Seyir Defteri - 2 nisan 2012 (Brön'lü bahçede Nisan başı)


"Brön'lü bahçe"de çekilmiş üç günlük (31 Mart, 1 ve 2 Nisan) fotoğraflardan ekledim aşağıya.
İlginç olan şu ki; görüntüler önce bahar, sonra kış ve ardından yaz...
Öyle bir ülkemiz var ki; bazen, üç günde üç mevsim yaşayabiliyoruz...



Rüzgar ters yönden estiği için, gece Brön farketmedi geldiğimizi.
Öğlene doğru konuşmaları işitince öyle bir koşup dolaşmış ki bahçeyi; ben bahçe kapısının dışındaydım ve onun dört nala üst köşeden döndüğünü gördüm, ardında da mavi gözlü kurt... O da arkadaşı, "ne oluyor" diye geliyor peşinden ve bizi uzaktan izleyip geri dönüyor...
Açtım kollarımı, Brön bana, ben ona sarıldık.
Ayağa kalkıp sarılıyor, nefes nefese...
Ve insan gibi gülümsüyor, görüyorum  hep.




Şu manzara onun vazgeçilmezidir...
Burada yatmak, hayatına anlam katan şeylerden biridir.


.
Bahçede uysaldır ama dışarıda rahat durmuyor, sanki bir ortaçağ savaşçısı gibi tepeden tırnağa kadar yarılmadık dişlenmedik yeri yok ve bir korsan gibi yüzü gözü çizgiler/façalar dolu. Ve bahçenin dışındaki bütün kedilerin (bir teki hariç) can düşmanı...


.



Gece yarısına doğru çisil çisil yağmur başlamıştı.
Geç saatte bir arkadaş, benim İstanbul'da olduğumu sanarak mesaj yazmış "buralarda kar yağıyor" diye.
Dışarı baktım ki, her yer bembeyaz :)))
Aşağıdakiler, 2 Nisan sabahı güneş doğmadan hemen önceki görüntüler. 


.

.


Hava pırıl pırıl ve güneş yükseliyor.
Arabanın camı karla kaplı ve önünde de kar yığını...


.

.
Çiçekler her yerde var. Ve sessizce yağan bu kar öyle güzel gelecek ki bütün bitkilere, toprak helva gibi yumuşacık olacak...
Bazen mezar taşlarının yanında çiçekler olur, bazen de çiçeklerin yanında mezar taşı ;) Çoğu kimse (bahçedeki dedemin eski taşını) yadırgıyor ama bir mezar taşı bir kundak bezi kadar normal değil mi? Üstelik teyzem de kendine kendi için taş alıp getirmişti bir gün. Bir kenara koydurdu ve; ben ölünce hazır olsun, burdan alıp dikerler başıma, demişti.
Normal şeyler bunlar.
Güzel şeyler...
Değil mi?
 


Ve sümbüller, baş döndüren misss gibi kokuları, inanılmaz canlılıktaki renkleri...



Bir de şu aşağıdaki lacivert çiçekler ve sarı çiçekler...
İlginç olan şu ki; hiç birini ben dikmedim...



Bu kedinin adını MISIR olarak değiştiriyoruz çünkü hem (şaka gibi koyduğumuz) tigıra benzemiyor hem içinde S olmayan o ismi beğnemiyor ve hem de zaten kendisi "patlamış mısıra" benziyor... ;)))



Şu renklerin güzelliğine bakar mısınız ve şu hayvanın asaletine, keyfine...



Yetsin mi şimdilik bu kadar?..
M:)))



HEADER

M.Erkul04-07-2013 19:40#3
Bana çok şeyler söylemiş ve neler öğretmiş o güzel hayvan.
Brön öldü! :(

M.E
Alıntı
Hicran Seçkin04-07-2013 15:20#2
Her şey bir var, bir yok... Mezar taşı ile kundak bezinin birlikte anıldığı bu sayfadaki güzel varlık da yok artık demek...
Brön'ü biz de çok sevmiştik abiciğim... :(

Hicran Seçkin
Alıntı
fatma28-07-2012 08:52#1
Normal ve güzel şeyler bunlar...
Bu taşın namını duymuştum ben daha önce, şimdi görmüş oldum.
Hayat ve ölüm iç içe. Çok güzel manzaralar her biri de :)
fatma
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile