Kırkambar (Karbonatlı su harikası)

Kanser ve MS tedavisinde MÜHİM olan asit değil, pH’ı yüksek yiyecek ve içeceklerle beslenmekmiş. Karbonatlı su HARİKASI

Prostat kanseri olup kemiklere metastas yapmış 4. seviyede Terminal, yani ölümcül seviyede artık birşey yapamayız denen bir adamın 2 yıl önce kendi kanserini iyleştirirken bunu, teşhis konulduktan sonra Sodyum bikarbonat kullanarak 5 gün içerisinde idrarındaki pH seviyesini 8 in üzerine çıkartmış.
pH seviyesi vücudumuzdaki her organı etkiler. Ortamın asidik olması işte kanser dediğimiz hastalığın temelini oluşturur.

Kemal Milar

Karbonatın Kullanımı: Bir büyük bardağa 2 tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılır ve içilir (su sıcak geliyorsa soğumaya bırakılır ve öyle içilir). Eğer Kanser, MS, Diabet hastasıysanız vücudu Alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden 1 saat önce bu iş 2 kere tekrarlanır. Sonraki 3 Hafta sadece
sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir.

1 Ay sonra gidip hastalığınızı kontrol edip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7.36 ve üstüyse vücudunuz "Alkali" haldedir, dilerseniz hergün bir çay kaşığı suya karbonat atıp hergün kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu tatbik edebilirsiniz. İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için digital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp hergün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Digital pH ölçer yerine pH kağıtları satılıyor, bunu da internetten araştırıp öğrenebilirsiniz. Hastaysanız Alkali gıdaları araştırıp mümkün mertebede iyleşene kadar Alkali gıda tüketmeye itina gösterin. Kanser asidik sıvı’dır. Hücrelerin içerisine yerleşip belirli bir bölgede toplandığında kendisini mantar hastalığı şeklinde gösterir.

Kanser, Diabet, MS, Akne, Egzama ve diğer bütün hastalıklar ASİDOZ’DAN KAYNAKLANIR.

ALKALİ HALE GELDİĞİNİZDE HASTALIKLARINIZIN HEPSİNDEN (%99) KURTULURSUNUZ. Neye dayanarak söylüyorum bunları;

Kimyager, Mikrobiyolog, Diyetisyen Dr. Robert O Young’a bağlı söylüyorum:

(Doktorunuzun söyleyemedikleri)

(Doktorların Büyük Sırrı Kanser Cinayetleri)

pH yoluyla Carmen Newman Göğüs Kanserinden Kurtuluşu;
Carmen Newman 2008 senesinde göğüs kanserine yakalanmış, 2009’a gelindiğinde doktorları (bu sırada ağlamaklı oluyor çünkü öleceğini düşünmüş büyük bir travma aslında) ona bağışıklık sisteminin çok düşük olduğunu, ne yapacaklarını bilmediklerini ve bir harukaledilik beklemesini söyleyip onu eve göndermişler.

Oda eve dönmüş, daha sonra pH ile alakalı yazılar okumuş ve okudukça öğrenmeye ve şuurlanmaya başlamış. Ve yeşil alkali gıdaları tüketmeye başlamış ve her gün kendisini daha iyi hissetmeye başlamış. Daha sonra Dr. Young’ın hususi tedavi merkezine gelmiş ve detoks ve düzgün beslenme programı tatbik etmişler. Bir kaç gün önce kan testi yapıldığında artık kanserinden iz kalmadığı görülmüş. Şu anda sağlıklı ve mutlu bir şekilde kendi hikayesini anlatıyor.

Kemal Milar:
İlk sevinç verici haberimi aldım sonunda :

Arkadaşımın kız arkadaşının dedesi prostattan ameliyat olurken parça almışlar ve kanser olduğunu ve kemiklere metastas yaptığını söylüyorlar. 80 yaşından büyük olduğu için kemoterapi yapamıyorlar ve yapacak birşey yok diye gönderiyorlar.
Benim vasıtamla arkadaşımın kız arkadaşı dedesiyle konuşuyor. Karısı zorla karbonatlı su içirmeye başlamış. 4 Hafta karbonatlı su içtikten sonra, gittikleri hastanede doktorlar kanser hastalığından iz kalmadığını iyleştiğini söylemişler.

Alkali hayat nedir? Ehemmiyeti, faydaları…

ALKALİ HAYATIN EHEMMİYETİ/ ÖNEMİ

Hücresel seviyede yaşar ve ölürüz.

Vücudumuzu meydana getiren milyonlarca hücre hafifçe alkalidir. Ancak hücresel aktivite asit yaşatır ve bu asitliklik hücrenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için lüzumlu olan enerjiyi verir. Her alkali hücre kendi solunumunu kendi yapar ve metabolik atıklarını salgılar.
İnsan vücudu zekidir.
Biz gittikçe daha asidik olmaya başladığımız zaman, vücut hayati organlara giren asitlerin oluşturacağı hasarı önlemek için savunma mekanizmalarını çalıştırmaya başlar. Bu asidin yağ hücrelerinde depolanması olarak bilinir. Bir defens mekanizması olarak vücut aşırı asidik olmamak için yağ üretir ve bunları hayati organlardan uzak yerlerde adeta paketleyerek depolar. Yağ ilk bakışta hayati organları hasarlanmaktan kurtarmasına rağmen aşırı yağ birikimi daha uzun vadede başka problemlere yol açmaktadır.

ALKALİLİĞİN FAYDALARI

Bugün, hayat tarzı, stili birçok sağlık problemlerine sebep olmaktadır.
Besinlerimizdeki katkılar, suni/yapay maddeler, içtiğimiz suyun, kullandığımız toprağın, soluduğumuz havanın toksit maddelerce artan oranlarla kirletilmesi sonucunda insanlık şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Vücudumuzun maruz kaldığı ve metabolize ettiği bu kirlilik sonucu ortaya çıkan toksiditeden kurtulma yani detoksifikasyon işlemi artık vücudun tabii kapasitesini aşar duruma gelmiştir.

Durumu daha kötü hale getiren ise, lupus (deri veremi) namotoid artirit, multiple salerosis kronik yorgunluğun gibi belirtilerin artmaya başlamış olmasıdır. Değişik kaynaklardan gelen düşük seviyeli toksiditeyi ilk başta tesbit etmek çok zordur. Bu toksinlerin oluşturmuş olduğu "toksin kokteyli" ve kanda vücuda yerleşmiş olan mantar ve bakterilerin de katkıda aşırı asitlilik durumu vücudu ciddi şekilde zayıflatabilmektedir. Büyüyen bu problemin çözümü; kanı, bu maddelerden mümkün olduğu kadar arındırmakta yatmaktadır.

FAZLA ASİDİK MİSİNİZ?

Vücudumuz alkali dizayn edilmiş olmasına rağmen fonksiyonel olarak asit üretir. Vücudumuzda asit üreten tek organ midedir ve asit sindirime yardımcı olmak amacı ile üretilir. Mide dışında hiçbir organın asidik olması gerekmemektedir. Buna rağmen günümüzün vebası sayılabilecek olan asidoz aynı zamanda birçok hastalığın sinsi ve en yaygın sebeplerinden biridir.

Asidoz umumi/genel ve en kısa olarak vücudun işleyebileceğinden daha fazla asidin toplanması olarak tarif edilebilir.

Bu normal bir durum olmayıp tamamı için olmasa bile günümüzde yaygın bir şekilde seyreden dejaneratif hastalıklardan birçoğunun ön sebebidir. Bilinenlerden biri asitlerin yağ hücrelerinde depolanarak mümkün olduğunca hayati organlardan uzak tutulmasıdır.

İnsan vücudu zekidir. Vücutta asitlik oranı artmaya başladığında vücut kendini koruma mekanizmalarını devreye sokmaya başlar.

ASİDOZ’DAN KAÇINMAK İÇİN SEBEPLER:

1. Asidin mermer yüzeye verdiği zarar gibi asidoz toplar ve atardamarların yüzeylerini erozyona uğratıp kardiyo vasküler yapıları zayıflatır.
2. Serbest radikallerin ve ön yaşlanmayı,
3. Kilo kazanma, diabet ve obezliğe sebep olur.
4. Kollestrol plakaların oluşmasına sebep olur.
5. Kan basıncını bozar, düzensizleştirir.
6. Kritik lipid ve yağ asidi metabolizmasını bozar, karıştırır.
7. Hücrelere dağıtılan oksijen miktarında azalmaya sebep olur.

Asidik pH zemin hazırladığı dejeneretif hastalıklar:

•Kardio vasküler damar setliği, kalp krizi, yüksek kan basıncı,
•Obezite
•MS, MD, ALS
•Karaciğer, böbrek
•Bunama
•Bağışıklık sistemi yetersizlikleri
•Ostrepoz
•Erken yaşlanma
•Erkeklerde prostat poblemleri

Eğer sağlık probleminiz varsa büyük ihtimalle vücudunuz asidik olmaya başlamıştır.

Vücut pH’nin hafifce alkali olmasını sağlanmaksızın vücudun kendini iyileştirmesi mümkün değildir.

ASİT VE ALKALİ YİYECEKLER LİSTESİ (Listede görüldüğü gibi alkali besinler daha çok, asidik besinler daha az tüketilecek)

VÜCUTTA ASİT OLUŞTURAN DUYGU VE DÜŞÜNCELER:

Bilinenin aksine, içimizde beslediğimiz menfi/olumsuz duygu ve düşünceler, vücudumuzda, yediklerimiz ve içtiklerimizden daha çok asiditeye sebep olmakta ve ciddi hastalıklar için ortam oluşturmaktadır.

ÖFKELENMEK YA DA KİN TUTMAK İLE ASİT İÇMENİN VÜCUDA ETKİSİ AYNIDIR…!

YÜKSEK ALKALİ OLUŞTURAN DUYGU VE DÜŞÜNCE VE FİİLLER/EYLEMLER:

KAHKAHA İLE GÜLMEK

HUZUR DUYMAK

GÜVEN, SADAKAT, MİNNETTARLIK

SEVİLMEK & BEĞENİLMEK & AŞK

NEŞELENMEK

AFFETME DUYGUSU

OLUMLU DÜŞÜNMEK

DOSTLUK, ARKADAŞLIK, KABUL GÖRME

YORULMADAN YÜRÜMEK & EGZERSİZ

DİYAFRAMDAN DERİN NEFES ALMAK

NAMAZ & İBADET, DUA ETMEK

MEDİTASYON

NEZAKET & TATLI DİL & TAKDİR EDİLMEK

DİNLENMEK

SEVİLEN İNSANLARLA ZAMAN GEÇİRMEK

İLAHİ DİNLEMEK VE SÖYLEMEK

TABİATLA, BAHÇEYLE TOPRAKLA UĞRAŞMAK

UMUT

HİSLERİ, DUYGULARI İFADE ETMEK, PAYLAŞMAK

TENSEL ZEVK

YÜKSEK ASİT OLUŞTURAN HİSSİYAT/DUYGU VE DÜŞÜNCELER:

ÖFKELENMEK

KISKANÇLIK DUYGUSU

STRES

KORKU VE ENDİŞE

ŞÜPHE, KAYGI, SİNİRLİLİK

ACI, KEDER

UYKUSUZLUK & AŞIRI YORGUNLUK

NEFRET DUYGUSU

AŞIRI HIRS

AKCİĞER NEFESİ ALMAK

HAREKETSİZLİK

HUZURSUZLUK

MENFİ/OLUMSUZ DÜŞÜNCE

GÜRÜLTÜLÜ ORTAMDA YAŞAMAK

DEVAMLI SOMURTMA, KİBİR

AŞAĞILANMA, ALINGANLIK

DÜŞMANLIK

UMUTSUZLUK

YALNIZLIK, İHANETE UĞRAMAK

SIKINTILARI PAYLAŞMAYIP İÇE ATMAK…..

Alkali-Asit dengesinin bozulması:

•Vücudun mineral ve diğer besileri alma kapasitesini düşürür
•Hücrelerdeki enerji üretimini MENFİ/olumsuz etkiler
•Hasarlı hücrelerin tamiri kapasitesi kaabiliyetini düşürür
•Vücudun detoks kaabiliyetini azaltır
•Vücudu bitkin ve hastalıklara açık hale getirir

ASİT VE ALKALİ YİYECEK NEDİR?

Asit ve alkalik yiyecekler konusu karışık bir konu çünkü yemek söz konusu olunca bu kelimeleri kullanmanın birkaç yolu var.

Asitli, asidik, alkalik, bazik yiyecekler:

Yemek kimyası kitaplarında her yiyeceğin “pH değeri” denen bir değeri var. pH, bir sıvının veya maddenin ne kadar asidik veya alkalik olduğunu ölçmek için hususi bir skala. Okul yıllarından hepimiz kimya dersinden bu kavramı biliriz. 7.0 nötr olmak üzere 0 (en asidik) ilâ 14 (en alkalik) arasında değişiyor. Yani 0’dan 7’ye yaklaştıkça yiyecek daha az asidik veya 14’ten 7’ye yaklaştıkça daha az alkalik oluyor.

Mesela; misket limonunun oldukça düşük bir pH değeri var, 2.0 ve pH skalasına göre oldukça asidik. Limonlar 2.2 pH ile biraz daha az asidik. Yumurta beyazı pek asitli değil ve değeri 8.0 pH. Etler de 7.0 civarında pH ile asidik değiller. Sebzelerin çoğu pH aralığının ortasında bir yerdeler.

Mesela; kuşkonmazın ph’ı 5.6,

tatlı patateslerinki 5.4,

salatalığınki 5.1,

havuçlarınki 5.0,

bezelyeninki 6.2,

mısırınki 6.3.

Domatesin pH skalasındaki yeri sebzeler arasında en altta, pH’ları 4.0 – 4.6 arasında değişiyor.

Bu aralık pH değeri 3.9 olan armutlardan ve 3.5 olan şeftaliden veya 3.4 olan çilekten veya 2.9 olan eriklerden daha yüksek (daha az asidik).

Asit-kül, alkalik-kül yiyecekler:

Yiyeceğin asiditesinden bahsetmenin bir başka yolu da yiyeceğin kendisinin asiditesini değil de yiyecek yendiği zaman vücudun asiditesini ölçmektir. Bir başka deyişle bu ikinci perspektiften bir yiyecek asidik olarak adlandırılmaz, asit oluşturucu olarak adlandırılır da denilebilir.

Bu “asit oluşturucu” kavramına benzer olarak, “asit-kül, alkalik-kül” kavramı vardır. Bu kavrama göre yiyecek vücutta kimyasal olarak parçalanmaz, geride bir kül kalıntısı bırakarak yakılır ve bu kül kalıntısı daha sonra mineral içeriği için ölçülür. Asit-kül yiyecekler geride klorür, fosfor veya sülfür konsantrasyonu yüksek kalıntı bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “asit-kül” denir çünkü klorür, fosfor ve sülfür vücutta asit yapmak için kullanılan minerallerdir.

Alkalik-kül yiyecekler geride magnezyum, kalsiyum ve potasyum konsantrasyonu yüksek kül bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “alkalik-kül” denir çünkü bu mineraller vücutta alkalik bileşikler (bunlara baz denir) oluşturmada kullanılır (magnezyum hidroksit, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit dahil olmak üzere).

Dengeli beslenmeyi mühimseyin:

Yiyeceğin asiditesini ölçen asit-kül modeli elbette ki yaşayan bir insan için olan şey değil. Biz yemeğimizi yakmıyoruz ve biz yedikten sonra tek kalan kül değil. Aslında asit oluşturan yiyecekler kavramı pH kavramından çok daha karmaşık.
Bir yiyeceğin ne kadar iyi sindirildiği ne derecede asit oluşturup oluşturmadığını etkileyebilir. Birçok yiyeceğin bileşiminde normalde sindirim sırasında değiştirilebilecek önceden oluşmuş asitler vardır. Ancak problemli sindirimi olan bir kişide bu asitler değiştirilemeyebilir ve yiyeceğin asit oluşturucu hususiyetleri artabilir.

Yeterli ve dengeli beslenmek, yediklerinizi aktif bir hayat ve düzenli egzersizle dengelemek en doğru hayat şekli. Bu sebeple yeterli ve dengeli beslenme prensibinden vazgeçmeyin. Bilhassa zayıflama hedefiyle tek besin veya düşük kalorili şok diyetler gibi metabolizmanızda kalıcı hasarlar bırakacak dengesiz diyetleri lütfen yapmayın.

Uykuyu müsbet/olumlu etkileyen besinler:

Araştırmacılar beyindeki seratonin fonksiyonunun da uyku düzenini iyileştirdiğini düşünüyor. Uyku anormallikleri sıklıkla yetersiz beyin serotonin aktivitesine bağlanıyor. Serotonin ve melatonin hormonları iyi bir uyku için mühimdir. Serotonini müsbet/olumlu etkileyen besinler uyku problemi olanlar için çözüm oluşturabilir.

Mesela; Muz: Serotonine olan etkisi dışında magnezyum ihtiva ettiği için kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır. Strese karşı koruyucudur, içindeki potasyum da kalp sağlığı ve tansiyon için mühimdir.

Ilık süt: Çocukluğunuzu hatırlayabilirsiniz ama işe yarıyor içine bal karıştımak bu tesiri kuvvetlendirebilir.
Papatya çayı: Uyumadan bir saat önce içeceğiniz papatya çayı huzurlu bir uykuyu olumlu etkileyebilir.
Keten tohumu veya ceviz: Omega 3 depresyona karşı ve strese karşı tesirlidir. Rahatlatarak gece daha rahat uyutur.
Yulaf unu:
Melatonin açısından müsbet/olumlu olduğu düşünülüyor süt ve bal ile karıştırmayı deneyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir