Seyir Defteri - 19 Mayıs 2011 (Dostları anma toplantısı)


Her Perşembe günü Cağaloğlu'nda bir toplantı yapılır.
ESKADER, "Babıali Sohbetleri" adı altında düzenler bu toplantıları.
Yeri ise Yerebatan'a kadar giden Kazım Gürkan caddesinin ortasından sapıp aşağıya, Alayköşkü kulesi veya Babıali kapısı'na doğru uzanan sokağın ortasında (Eski Günaydın Gazetesi binası) ve aşağı inerken solda kalan Timaş Yayınevi'nin giriş katındaki KitapKahve'dir...
Edebiyata meraklılar edebiyatçıları, yazarları görür, dinler ve burada her hafta önemli konular paylaşılır. Hayatta olanlar da olmayanlar da hatırlanır.

Bu hafta, iki kişi vardı gündemde.
Birincisi Türkiye Gazetesi'ne bir ömür vermiş olan Mehmet Oruç abimiz...
İkincisi de Mehmet abinin cenaze namazı için insanlar toplanmaya başlamışken vefat haberi gelen Enver Durmuş arkadaşımız... O da yıllarca Türkiye'de muhabirlik yapmıştı...


.

.

.

Takip edenler arasında öğrenciler de vardı.



Türkiye Gazetesi'nin ortasında, çift sayfa çıkan "Bizim Sayfa" vardı. Yarısında sadece dini yazılar, diğer kısmında da sanat, edebiyat, çizimler vs yayınlanırdı. O kısmın sorumluluğunu rahmetli Olcay Yazıcı'ya vermişlerdi... Ben de o zamanlar müessese dışında idim; teknik işler ve çizimler için gidiyorum Olcay abinin  yanına. Ay sonu geldiğinde "hadi git de maaş anlaşmanı yap, birlikte çalışalım" dedi.

Böyle başladım ikinci defa. Sonra Olcay Yazıcı başka bölüme gitti, o sayfa Türkiye Çocuk ile birleşti. Fakat biz (Anadolu Ajansı'nın  bulunduğu binanın en üst katında) Türkiye Çocuk ve Bizim Sayfa çalışanları kaynaşmaya başladık. Mehmet Oruç ile de o zamandan beri yirmi-yirbimeş senedir hep görüştük.

O çok dobraydı cevaplarında. Üzülür, kırılır, kıvırayım filan demezdi bize veya başkasına cevap verirken. Adamına göre söyleyeyem, demezdi. Bilirdik sorarken ki; canımız acısa bile doğru olan budur...

Mehmet Oruç, hani her faninin gıpta edeceği bir cenaze ile yolcu edildi. Kabrin başında bile asla kasvet, matem yoktu; derin bir hüzün ama bu sanki yakınını hacca yollamaya benzeyen bir hissin dışa vurumuydu...
Prof. Ramazan Ayvallı da benzer şeyler söyleyip şakalaşıyordu ahbaplarıyla: "İnsan gıpta ediyor, benim cenazeme de böyle toplanacak mısınız abiler" filan diyordu.

Mehmet Oruç bunca zamandır yazdı. Hakkında söylenecek gerçekten çok söz vardır.
Bir çok insan yazar ömür boyu ve göçer aramızdan, fakat Mehmet abinin yazdıkları asıl bundan sonra okunacak. Onun yazdıkları asıl bundan sonra tazelenecek her gün, ve yenilenecek günden güne...




Enver Durmuş ile tanışmamız da enteresan...
80'li yıllar, Mehmet Nuri'nin Karagümrük'de (eski sinemanın bulunduğu pasajın arkasında kalan) bir evi var. Akşamları orası bekar kaynıyor ama o zamanlar orda buluştuğumuz arkadaşlar da hemen hepsi sonradan birer isim oldular...
O zaman siyasi dönem. Enver de yanılmıyorsam Yeni Devir'de çalışıyordu. Bir sözünden dolayı birden anlamsızca (o zamanki siyasete göre kısmen anlamlıydı) çıkışmıştım ona. Hiç sesini çıkarmamış cevap da vermemişti ama ondan sonra bana hep tedirgin davranmıştı. Hep yakındık aslında birbirimize ama hiç ahbap olamadık...
Fakat şöyle bir şey oldu.
Mehmet abinin cenazesi için Eyüp Sultan'da toplanmıştık. Sanırım Ömer Söztutan; "buraya gelirken öğrendim, Enver Durmuş da vefat etmiş" dedi... Şaşırdım, çünkü hasta olduğunu da bilmiyordum...
Sonra Mehmet abinin cenaze namazı kılındı ve defin için yukarı, kabristana çıktık. O sırada çok sayıda, hatmi şerif, yasini şerif ve diğer okunanlar toplanıyordu sadece salevatı şerifler bile üç milyon civarındaydı...
O sırada "yakında vefat eden kimsesi olan var mı" dediler...
Hemen aklıma geldi...
Bugün Enver Durmuş vefat etmiş, gelirken öğrendim, dedim...
Hemen not etti Ramazan Ayvallı ve biraz sonra bütün okunanlardan hasıl olan sevaplar Mehmet Oruç abiyle birlikte Enver kardeşimize de gönderilmiş oldu...
Bu da benim içime su serpti; eğer taa o eski zamanlardan bir kırgınlık filan kaldıysa içinde, bu durum onu telafi etmiştir, diye ümid ettim...
Allahü teala rahmet eylesin inşallah her ikisine ve bütün ölmüşlerimize...




Uzun yıllardır gazetemizin demirbaşlarından Mustafa Bilim de hatıralarını anlattı.


Toplu fotoğraf ...


....



                ESKADER'İN TOPLANTI İÇİN DUYURUSU   
                    



Mehmet Oruç ve Enver Durmuş yâd ediliyor

ESKADER Bâbıâli Sohbetleri’nde, bir hafta önce ebedi âleme göç eden gazeteci yazarlar Mehmet Oruç ve Enver Durmuş için bir anma toplantısı düzenliyor. Anma toplantısı, 19 Mayıs Perşembe günü Timaş Kitap Kahve’de saat 18.00’de başlayacak.
Geçen hafta sonsuzluğa yürüyen Türkiye gazetesi yazarı Mehmet Oruç ve daha önce uzun yıllar Türkiye gazetesinde ve İhlas Haber Ajansı’nda çalışmış bulunan gazeteci yazar Enver Durmuş için bir anma programı gerçekleştirilecek.
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından düzenlenen “Bâbıâli Sohbetleri” çerçevesinde yapılacak olan toplantıda, Mehmet Oruç ve Enver Durmuş’u aile fertleri, yakınları, dostları ve okuyucuları anlatacak. Toplantıda Oruç ve Durmuş ile uzun yıllar birlikte çalışmış olan mesai arkadaşları gazeteci arkadaşları da duygu ve düşüncelerini dile getirecekler.

MEHMET ORUÇ
1953 yılında Bolu’nun Göynük ilçesinde doğan Mehmet Oruç, Ortaokulu Adapazarı’nda, liseyi Ankara’da okudu. Bu arada, Hafız İsmail Efendi, Hafız İbrahim Efendi gibi hocalardan eski usulde tahsil gördü. Hakikat Kitabevi yayınları, dini inancının ve yaşayışının sağlamlaşmasında etkili oldu. Liseyi bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesini bitirdi. Manisa, Konya, İstanbul’da görev yaptıktan sonra 1987 yılında 12 yıllık resmi görevinden istifa ederek, ilk okuldan beri meraklı olduğu gazetecilik mesleğine geçti. Uzun yıllar Türkiye gazetesinde, “Günün Sohbeti” ismi ile günlük yazı yazdı. Daha sonra aynı gazetede, “Gönül Bahçesi” ve “Hikmetler” köşesinde, günlük, aktüel konuları; dini, tarihi, sosyal yönden ele alarak yorumlayan yazılar yazmaya devam etti. Türkiye gazetesinin okuyucularına hediye olarak verdiği 8 ciltlik Anadolu Evliyaları’nı hazırlayan tertip heyetinde bulundu. Yazarın Kâinatın Efendisi, 365 Gün Dua, Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve Huzurun Kaynağı Aile isimli kitapları yayınlandı. 8 Mayıs 2011 tarihinde vefat eden Mehmet Oruç, evli ve iki çocuk babasıydı.

ENVER DURMUŞ
9 Mayıs Pazartesi günü vefat eden ve ertesi günü cenaze namazından sonra Güneşli Mezarlığı’nda defnedilen Enver Durmuş, Yeni Devir gazetesinde mesleğe başlamıştı. Uzun yıllar Türkiye gazetesinde ve İhlas Haber Ajansı’nda çalışan Durmuş, 1959 yılında Bayburt’ta doğdu. 1982-2000 yılları arasında aktif gazetecilik yaptı. Sırasıyla Yeni Devir, Milli Gazete, Tercüman ve Türkiye gazetelerinde çalıştı, 1993-2000 yılları arasında İhlas Haber Ajansı’nda görev yaptı. Siyaset ve sağlık muhabirliği yapan Durmuş, araştırma gazeteciliğine yöneldi. 2000 yılında emekli olan Enver Durmuş, son olarak ekonomi alanında yayınlanan “Ekonomivizyon” programında muhabir-program yönetmeni olarak görev almıştı. Evli ve dört çocuk babası olan Enver Durmuş’un yayımlanmış kitapları İslâmı Seçenler, Kanser’de Yeni Umutlar ve Yassıada’dan İmralı’ya adını taşıyor.

( Timaş Kitap Kahve Alayköşkü Cad. No: 5 Cağaloğlu / İstanbul Tel: 0212 511 24 24 )

http://www.eskader.net/2011/05/14/mehmet-oruc-ve-enver-durmus/





  TOPLANTI ARDINDAN WWW.SANATALEMİ.NET           
  SİTESİNDE YAYINLANAN YAZI                                        



Mehmet Oruç ve Enver Durmuş rahmetle anıldı


Gazetecileri dostları unutmadı

 



Muhammed Kamacı (Sanatalemi.net)

Bu hafta ESKADER’in düzenlediği Timaş Kitap Kahve’deki Babıali  Sohbetleri’nde yakın zamanda hayatını kaybeden Türkiye gazetesinin değerli yazarları Mehmet Oruç ve Enver Durmuş yâd edildiler.

Muhammed Kamacı(sanatalemi.net)

Yaklaşık on gün önce hayatlarını kaybeden gazeteci yazarlar Mehmet Oruç ve Enver Durmuş Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından düzenlenen “Bâbıâli Sohbetleri”nde anıldılar.
Kalabalık bir dinleyici kitlesinin takip ettiği toplantının açılış konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım yaptı. Yardım, “Mesleklerine bağlı, milli ve yerli hassasiyetleri taşıyan iki değerli gazeteci yazarı vefatlarından kısa bir süre sonra burada hatırlıyor ve anıyoruz. Onlar yazılarıyla, haberleriyle, eserleriyle kültürümüze büyük katkılarda bulundular. Her ikisi de sağlam birer münevverdi ve topluma iyilik mesajlarını verdiler. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyoruz.” dedi. Yardım, konuşmasının ardından Hüdavendigar Onur’a söz verdi. Hüdavendigar Onur, Mehmet Oruç hakkında “Çok sevecen, dindar, halim selim, yardımsever ve dinî konulara ehemmiyet gösteren bu konuda yazan
birisiydi. Gazetede Sohbetler diye bir köşesi vardı. Enver Durmuş da aynı şekilde çok sevecen, iyi niyetli, halimselim bir muhabir ve yazardı. Her ikisi de Türkiye gazetesinde yazdılar.

   MESAİ ARKADAŞLARI HÜZÜNLENDİ
   Daha sonra söz alan gazeteci yazar Kamuran Abacıoğlu, mesai arkadaşı Enver Durmuş hakkında duygulu bir konuşma yaptı. Abacıoğlu sözlerini şöyle dile getirdi:
   “Ben Tercüman gazetesinde muhabirken bir gün gazeteye geldi ve orada tanışma imkanımız oldu. Kendisi benden daha önce Türkiye gazetesine geçti. Ardından ben de geçtim. Enver Durmuş ilginç haberleri sever, sağlık hakkında çoğunluk olmak üzere haberler yapardı. Bundan dolayı hastalar kendisini arar sorar ve doktorlar hakkında bilgi alırlardı. Bir özelliği de masasının üzerinde Kuran-ı Kerim mealinin bulunması ve boş vakitlerinde Türkçe olarak bunu okuması bizlere anlatması ve üstünde düşündürmesi idi. Bu âdeta bir
manevi tedavi olurdu bizim için. Çok esprili, canlı ve girişken bir yapısı vardı. Kendisi ile on yıl kadar birlikte çalıştık namaza aşırı önem veren bir insandı. Allah rahmet etsin.” diyerek sözlerini tamamladı.

    Enver Durmuş’un en yakın arkadaşlarından Şeref Özata ise “Uzun yıllar birlikte çalıştık. İlk tanışmamız biraz tartışmalı olmuştu. O yıllarda Milli Gazete’de çalışıyordum. Daha sonraları çok sıkı dost olduk. Kısmet oldu ve 1984 yılında Türkiye gazetesine geçtim, Enver’le çalışmaya başladık. Habersiz olarak aramızdan gitmesi bizi çok üzdü.2002 yılında beyin kanaması geçiren arkadaşımız düzeldi ve yanımızda bugüne dek yer almaya devam etti
çok şükür. Allah rahmet etsin.” diyerek sözlerine son verdi.

    Türkiye gazetesi yazarlarından Ünal Bolat da sözlerini şöyle dile getirdi:
   “Mehmet Oruç’la ilgili bir çok hatıram var. İslâm dinini kelime kelime, satır satır bilen birisiydi. Bir İslâm âlimiydi. En önemli kitaplarından birisi “365 Gün Dua” isimli kitabıdır. Bazı prensiplere sahipti. İlmiyle yaşayan, beş vakit namazını cemaatle kılan birisiydi. Bu konuda çok hassastı. Bizleri de sabah namazına kaldırır bu uyanma konusunda formüller geliştirdi. Sahip olduğu niteliklere rağmen çok alçakgönüllü, doğru bildiğini söyleyen
bilmediği hakkında yorum yapmayan gazeteciliğe ve işine bağlı olan mükemmel bir arkadaşımızdı. Yaptığı işi Allah rızası için yapardı 25 yılımız birlikte geçti.”

    Türkiye gazetesi yazarlarından Muammer Erkul ise Mehmet Oruç’la ilgili sözlerine şöyle başladı:
   “Her gün biraz daha eksikliği hissediliyor. Çok değerli ve otoriter bir insandı. Her şeyde bize yardımcı olurdu. Cenazesi muhteşem oldu. Böyle bir kalabalık pek görülmemiştir. Anlatılacak çok fazla hatıram var aslında. Enver’le alakalı olarak da müşterek dostumuz Mehmet Nuri Yardım’ın Karagümrük’teki bekâr evine gitmiştik. Kendisiyle orada tanışma fırsatı buldum. Uzun yıllardır tanışmamıza rağmen çok yakın bir dostluğumuz olmadı ancak daima sevdiğim ve değer verdiğim bir insan olmuştur.” diyerek sözlerini tamamladı.

    BAŞBAKANLA SOHBET
    Şeref Özata Enver Durmuş’un Başbakanla bir anısını anlattı. İlgi çeken bu hâtıra şöyle:
“2002-2004 yılları arasında bir gün TRT Genel Müdürlüğü’ne talip olmak için Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı arar. Kendisini yerinde bulamaz ve Özel Kaleme not bırakır. Başbakan akşamüstü bize dönerek ‘Enver beni aramışsın hayırdır?’ der Enver Durmuş da “Başbakanım TRT’ye Genel Müdür arıyormuşsunuz ben talibim.” der.
   ESKADER Yönetim Kurulu’ndan Hüseyin Sarıkoç ise: “İki dostumu da çok seviyor ve değer veriyorum. Türkiye gazetesinde yıllarca birlikte çalıştık. Her iki arkadaşı da düşünürsek namaz konusunda bir ortak paydaları vardır. Bu konuda çok hassaslar ve ayrıca çocuklarımızın iş arkadaşlarımızla tanışması ve onları tanıması onların da buna önem verdiği gibi çok önemlidir. Çok farklı hatıralarımız oldu. 28 Şubat sürecini birlikte yaşadık. Ve konu hakkında hep
birlikte ne yapabilirizi konuştuk istişare ettik. Mehmet Oruç ağabeyin bu konudaki emekleri büyüktür.”
    Konuşmacılar arasında bulunan Devlet gazetesinin kurucusu İbrahim Metin de bir hâtırasını dinleyicilerle paylaştı. İbrahim Metin şunları söyledi:
    “Enver Durmuş’la 2001 yılında tanıştık. Benimle röportaj yaptı. O münasebetle tanıştık ve dost olduk. Siyasi görüş farklılıklarımız vardı bu konuda arada sırada ufak tefek nükteler yapardı. Çok değerli ve saygı duyulan bir insandı. Allah mekanını Cennet eylesin!” dedi.
    Gazeteci yazar Süleyman Doğan: “Enver Bey’i 1988 yılında tanıdım. Muhabirlik yapıyordum ve ilk defa Zaman gazetesinde gördüm. En büyük hassasiyeti namazı cemaatle kılmaktı. Vitrin dergisinin küçük mescidinde birlikte namaz kıldık, çok sevecen bir insandı. En son Osman Olcay Bey’in anma toplantısında görüştük. Benim için adeta bir vedalaşma oldu o
birlikteliğimiz.”
    Sefa Koyuncu: “Mehmet Oruç ile Konya’dan tanışıyoruz. Kendisi Eğitim Fakültesinde okurken sağlık memurluğu yapıyordu. Oradan bir hukukumuz var. İstanbul’da ise Konya’daki kadar sık görüşemedik. Vefatından üç gün önce gazeteye geldi görüştük ve sonrasında evine gidince birkaç gün sonra rahatsızlandı ve vefat etti Allah rahmet etsin. Enver Durmuş’u ise kitaplarından tanırım. Hizmetlerini biliyoruz.”
    Mustafa Nadir Önay da iki yazar hakkında sözlerini dile getirdi ve yayımlanmamış eserlerinin yayımlanması gerektiğini vurguladı. Son olarak Yeni Şafak yazarı Osman Akkuşak yazarlarımız hakkında görüşlerini belirtti iyi dileklerde bulunarak sözlerine son verdi.
    Enver Durmuş’un oğullarından Mühendis Onur, “Babamın arkadaşlarını tanıma fırsatı buldum. Çok teşekkür ederim.” dedi. Diğer oğlu gazeteci Ensar ise: “Babam çevresindeki insanlara koşar, yardımcı olurdu. Bizi namaza sevkeder, bu konuya çok ehemmiyet gösterirdi. Cenazesine yetişemedim. En son onu internette kamerada gördüm arkadan namaz kıl işareti yapıyordu. Allah rahmet etsin buraya gelenlerden razı olsun.”

    Timaş Kitap Kahve’deki bir Bâbıâli Sohbeti daha Mehmet Nuri Yardım’ın kapanış konuşması ve Ahmet Yüter’in manzum duaları eşliğinde sona erdi.
    Gençlerin ve öğrencilerin dikkatle takip ettiği toplantıya iştirak edenler arasında Ünal Bolat, Fatih Selek, Ali Çorbacı, Muammer Erkul, Sefa Koyuncu, Ersel Gündüz, Necmettin Eksöz, Mehmet Bilgi, Tolga Uslubaş, Mustafa Bilim, Lütfi Kahraman, Durmuş ve Oruç ailesinin yakınları, dostları ve her iki yazarın okuyucuları da vardı.


http://www.sanatalemi.net/ozel-haber/2741-mehmet-oruc-ve-enver-durmus.html

 http://www.sanatalemi.net/ozel-haber/2741-mehmet-oruc-ve-enver-durmus.html






 


HEADER

Menzil/Adıyaman24-05-2011 12:59#1
Ne güzel hayırla anılmak... Ardından hayırlı dualarla ayrılmak...
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile