Kırkambar (Bakliyat kanserden koruyor)

Çocuklar kuru fasulye ve nohutu tanımıyor ve yemiyor. Fastfood kültürünün yayılması, çocuk ve gençlerimizi hamburger, kızarmış patates ve kola üçlüsüne mahkum ediyor; baklagillerden alacakları vitamin ve minerallerden mahrum kalmalarına sebep oluyor. 


Oysa baklagillerin hepsi birer sağlık hazinesidir. Şöhreti her yıl biraz daha artan “Akdeniz mutfağı” hikâyesinin temel oyuncularından biri de baklagillerdir. Bu harika besinler, nebatı proteinlerden, vitamin ve minerallerden, polifenoller ve liflerden zengin yapıları sebebiyle vücuda çok değerli besinleri kazandırıyorlar. Ayrıca kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarıyla mücadeleyi kolaylaştırdıkları, kan şekerini dengeledikleri, kilo almayı zorlaştırdıkları, kan basıncı kontrolüne yardımcı oldukları, kabızlığı engelledikleri, kalın bağırsak divertikülü ve kanseri gibi iki mühim problem riski azalttıkları da biliniyor…

Baklagillerin olmadığı bir mutfak hiçbir zaman sağlıklı olamaz. 
Kalori bakımından dengeli, vitamin, mineral, antioksidan, polifenoller ve posa bakımından kuvvetli, nebatı/bitkisel proteinlerden zengin olan bu gıdaları yemeden büyüyen çocukların sağlıklı kalmaları zordur. Ne fasulye ve nohuttan ne de barbunya ve mercimekten asla vazgeçmeyin. Mutfağınızda bunları daha sık kullanmanın, sofranızda onlara daha çok yer vermenin çocuklarınız ve sizin için ‘daha çok sağlık’ manasına geldiğini unutmayın. Yalnızca etli kuru fasulye, kuşbaşılı nohut veya mercimek çorbasıyla da yetinmeyin. Bu gıdaları salatalara, makarnalara, sebze yemeklerine de ekleyin. Fırında fasulye, nohutlu, mercimekli ya da fasulyeli salata ve tabiî ki humusu sofralarınızdan eksik etmeyin. 

Bakliyatlar kanserden koruyor 

Baklagillerin çok kuvvetli birer posa kaynağı oldukları da biliniyor. Çocuk ve yetişkinlerin ulaşabilecekleri en kuvvetli posa kaynakları olan bu kıymetli yiyeceklerin 100 gramında ortalama 6-8 gram civarında posa bulunuyor. Posa tüketimini artırmak kabızlık, divertikülit, kalın bağırsak kanseri gibi hastalıklar, kolesterol, şeker yüksekliği gibi problemlerle mücadeleyi kolaylaştırıyor. Sistemli olarak fasulye, nohut yiyenlerde bu yiyeceklerin yüksek sterol ve posa ihtiva etmesi kolesterolun kontrolünü de kolaylaştırıyor. 

Kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor. 

Fasulye, B grubu vitaminler ve bilhassa niyasin ve folik asitten zengin bir gıdadır. Ayrıca yapısındaki proteinler vücuttan kalsiyum kaybına da yol açmıyor. Bu da mühim bir fayda sağlıyor. Ayrıca siyah ve kırmızı fasulye zengin birer antioksidan kaynağı. Sarı ve bej renkli fasulyede de bol miktarda polifenol yapısında antioksidan var.

Fasulye protein deposu 

Kuru fasulye, nohut ve mercimek- barbunyayı da bunların arasına yerleştirmeliyiz… en güçlü nebati protein kaynakları arasında gösteriliyor. Hatta ihtiva ettikleri protein miktarı onların neredeyse etle bile mukayeselerine sebep olabiliyor. Mesela; bir su bardağı dolusu mercimek ile 60 gramlık tam yağsız sığır filetosunda neredeyse aynı miktarda (17-18 gram) protein mevcut. Ayrıca bu miktar kuru fasulyeden bir gramdan daha az yağ kazanırken, sığır etinden en az 5 gramdan çok doymuş yağ kazanıyorsunuz. Eğer bu gıdaların protein yapısını daha da zenginleştirmek istiyorsanız onları et (etli nohut, etli kuru fasulye), pilav, yoğurt ile birlikte tüketin… 

Fasulye ve nohut kilo kontrolüne yardımcı 

Son zamanlarda fasulye ve diğer bakliyatların kilo kontrolünde mühim faydalar sağladığı bütün otoritelerin kabul ettiği bir sağlık gerçeği. Kolay tokluk sağlaması, kan şekerini dengelemesi, yüksek lif ihtiva etmesi ve hatta yapısındaki bazı maddelerin şeker emilimine mani olması bu ucuz, bol ama harika yiyeceğe mühim hususiyetler kazandırıyor. Kan şekeri üzerindeki bu müsbet tesiri sebebiyle fasulye, nohut ve mercimek şeker hastalarına da tavsiye ediliyor.

İzoflovanlar menopoz problemlerini azaltabiliyor

İzoflovan olarak isimlendirilen tabii maddeler soyadan elde ediliyor ve vücutta tabii östrojen vazifesi üstlendiklerinden menopoz döneminde sık görülen östrojen eksikliği ile alakalı şikâyetleri azaltıyor. Hatta tamamen ortadan kaldırabiliyor. İzoflovanların bir başka adı da nebati steroller. Genistein, daistein isimli izoflovanlar yalnızca menopozla alakalı ateş basması, terleme, uyku kaçması, sinirlilik gibi problemlerde değil, başka konularda da işe yarıyor. Bu iki madde kemik yoğunluğu azalmasını (bilhassa genistein) yavaşlatıyor. Koroner kalp hastalığı riskini düşürebiliyor. Hatta antioksidan hususiyetlerinin bile olabileceği belirtiliyor. 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir