demiryolu İstasyonu ile Osmanlı döneminde birçok kez tamir edilen Zekeriya peygamberin türbesinin de bulunduğu cami ziyaret edilebilir.

Her padişah bir eser bırakmış:
Türkiye ile Lübnan ilişkilerinin 486 yıllık geçmişi var. Lübnan 400 yıl Osmanlı idaresinde kalmış. Neredeyse her padişah Lübnan'a eser bırakmış. İsrail bombardımanının hedefi olsa da, pek çoğu hâlâ ayakta. Osmanlı eserlerinin sayısı 500'ün üzerinde. En önemlisi Kanunî Sultan Süleyman döneminde yapılan Trablus Kalesi. Beyrut'ta başbakanlığın bulunduğu bina da Osmanlı'da kışla olarak kullanılıyormuş. Binanın önünde bulunan saat kulesi ise Abdülhamit tarafından yaptırılmış. Beyrut tepesindeki Beydettin Sarayı, Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan Mecidiye Camii, Hicaz demiryolunun Beyrut-Şam arasındaki bölümü de görülmesi gereken Osmanlı eserleri arasında.

İmparatorluğun sürgün şehri Libya:
Osmanlı'da sürgün şehirdir Libya... Fizan'a giden gelmez. Biraz Akdenizli, biraz Arap, epeyce Osmanlı'dır. 400  yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan ülkede imparatorluk izlerini Karamanlı, Gurci, Turgut camilerinde, medrese ve hanlarında görmek mümkün. Kentin en etkileyici yeri Yeşil Meydanı ya da Şehitler Alanı çevresi. Bu çevrede Kale (Assai el-Hamra), Cemahiriye Müzesi de görülebilir. Libya'nın en kozmopolit kenti Trablusgarp ve Bingazi'nin Türkiye için bir başka önemi de savaştığı cepheler arasında olması.

Osmanlı'nın barış şehri Tunus:
Osmanlı'nın zamanında barışı yaşamış küçük ve şirin bir ülke Tunus. Osmanlı mührünü taşıyan yüzlerce eserin de ev
sahibi. Sus Ulu Camii, Safaks Ulu Camii, Mehdiye Ulu Camii ve Tunus'ta Zeytüne Camii ile Şammaiye Medresesi bunlardan birkaçı. Türkler için Tunus şehrinin merkezi olan Zeytüne Camii'nin çevresinde, günümüzde hâlâ Sük el-Türk, Suk el-Kebabcı, Suk el-Babuş gibi tanıdık isimlerle anılan çarşılar yapılmış; camiler ve medreseler inşa edilmiş. Yer yer ay yıldızlı motifleriyle bezenmiş kapılardan girilen dar sokakların içine ahşap kafesli pencereleriyle taşan cumbalı evleri ile Tunus şehirleri Kuzey Afrika'da Anadolu havası estiriyor.

İşadamları Kuzey Afrika'da:
1993'ten beri Suriye, Ürdün, Lübnan'a gezi düzenleyen Turenda Turizm, vize açılımından oldukça memnun. Genel
Müdür Gökhan Burak Gebel, vizeler kalktıktan sonra çok sayıda Arap turistin özellikle cuma günü Gaziantep, Kahramanmaraş ve Hatay gibi sınır şehirlerine gelip alışveriş yaptıklarını söylüyor. Yerli turist yüzde 20 artmış. Turistlerin yüzde 80'inin inanç ve kültür turizmi için bölgeye gittiğini dile getiren Gebel, "Osmanlı, bugüne kadar bize eksik anlatılmış, vize açılımıyla birlikte Türk halkı ecdadını yakından tanıma fırsatı bulacak." diyor.

Vizeler kalktı, yerli turist sayısı yüzde 70 arttı:
Suriye, Ürdün ve Lübnan gezileri düzenleyen şirketlerden biri de Tempo Tur... Yurt dışı Turları
Operasyon Müdürü Kansav Arslan, vizeler kalktıktan sonra bu ülkeleri görmek isteyen Türk turistlerin sayısında yüzde 70 artış olduğunu söylüyor.
Arslan, Arap turistlerinde Gaziantep'teki alışveriş merkezlerini doldurduğunu anlatıyor. Özellikle Suriye'nin yemekleri, kültürü ve insanların misafirperverliği ile Türklere çok benzediğini dile getiren Arslan, vize açılımının Osmanlı'yı tanıma adına büyük bir fırsat olduğu görüşünde.

Türk halkı Osmanlı'nın izlerini merak ediyor:
Kuzey Afrika coğrafyasına tur düzenleyen Nüans Turizm'in rehberlerinden Osman Filizdar da vizelerin kalkmasından memnun. Yerli turist sayısında yüzde 70 oranında artış olmuş. Eski Osmanlı coğrafyasının bir başka önemi de inanç turizmin merkezi olması. Zira Suriye'de 10 bin sahabenin yaşadığı bilgisini veriyor Filizdar. Şam'daki Zekeriya Peygamberin Camii ve Türbesi ve Vahdettin'in mezarının bulunduğu Süleymaniye Külliyesi çok ziyaret edilen mekanların başında geliyormuş. Filizdar, vize açılımının ticari ilişkileri de arttıracağını düşünüyor. Bunun ispatı ise özellikle cuma günleri Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş gibi sınır şehirlerine alışveriş için gelen Arap turist sayısının artması. Nüans Turizm'le Suriye, Ürdün veya Lübnan'a 2 günlük turların maliyeti 155 Euro.

Vizesiz gidebileceğiniz ülkelerden bazıları:
Arjantin, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Brezilya, Fas, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Hırvatistan, İran, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makedonya, Maldivler, Malezya, Paraguay, Sri Lanka, Suriye, Şili, Tayland, Tunus, Uruguay, Ürdün ve Venezuela.

"Vizelerin kaldırılması gecikmiş bir karar"
Tarihçi Dr. Erhan Afyoncu, vize uygulamasının kaldırılmasını gecikmiş bir karar olarak yorumluyor. Vize açılımı ile birlikte kültür turizminin gelişeceğini söyleyen Afyoncu, Türk halkının yurt dışındaki tarihî mekanları görme merakının arttığı görüşünde. Afyoncu, "Rumlar ülkemize gelerek atalarının, dedelerinin mezarlarını görmek istiyor, biz de Osmanlı'nın bıraktığı mirasları görmeliyiz. O zaman insanların ufku gelişir ve Osmanlı sınırlarının nerelere ulaştığını idrak etmiş oluruz." diyor.

Çölde taşa oyulmuş ülke: Ürdün
Ortadoğu'daki ateş çemberinin ortasında bir ülke Ürdün. Buna rağmen sakin ve huzurlu. Çölün ortasında taşa oyulmuş büyüleyici yapıları göz dolduruyor. 400 yıl Osmanlı'nın yönettiği ülkede imparatorluk izini Akabe kentindeki Osmanlı Kalesi ve Ulu Hüseyin Camii'nde görmek mümkün.
Ülkede turist çeken mekanların başında Lut Gölü var. Gül renkli tuz kayalarıyla dünyanın sekizinci harikası Perta Vadisi ile sessizliğin hüküm sürdüğü Wadi Rum görülmeye değer... 
(Dilek Hayırlı)



Bu ve benzeri haberler, yazılar ve bütün gelişmeler şunu söylüyor bize:
Bu milletin çalı kesip, keçiboynuzu kemirmekle meşgul edilip; hafızasını yoklamaya, aynaya bakmaya, düşünmeye fırsat bulamamasını umanlar artık can çekişmekte!..
Çok şükür!
Yeni bir nesil gelmekte. Ve bizler onlara söylemekteyiz, ve anlatmalıyız ki; dedeleri, şu
dünyanın sürücü koltuğundaydılar, hükümdar tahtındaydılar ve kendilerinden utanılacak işler yapmadılar...
Ve onlara demeliyiz ki;
Ayağa kalk artık, ufka bak; senden medet uman, yardım bekleyen, huzur dilenen kıtalara bak...
Üzerinde oturduğun tümseğin altında yatan bin yıllık hazineyi güneşin ışığına çıkart!
Sen bir devsin; yedi cücelerin gizlendi ağaç kovuklarından uzaklaş!..


.
 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile