Karanlığım ölmeden… [19 Ağustos 1999 Perşembe]

Karanlığım ölmeden…

Bahtıkara bir gelin gibi düşersem içimdeki karanlığa…
Işık, ne yukarda kalır!..
Vakumlanırken dibe doğru… Ve yutarken beni anaforlar;
Bir ananın gözyaşı gibi akar içim,
Akar içim, akar içim!..

Bir çilehanedir karanlık yatak.
Böğrümden böğrüme bir sarkaç vurur…
Canımda; içine ot dolmuş çanlar, dili koparılmış horozu dinler!
Istırap… Her yanımdan canıma girer.

Bahtıkara bir gelin gibi düşersem içimdeki karanlığa…
Işık, ne yukarda kalır!

Fakat, ordadır… Işığın geldiği yandadır, ışığın bana bir ip gibi sarktığı yöndedir, ışığın bir nefes gibi içime dolduğu yerdedir umutlar…
Ve ordadır hak ettiğim yer;
Ordadır…

Ben…
Kendi içindeki karanlığa düşmüş ve yine kendi içindeki karanlığın dibinde ölecek bir böcek miyim?
Ben…
“İçimdeki karanlığa” dünyayı zindan etmeyecek miyim?
Ben…
Kendimi bir çorap gibi tersine çevirmeyecek miyim?
?..

Bilirim, ordadır…
Işığın geldiği yandadır, ışığın bana bir ip gibi sarktığı yöndedir, ışığın bir nefes gibi içime dolduğu yerdedir umutlar…
Ordadır hak ettiğim yer;
Ordadır…

Ve ben…
Karanlıklar ölmeden;
Nasıl ölürüm?
Işığa ulaşmak; ışığa tırmanmak!..

Umurumda mı?

Bahtıkara bir gelin gibi düşmüş bile olsam içimdeki karanlığa…
Işık kalmış olsa da en yukarlarda…
Vuruyor da olsa içimdeki sarkaç bir böğrümden bir böğrüme…
Ve ben; kör, sağır gecelerde, dili koparılmış horozların sesini bekliyor da olsam!..
Sorarım kendime:
“Ben;
Kendi içindeki karanlığa düşmüş ve yine kendi içindeki karanlığın dibinde ölecek bir böcek miyim?..”

Işığa ulaşmak; ışığa tırmanmak gibi zor bile olsa…
Umurumda olur mu, biliyorsam?..
Biliyorsam; ordadır…
Işığın geldiği yandadır, ışığın bana bir ip gibi sarktığı yöndedir, ışığın bir nefes gibi içime dolduğu yerdedir umutlar…
Ordadır hak ettiğim yer;
Ordadır…

Ve ben…
Karanlıklar ölmeden; Nasıl ölürüm?

—————————————————–

Yolların hali
Kimlerden hoşnuttur kimlerden değil,
Kimlere kırgındır bilinmez yollar.
Kimleri üstünden atmak isterler;
Kimlere vurgundur
bilinmez yollar.

Kimlerle kapatır geceyi sessiz,
Kimlere katlanır hiç bilemeyiz.
Hiç kaldı mı bilmem garip kimsesiz;
Ne zaman yorgundur
bilinmez yollar.

İyilik yap, denize at…
Varlıkların en şereflisi sensin, unutma. “Unutmamak” için yapacağın her işi yaz. “Âlim unutur, kalem unutmaz” derler. Kalem, kâğıt, kitap üçlüsü senin hayatının vazgeçilmez aksesuarları olsun, onları yanından hiç ayırma. İnsan ilişkilerinde dikkatli ol. Dikkat hayatının düzentekeri olsun. Düzenli ol, her şeyin bir yeri olsun, yerinde bulunsun. Yerinde düşünmeyi, yerinde konuşmayı, yerinde karar vermeyi bil. Sahip olduğun şeyleri ölçülü kullan, asla müsrif olma. Müsriflik kadar cimriliğin de kötü olduğunu unutma. Kötümser olma, olayları iyi yönünden görmeye çalış. Çalışmak senin için bir tutku olsun; erken yat, erken kalk, o zaman sağlıklı, akıllı ve zengin olursun. Kazanç yalnız parayla olmaz. Hayatın boyunca parayla elde edemeyeceğin veya sonunda para olmayan kazançları keşfetmeye ve onların kıymetini bilmeye gayret göster. Doğru bildiklerini yap ve yanlışlardan doğrular çıkarmayı öğren. İnsanlarla iyi iletişim kur; dilini iyi kullan, o seni mutluluğa götürebilir ya da başarısızlığa. Başarmak için niyet etmek, karar vermek ve azimle uygulamak üçlüsünü daima uygula.
Girdiğin her topluluğa, konuştuğun her insana gülümseyerek yaklaş. Yaklaştığın insanlara bir şeyler vermeye çalış; kazandırdığın sürece kazanabilirsin ve bu en akılcı yoldur. İnsanları sev, sevdiğini belli et, lüzumunda da söylemekten çekinme. Gülümsediğin, bir şeyler verdiğin, kazandırdığın oranda sen de mutlu olacaksın, göreceksin. Çünkü bunlar birer ihtiyaçtır. Herkes ihtiyaçları çerçevesinde birbirine yaklaşırsa problemler en alt seviyede kalır.
“Ben aptal mıyım? Bütün bunları yaptığım halde kötülükle karşılaşabilirim, iyilikten anlamayan insanlar var” deme… Atalarımızın ne dediğini düşün: “İyilik yap denize at… Balık bilmezse Hâlık bilir…”
Gön: Gülsüm KÜRKAYA

Stoplayanlar
Tülay Kütükçü-Sarıyer, Serkan Akca-Adana, Emel Atıcı-B.Paşa, Altuğ Y. Özcü-Kazan, Oğuz Cırıl-Turhal, Hilal Yıldız-Ankara, Enver Toktay-Manisa, Bedrettin Özdemir-Zile Serpil Ünlü-Demirci, Kazım Poyraz-Manisa, Sevim Pehlivan-Aliağa, Hilal Şima-Konya, M. Erol Bozdağ-Y. Bosna, Cahit Büyükfırat-Malatya, Hanife Demirel-Terme, Sultan Yılmaz-Mamak, Reyhan Kireççi-İst., Reyhan Çalışkan-Adana, Zeynep Çelikten-Kütahya, Sultan Yıldız-Üsküdar, Asena Ünal-Kadıköy, Filiz Yılmaz-Foça, Süleyman Eldeniz-Kıbrıs

Stop
Muammer Erkul
19 Ağustos 1999 Perşembe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir