Velimeşe Şehitliği (18 Mart 2013 Pazartesi)


18 Mart 2013 Pazartesi günü, Velimeşe'de tarihi bir gün yaşandı...
Çünkü o gün, yıllardır yapılması arzu edilen "Şehitlik Abidesi" açıldı.
 


 


Velimeşe, Sultan 2. Abdülhamid Han döneminin ilk yıllarında meydana gelen Rus savaşından sonra (93 Harbi) yerleşik toplulukların yer değiştirdiği yıllarda kurulmuştur. Velimeşe'yi kuranlar sınır atlamış insanlar değildi...
Gazi Osman Paşa'nın ünlü Plevne müdafaasından sonra çözülen bölgelerden olan ve Osmanlı'nın mamur şehirlerinden Tırnova yakınlarından yola çıkan kafilelerdendirler. Bu insanlar, kendilerine gösterilen bölgelere yerleştiler. Altı yedi hane/sülale bu topraklara ilk yerleşenlerdi.
1930 doğumlu olan babam Davut Erkul'un babası İsmail Erkul'un babası Davut'un babası olan büyük Davut dedemiz, bu göçe katılanlardandı ve Velimeşe mezarlığına defnedimiştir.


O dönem elbette ki çok acı yıllar yaşandı.
İçteki ve dıştaki bütün düşmanlar bir olarak; 600 yıldan fazla zaman hem Türklüğün bayrağını ve hem de İslamlığın sancağını yere düşürmeyen büyük Osmanlı devletini yok etme çabasındaydılar. Bu vahşi emellerini gerçekleştirmek için her yolu deniyorlar, parayla satın alınabilecek her şahsa kancayı takıyorlardı...
İki hedefleri vardı. Biri üç kıtanın başkenti İstanbul... Diğeri ise Türk dünyasının hakanı ve İslam aleminin halifesi olan Sultan 2. Abdülhamid Hân'ı yok etmek... 
Bu büyük insan, dünyanın en çalkantılı ve zor döneminde 31 Ağustos 1876'dan, 27 Nisan 1909 tarihine kadar Osmanlı ülkesini muhafaza etti.
Ve sonunda hükümet İttihat ve Terakki Partisi'nin eline geçti ve Padişah bin bir oyunlar neticesinde sürgüne gönderilirken bir keramet olan tarihi sözü söyledi. 
İttihat'çıları kastederek: "Bu ülkeyi on yıl yönetebilirlerse, yüz yıl yönetmiş gibi sevinsinler" dedi. 
Gerçekten de üç kıtaya kök salmış kooskoca Osmanlı imparatorluğu on yıl sonra paramparça oldu ve ancak Anadolu yarımadasının bir kısmına tutunabildi.

Kurtlarla Dans kitabında onun için söylenenler dikkate değer: 

 

Kızıl Sultan demişlerdi ona. Kendi açılarından haklıydılar. Çünkü Osmanlı'nın paylaşımını pahalıya getirmişti Avrupa'ya. Kansız olacağını sandıkları Osmanlı gövdesindeki ameliyat, 30 yıl gecikme sayesinde Avrupa'nın kanlı bir iç savaşına dönüşmüş ve bir dünya meselesi haline gelmişti.

Sultan II. Abdülhamid 33 yıl boyunca etrafı kurtlarla çevrili bir ülkeyi sağ salim sahile çıkarmanın mücadelesini verdi. Hasta Adam'ın mirasının paylaşılması konusu 1850'lerde gündeme gelmişti. 1878'de Rusya karşısındaki ağır yenilgimiz, emperyalizmin iştahını kabartmıştı ve Türkiye'de darbe üstüne darbe yapılıyordu. Önce Sultan Abdülaziz'e yapıldı darbe, sonra V.Murad'a. Sanıldı ki, Osmanlı'nın kaderi pamuk ipliğine bağlı... Nitekim Sultan Abdülhamid tahta geçtiğinde İngiliz Dışişleri Bakanı, kendisini tehdit etmiş: 'Ayağını denk alsın, ona da öncekilere yaptığımı yaparız' demişti.

Çöküş için gün sayılırken, bu 34 yaşındaki adam, 30 yılını adayacağı bir icraatın düğmesine basıyordu. Ülkeyi bir barış dönemine sokarken, kazanılan zamanda demiryolu ağından eğitim yatırımlarına kadar bir dolu projeye imza atıyordu. Kendisini feda etmişti ama 30 yılda yetiştirdiği nesil, Çanakkale'den Sina çölüne kadar emperyalizme karşı Akif'in deyişiyle 'kıta kapma' oyunu oynayacaktı..."


Ve böyle dirayetli bir hükümdarı hilelerle düşüren İttihatçıların eline düşen ülke, on yıl içinde savaşlardan savaşlara sürüklerdi. Balkan Savaşlarında, Çanakkale'de, Yemen'de, Doğu cephelerinde, üç kıtadaki sayısız savaşta sayısız can düştü toprağa...
O zamanın yöneticisi denen paşalar ise bu sürecin sonunda her biri gittikleri/kaçtıkları başka bir ülkede öldü/öldürüldü... 
Netice olarak koskoca İmparatorluğumuz çöktü...
Türk dünyası korumasız kaldı...
Ve
(örnek olsun, anlaşılsın diye söylemekte yarar var, şimdiki Hristiyanların bağlı olduğu Papalık gibi ama ondan daha tesirli olan) bütün dünyadaki Müslümanların bağlı oldukları tek makam olan Halifelik, başta İngilizler, bütün batı dünyası, dışarıdaki ve içerideki bütün İslam düşmanlarının büyük oyunları neticesinde kaldırıldı. O tarihten sonra Müslümanlar için (ki batıda hepsine "Türk" denir) tam bir sahipsizlik, korumasızlık, çaresizlik ve yıkılmışlık kaldı...
.....
Hem bütün ülkemizden... Hem Velimeşe'nin bütün hanelerinden... Ve hem de bizim dedelerimizden; ezana, bayrağa, namusa halel (zarar) erişmesin diye, ve geri gelmemeyi göze alarak giden ve dönemeyen bir çok isim var...
Bu canlar, bu şehitler, bu kahramanlar elbettte unutulmayacak ve elbette isimleri/hatıraları yaşatılacak...
Velişemeşe'de yapılan bu Şehitler Abidesinin bu açıdan bakıldığında ne kadar önemli ve anlamlı olduğu gün gibi aşikardır...
Bütün emeği geçenleri; başkan Rasim Yüksel'i ve işin başından beri projeyi takip edip peşini bırakmayan Zeki Güler'i tekrar ve yürekten kutluyorum.

Ve aşağıda, haberle ilgili fotoğrafları yayınlıyorum:

 

 

 


Velimeşe Belediye başkanı Rasim Yüksel açılış konuşmasını yapıyor... 


Çorlu Kaymakamı Hulusi Doğan duygulu bir konuşma yaparak günün önemini anlatıyor.


Kaymakam beyin konuşmasını dinleyen protokol üyeleri. 


Büyük bayrağımız altında, şehitlerin isimleri var... 


Belediye başkanı, kaymakam, meclis üyeleri kurdeleyi kesiyor. Arkada gri ceketli Zeki Güler...  


Ve, şehitlerimiz...


.


Velimeşe imamı Mehmet Oral (son on yıl içinde şehit olan gençlerin başında) Kur'an okuyor, eski yeni bütün şehitler için dualar ediliyor...
 


Bayrak tutan eller de dua için açılmış...


Bugün görev, sonsuzluğa gönderilen arkadaşların başında nöbet idi!..


Şehit Mutafa Erişen'in babası Hasan bey, kardeşi Yavuz ve kaymakam bir arada...


.


Velimeşeli şehitlerden Yavuz Ayan'ın kabri... 


Şehit Fatih Çevik'in babası Hayri Çevik ve yakınları...  




Yaşanan çeşitli savaşların cereyan edişini ve tarihini anlatan kitap şeklinde plakalardan biri.


Şehitlikte kimse kalmadı, fakat her zaman anıların tazelenebileceği bir mekan var artık.


Tören bitti, ortalığı sessizlik kapladı. Dalgalanan bayrağımızın gölgesi şehitlerin isimleri
üzerine düştü... 


Şehitlik açılışı sırasında bana asistanlık yapan, fotoğraf çekimlerinde yardım eden Duygu Zorlu  




Bir kaç kare de bizden eklemek istiyorum:

Küçük dayım Hasan Demirkol, inzibat olarak İstanbul'da askerliğini yapmakta.
Bir gün iki kişi olarak devriye görevindeyken aşırı alkol almış bir sürücü hızla gelip çarpıyor. Arkadaşı yaralanıyor ama dayım, komada uzun süre kalıyor ve kurtulamıyor. 
Cenazesi tabut içinde geldiği günlerde yengemin doğum yapma zamanı yaklaşmıştır ve belki biraz erken olarak doğum yapıyor.
Minik birkız doğuyor ve adına "Hasan'ın HEDİYE'si diyorlar!"
Ayrıca nüfus kaydını da ERGÜL diye yazdırıyorlar.
Yakınlarından her iki ismi de kullanmayı tercih edenler hala var.

 


Kuzenim Hediye Ergül Erdoğan, babasının ismi yanında...   




Ahmet amcamın oğlu Mehmet Erkul... Balkan Harbi'nde şehit düşen Erkuloğullarından Davut oğlu Davut isimli büyük büyük dedemizin ismi yanında...
Yine babalarımızın babaannelerinin kardeşi olan büyük büyük dayımız (Deli Mehmet) 'in ismi de, hemen yanda gözüküyor.




Bu fotoğraf, her şeyi olmasa bile çok şeyi anlatıyor, öyle değil mi?...
Bizler, paramparça edilip toprağa düşürülmüş bir koca Osmanlı'nın bir küçük örneği olan... Nihayetinde bir köy iken; altı yedi senede, içinden elliye yakın evladı şehit  olmuş Velimeşe'nin torunlarıyız.
Unutulmaması, hatırlanması gereken işte budur!

Bu din ve bu vatan için şehid olmuş bütün kahramanların ruhlara binlerle rahmetler, dualar, Fatiha'lar olsun...
Yüce Mevla bu millete bir daha böyle büyük acılar yaşatmasın, amin.


.

______________________________
NOT
Türkiye Gazetesi'ndeki Stop köşemde 22 Mart 2013 Cuma günü çıkan yazım da bu günü anlatıyor.

Aşağıdak adrese tıklayıp okuyabilirsiniz:

http://muammererkul.com/stop-ki-mainmenu-2/2013-117/4930-ehitler-abidesi-22-mart-2013-cuma.html

 


HEADER

HÜREYRE26-03-2013 19:51#5
Güzeldir köyümün her köşesi,
Meşedendir neşesi,
Şehitlerin cennet bahçesi,
Güzeldir Velimeşe'mizin her zerresi.

Emeği geçen herkese teşekkürler. Maddi ve manevi değerlerimizin kıymetini bilenlerden olalım inşaallah.
Selam ve dua ile...

HÜREYRE
Alıntı
mehmet23-03-2013 22:25#4
VELİMEŞE'MİZ için çok manidar; inşallah özümüz için, vatanımızın, kasabamızın, bayrağımızın kıymetini daha da iyi anlamamız için yeni bir aksiyon olur temenni ve duasıyla...
MEHMET
Alıntı
A.Raif Öztürk23-03-2013 06:23#3
Yüce Rabbimiz Cümlesine gani-ganî Rahmet eylesin. Âmin...
A. RAİF ÖZTÜRK
Alıntı
Saban Bilgin23-03-2013 05:05#2
Allahu teala gani gani rahmet eylesin kahraman buyuk dedelerinize efendim...
ŞABAN BİLGİN
Alıntı
Savaşçı22-03-2013 12:54#1
18 Mart 2013 tarihinde nasip oldu ben de Çanakkale Şehitliği'ndeydim.
Her Türk vatandaşımın bu manevi duyguları hissetmesini; şehitlerimizi dualarla anmasını isterim. "Ne Mutlu Türküm Diyene!"
Velimeşe için yapılan bu anlamlı çalışmalar için de tebrik ederim ve teşekkürlerimiz i iletirim.
Üstadım bu güzel vefa borcunda dedelerinin adına ve anısına sizlerin de payınız ve emekleriniz olduğuna kalpten inanıyorum.
Selam ve dua ile.
SAVAŞÇI
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile