Seyir Defteri - 02 Aralık 2011 (Zeytinburnu Kültür Merkezi'nde)


Zeytinburnu Belediyesi, Kültür Merkezi'nde sıradışı bir etkinliğe imza atıyor.
Zeytinburnu sınırları içinde bulunan türbe ve mezarlıklarda yatan tanınmış şahsiyetler hatıranıyor.
Onları tanıyan, bilen kişilere bildiklerini anlatma fırsatı verilirken; her isteyen de gelip bu söyleşilere, konferanslara katılma şansını yakalıyor.

2 Aralık 2011 Cuma gününün akşamı Eskader başkanı Mehmet Nuri Yardım'ın yönettiği "Zeytinburnu'nun ebedi sakinleri" konulu son toplantıda, yazar ve ressam Gürbüz Azak, ünlü ressam İbrahim Çallı'yı anlattı.


 
Proğramın sonuna doğru, Mehmet Nuri Yardım konuyu değiştirdi, sözü anlatılandan çok "anlatan"a yani Gürbüz ağabeyimize getirdi. Mikrofonu gönderip bana da söz verdi. Dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalıştım...
(O akşam orada anlattıklarımdan hatırladığım veya anlatmayı unuttuğum ama söylenmesi gerekenlerin bir kısmını toplayıp, sonradan en aşağıya ilave ettim.)





l


Her yaş grubundan dinleyiciler bulunan taplantıyı takip eden öğrenciler de vardı. Ki kültür sanat etkinliklerini genç yaştan itibaren takip edenler, muhtemelen gelecek zamanların önde gelen isimleri olacaklardır.
Tecrübe ve anlatılanlar bunun bolca işaretlerini verir.

Örnek mi?
Mor kazağını giyip gelmiş olan...
TGRT FM radyo kanalında gayet sevilen programlar hazırlayan ve sunan...
Kısa komedi çekiminde tv ekranında yarışırken izleyip, belki oy bile verdiğiniz...
En önemlisi de; seslendirdiği yazılarımızı sitemize de koyduğumuz, İrfan Atasoy kardeşimiz de ordaydı.





Sonra da hatıra fotoğrafları çekildi.
Tek tek isimlerini yazmayacağım çünkü ismini bilmediklerime ayıp olar, alınırlar.
Fakat dileyenler, en aşağıdaki yorumlara "Kırmızı bereli olarak görülen kişi benim" gibi yazarak ismini ekleyebilir ;)
Örnek yapayım:
Bu karede görünmeyenler arasında, soldan ikinci sırada ve minik kareli atkılı kişi benim...



Sonra ne mi oldu?
İlk önce şunu söyleyeyim ki; ortam gayet samimiydi.
Bir de şunu söyleyeyim; insanlar "dede" olduktan sonra çook daha candan, çok daha sevecen oluyorlar.
Hani sanki dedelik sadece bir sıfat değil de; ekmak kadayıfı üzerinde kaymak, öylesine!
Gürbüz abimiz de yaşı ilerledikçe bambaşka bir hale büründü...
Allahü teala hayırlı, huzurlu, sağlıklı ve uzuun ömürler versin, ona ve bu satırları okuyanlara...




Tam burada, hazır yerini yapmışken; tabiri caizse su koyverip, bu karelerin açıklamasını yapayam:
Efenim, bu görüntü alınırken, koca ustamız diyor ki:
"Yahu kardeşim neden anlamıyorsunuz, bu memlekette benden sonra ikinci sırada gelen yazar ve çizer kimdir?..
Elbette Muammer Erkul'dur... Bakın bunu buraya aynen yazıyorum, bilen bilmeyenlere, okuyan okumayanlara bildirsin..."









Şaka bir yana, Gürbüz Azak sevilen bir insandır arkadaşlar.
Onun çizdikleri ve yazdıkları hep yakınımızdaydı bizler büyürken. Hem bedenimiz büyürken hem de içimiz, derunumuz büyürken... Kendim ve akranlarım adına minnettarım ustamıza.

Şu aşağıdaki kareye bakar mısınız?
İsmetullah Güler ağabeyi taa Yeni Asya zamanlarında (ben 13-15 yaşlarındayken) tanımıştım, İrfan ise ben yazmaya başladığımda ilk delikanlılık yaşlarındaydı. İşte hepimiz aynı sıcak bakışlarla yanındaysak Gürbüz abinin, demek ki üzerimizde iyi izler bırakmış.
Öyle değil mi?


.




Aşağıdaki pozlar ise tam "kıskananlar çatlasın" tadında...
Zaten Mehmet Nuri Yardım, toplantı esnasında bana mikrofonu gönderirken; "Gürbüz Azak denince akla ilk gelen isim, Muammer Erkul'dur" demişti...
Bu samimi ortamda Gürbüz abi de benim için güzel bir şeyler söylemişti ama unuttum, nasıl olsa tekrar ve yenilerini söyler...
(Sürçü lisan ediyorsak affola; ki bu sözler dostlar meclisi laflarıdır...)

.
.






Ebru içine İstanbul çizimleri

Toplantı sonunda, üst kattaki resim sergisine çıktık.
Mehmet Nuri'nin yanındaydı Gürbüz abi, geleneğimizde var olan muhteşem ebru sanatımız ile bunların içine yerleştirilerek çizilmiş İstanbul manzaralarını görünce bana döndü ve;
"Bunu yaz Muammer" demişti...

Yazdım da zaten.

http://www.muammererkul.com/stop-ki-mainmenu-2/2011-mainmenu-49/4040-ebruda-stanbul-dueleri-04-aralk-2011-pazar.html

adresinden okuyabileceğiniz, Türkiye Gazetesi STOP köşemizdeki (04.12.2011) ilk yazım "Ebruda İstanbul düşleri" ismindeydi...

.....

Bu etkinliklere imza atan Zeytinburnu Belediyesini ve bu güzel eserlere imza atan Hatice Ünal hanımı tekrar burada da tebrik ediyorum...
Derler ya; "marifet iltifata tabidir" diye, meşhur sözdür.
Her ne takdir ediliyorsa, onu yapan gençler çoğalır...
Ve gençlerin rağbetine göre, bir memleketin geleceği şekillenir...
Bu yüzden kendi sanatımız adına kim ne yapıyorsa desteklemek, alkışlamak lazım ve ayrıca destek olanları da takdir etmek lazım.

Aşağıda sergiden çeşitli görünteler var, gidebilme fıratı olanlara görmelerini tevsiye ederim.
M:)

.
.
.






Söyleşinin devamı

Yukarıdaki yazının içinde;
"O akşam orada anlattıklarımdan hatırladığım veya anlatmayı unuttuğum ama söylenmesi gerekenlerin bir kısmını toplayıp, sonradan en aşağıya ilave ettim." demiştim ya..
O notlarımı da aşağıda okuyabilirsiniz:

....

Efendim benim ismim Muammer Erkul, belki bir kısmınız beni tanımıyorsunuz.
Ben bu memleketin çoğu insanını tanıyorum.

Birkaç saat uykuyla kendinden sonrakilere ışık yansıtmak için yazı yazar ve çizgi romanlar çizerken ben Gürbüz Azak’a çay getiriyordum.
Deniz görmeden kaptan olunmaz, yüzme öğrenilmez!
Ustaya çay getirmeden, masası silinmeden, ustanın çizdiklerinin kurşun kalemleri silinmeden ressam olunmaz…

Beni ve bizleri tanımıyor olmanız benim suçum mu?
Peki Acun’u tanıyor musunuz?..
Teneke adam kılığına girdiği, robot dansı yaptığı için, Michael Jackson taklidi yaptığı için bir gecede yıldız olan çocuklar gördünüz mü veya horoz sesi çıkarabilen adamları izlediniz mi?

*

Bu gece burada (belli sayıda) birkaç kişi var.
Sanat sadece bu kadar insanın mı sırtına yük?

Gürbüz Azak gençliğinin sanatkarı İbrahim Çallı’yı anlatıyor, Muammer Erkul gençliğinin ustası Gürbüz Azak’tan biraz bahsediyor…
Peki bugünün gençleri kimden bahsedecek?

Bazıları için “Çallı’nın anlatılması” problem…
Acaba anlatılanın İbrahim Çallı olması mı problem, yoksa anlatılacak kimse olmaması mı, yani çok az olması mı? /  yenilerin yetişmemesi mi…
Burayı iyi anlamak lazım!

Şuraya getirmeye çalışıyorum sözü:
Bu memlekette para kazanan her zengin insanın, bu memlekete borcu var!
Kazanan zenginlerimiz var, helal olsun hoş olsun ama sanata/sanatçıya yatırım yapan acaba kaç kişi?

Bina yapıyorlar, korkunç paralar harcıyorlar ama Allah korusun bir deprem, yerle bir…
Ölçüsüzce har vurup harman savuruyorlar, yiyip içtikleri afiyet şeker olsun ama sadece …. çukurları dolduruyor!..
Halbuki, bırakın fabrika sahiplerini, belediye başkanlarını… Bir köylü bile, “bu sene doğacak buzağıyı bir sanatkarı finanse etmek için besleyeceğim” dese. Salsa çayıra, otlasa hayvan, büyüse… Ve dese ki: “Ey filan kişi, gel benim köyümün romanını yaz, benim şehrimin resmini yap, bu inek senin!..” dese, ardına kalıcı bir eser bırakmış olur!

Eskiler ne der?Marifet iltifata tabidir!


İyi kar eden sayısız işadamımız, işletmemiz var. Memleket çapında beş on değil, binlerce belediyemiz var.
Birkaç dansöz oynatmak, birkaç şarkı söyletmek için yüzmilyonlarca lira harcayan nice belediye başkanları, ilçeleri/beldeleri adına festivaller uyduruyorlar.
Al işte sana iş, al sana hizmet, al işte sana vizyon:
Kendi beldenin romanını yazdır, adın sonsuza yazılsın…

Göğü aydınlatsan bile havai fişeklerle, yarına ne kalacak?..
Halbuki sanat, yarınlara taşır seni!..

Sanatçı ise bu yükün hamalıdır!
Kollaman gereken işte onlardır, bu sanat insanlarıdır.
Ve bu işi, onlar henüz hayattayken yapmalısın.

*

Köylünün ineğini örnek gösteriyorsak bu işin sponsorluğu için bir problem olduğu aşikardır…
Bu ve benzeri salonlardaki her toplantıda yüzer tane genç ressam ve yazar yoksa ciddi bir problem var demektir…

*

Şimdi gözünüzü kapatın ve gene bu salonda oturduğunuzu, fakat tarihin 2111 (ikibinyüzonbir) olduğunu hayal edin…
Yüz sene sonra, burada kim konuşuyor ve acaba kimi anlatıyor olacak?


Sen tohum ekmemişsen, tarlandan yabani çalılar çıkmasına neden şaşırıyorsun?

Bu memleket hepimizin tarlasıdır…
Birkaç tohum ekmek hepimizin vazifesidir…
Sanat adına yürüyecek olanların yolunu açmamız lazım...
Bu davet sadece bana, sana değil, hepimize. Ve bu fikri her fırsatta bütün memlekete duyurmalıyız!
Bu salonları gençlerle doldurmalıyız…

Saygılar sunuyorum efendim.
Muammer Erkul


.


HEADER

SAVAŞÇI16-12-2011 06:29#5
HARİKA Görünüyorsunuz. Sizleri çok seviyorum, saygı ve selâmlarımla canım üstadım. Hayırlı Cumalar, bizler için de DUA edin...

SAVAŞÇI
Alıntı
Selim13-12-2011 19:23#4
Mehmet bey, yorumunuz içimizi titretti. Var olun.

Selim
Alıntı
Gölçiçeği13-12-2011 19:22#3
Ne güzel görünüyor herkes. :)
Alıntı
Beyaz düşler13-12-2011 14:05#2
Muammer Erkul'un eline ve yüregine sağlık demek yetmiyor ki o da bunu dile getirmeye çalışıyor zaten. Burada yorum yapanların daha çok olması gerekmez mi? Bundan sonra böyle faaliyetlerden haberdar olalım ve eş, dost, arkadaşlarımızı haberdar edelim demek gerekmez mi?
Unutmayalım; küçücük bir çakıl taşı birbirini takip eden bir sürü dalgalar meydana getiriyor.
Bütün site sakinlerinin duyarlılığına...

Beyaz Düşler
Alıntı
Mehmet Nuri Yardım10-12-2011 01:02#1
Can dostum merhaba. O gece Zeytinburnu'nda yaşadığımız muhteşem güzellikleri, tanık olduğumuz sanat şölenini ne güzel anlatmışsın. Yüreğine sağlık aziz kardeşim. Gençlere iyi istikameti, doğru hedefi ve hep erdemleri anlattığın, gösterdiğin, işaret ettiğin için teşekkürler... Selâm ve muhabbetle... Sağlıcakla kal. Allah'a emanet ol. Bu güzel sitenin bütün takipçilerine de gönül dolusu selâmlar... Emin olsunlar ki, doğru adresteler. Var olsunlar.
Mehmet Nuri Yardım
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile