Seyir Defteri - 17 Ağustos 2010 (Marmara üzerinde yüzen hatıralar...)

 

Marmara Denizi'ne bakıyorum.
Hava sıcak. Hava nemli. Havada garip bir hüzün kokusu...
Dalgalar yavru kedilerin dilleri gibi, minik uzanışlarla sahili yalıyor. Martılar süzüm süzüm havada, sanki her biri bir başka hayal aleminde kayıyor.
Gölgede oturmuşum ve Marmara'ya bakıyorum; uzaklar sisliii ve sisler tuzaklı!..

Onbir yıl sonraki zamanları göreceğime, onbir yıl sonra da hala yaşıyor olabileceğime hiç ihtimal vermediğim o gece ayın onyedisiydi.
Tam da o saatlerde yeni paketlenmiş, dağıtılmaktaydı; hayatımda kaleme aldığım ek kısa yazımın basılı olduğu gazete... Yıkıntılar üzerinde dağıtılan en kısa yazım, o zamanki Stop köşemizin, "Öğrendim ki" başlığı altında çıkıyordu o gün ve sadece tek kelimeydi.
Basılmışını okurken korktuğum, şakınnlıklar içinde kaldığım bir kelimelik yazı, şöyle diyordu:
Ölümlüyüz!

Öğrendim ki; ölümlüyüz!..
Hepimiz gerçekten de öğrendik ki o gün, ölümlüyüz!
Ölülerimiz yüzüyordu suların üzerinde, eşyalarımız yüzüyordu, hatıra defterlerimizin sayfaları yüzüyordu suların üzerinde ve o gün dalgalar her şeyi birbirine karıştırıyordu!

Onbir yıl önceki Ağustos gibi bu gün de ayın onyedisi ve gene hava sıcak ve gene hava nemli. Bir fark var ki arada, o da şu: Bugün, hatıralar yüzüyor Marmara Denizi'nin üstünde, o gün cesetler yüzüyordu.
Bugün 17 Ağustos ve mübarek Ramazan... Yedi gündür oruçlu olan insanlar; onbir yıldır yemeyen, içmeyen, yürümeyen, konuşmayan, soluk alıp vermeyen sevdiklerinin kabirlerine gidiyor. O gün ise bütün bölge kabristana dönmüştü...
Belki de işte gün öğrenmiştik, hem de hepimiz aynı anda öğrenmiştik "ölümlü" olduğumuzu!

Sahildeyim ve denize bakıyorum.
Marmara, işte gördüğünüz gibi usulca uzanıyor bugün, üzerinde hatıralar...


 

...........
NOT:
Sitemizin STOP köşesi 1999 bölümünde, 17 Ağusutos'lu yazıları bulabilirsiniz...

 

 


HEADER

Guest19-08-2010 13:02#1
Ölüler yüzüyor suyun yüzünde. :( ÖĞRENDİMKİ ÖLÜMLÜYÜZ...
Beş yıl önceki gibi 17 Ağustos bugün...
Hayatımın acı günlerinden bir gün...
Ağabeyimi kaybetmemizin beşinci yılı...
Bir gece yarısı aniden çekip gitti aramızdan ve benim canım bugünmüş gibi yanarken, yokluğunun beşinci senesine geldi çattı zaman...
Beş sene önce o vardı ama şimdi sadece yokluğuna ağlıyorum...

KAYBETTİĞİM NE VARSA HEPSİ İÇİN KANIYORUM BUGÜN...

CANIM YANIYOR İŞTE...
HER TÜRLÜ...
...ACIDAN... ÖLÜMDEN... HAYATTAN... YAŞAMAKTAN...
Yine CANIM YANIYOR...
HEM DE ÇOKKKKK!.. :(


HÜLYA KOÇALAN
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile