Köprüden geçerken [03 Şubat 2012 Cuma]


Ara sokak ve caddelerden toplanan bütün vasıtalar köprü yolunda birikiyor, sonra da sıralar hâlinde karşıya ilerliyorlardı.
Bu geçişin birkaç olmazsa olmazı vardı: Ne yaptığını bilmek, ne yapıldığını anlayacak akıl ve yaşta bulunmak, sürücü kursuna gidip belge almak ve yetecek kadar yakıt doldurmak gibi…
Fakat en önemli olan; herkesin birbirine yardım için can attığı bu yola bir kere girmiş olmaktı.
Zaten “Bu kıtaya hoş geldiniz” levhasını görenler bütün yol sıkıntılarını unutuyor; kimin kaç kere motorunu stop ettirdiği, kimin kime sürttüğü gibi bütün yol sıkıntıları arkada kalıyordu.

-Efendim ben biraz acemiydim de…
-Olsun. Zaten yalnız kalmamışsındır; yolda lastiğini değiştirmeye yardım edenler, kendi deposundan emdiği fazla yakıtı sana takviye yapanlar olmuştur.
Bunlar bu yolun güzellikleridir.
Önemli olan köprüyü geçmektir ve hatta aynı istikametteki birilerine yardım etmektir…
Peki sen neden bu kadar tereddüt ettin yola çıkmak için?

-Karşı tarafta kafamı karıştıranlar vardı.
Diyorlardı ki: “Motor kitabını anladın mı da bu arabayı kullanmaya çalışıyorsun? Ateşleme, soğutma, şanzıman, vites, buji, elektrik ve yakıtlar hakkında ne biliyorsun? Lastik çeşitleri, fren sistemi, yolun altyapısı, asfalt kimyasından haberin var mı? Köprü ayaklarının bastığı toprağın jeolojik yapısı hakkında, sismoloji ve fay hatları hakkında, meteoroloji ve havayı okuma hakkında ne kadar eğitim aldın?.. Köprü ve viyadüklerdeki buzlanmayı düşündün mü? Rüzgârın köprüye yaptığı basıncı hesaplamayı öğrendin mi?..” gibi yüzlerce şey sorup söylüyorlardı…

-Yaa, ben onları biliyorum. Onlar; kendi yapmadıkları güzel işleri, başkalarının yapmasını da engellemeye çalışan talihsiz kimselerdir! Hatta geçenlerde; “Kur’anı anlamadan namaz kılınır mı, önce âlim ol sonra namaza başla” demeye başlamışlardı.

-Evet, lazım olduğu kadarını bilmek şart ama az daha ben de; köprüyü geçmek için mühendis olmak lazım, zannedecektim!


Stop
Muammer Erkul
03 Şubat 2012 Cuma

 

3 yorum

  1. BU YAZIYI OKUYUNCA BEYNİMDE YENİ IŞILTILAR OLDU..
    AÇIM BİRAZ DAHA GENİŞLEDİ…
    ÖNÜMÜME BİR IŞIK HÜZMESİ DAHA EKLENDİ Kİ DAHA ÖTELERİ DE GÖRMEMİ SAĞLAYAN.

    İNANIYORUM Kİ BU YAZIYI OKUYAN BİNLERDE DE O YENİ PIRILTILAR BELİRECEK…

    BENDEN SÖYLEMESİ; OKUYUP, SADECE KENDİ HEYBEMİZE ATMAYALIMMMM…
    PAYLAŞALIM BU YAZIYI;
    AZ SONRA ŞİRKET HAKKINDA KARARLAR ALINACAK TOPLANTIYA GİDEN ŞEFLE İŞ ARKADAŞIMIZLA… BUGÜN BİSMİLLAH YENİ BİR İŞE BAŞLIYOR OLMANIN HEYECANINI DUYAN BİR TANIDIKLA… ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN BİR GENÇ İLE… YENİ FİNAL SINAVLARINI VERMİŞ ÜNİVERSETİYLE…

    MUSTAFA METİN TAMER

  2. Kimi sırf bu “takozluk” için eğitilmiş ve çalışıyor, kimi ulaşamadığı ete mundar diyor! Ağzı olan konuşuyor! Ve bunlar yaptıkları takozluğun vebalini bilmiyor!.. Her söze kulak asmamalı yolcu, köprüler ardındaki güzelliğe geçirecek insan bekliyor.
    Ellerin dert görmesin abiciğim.

    Hicran Seçkin

  3. Ellerine, yüreğine sağlık…
    Bu kadar mı güzel bağlantı kurulur.
    Seninle hiç tanışmadık. Ama kalp gözümüz aynı bakıyor.

    ALİ DUMAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir