Kırkambar (Ürtikeri Hakkında…)

SOĞUK HAVADA HASTA OLMAMANIN YOLLARI

Tüm yurdu etkisi altına alan soğuk hava hastalıkları da beraberinde getiriyor.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim
Küçükusta, soğuk hava, kar ve yağmura maruz kalanlarda ”soğuk ürtikeri” ya da ”kurdeşen”
adı verilen alerji meydana geldiğini belirterek, soğuk havada yüzün bir atkı ile kapatılmasını,
eldiven, yün çorap, bot veya çizme giyilmesini önerdi.
Prof. Dr. Küçükusta, son günlerde tüm yurdu etkisi altına alan soğuk hava ve karın hastalıkları
da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: ”Soğuk hava, kar ve yağmura
maruz kalanlarda çok sık rastlanan bir rahatsızlık, soğuk ürtikeri ya da kurdeşendir. Bu durum,
soğuk hava dışında soğuk cisimlerle temas veya soğuk yiyecek ve içeceklerle de ortaya
çıkabilir. Nedeni, soğuğun etkisiyle derideki mast hücrelerinden histamin salgılanmasıdır.”
Soğuk ürtikerinin, daha çok soğukla doğrudan teması olan yüz ve ellerde dakikalar içinde
ortaya çıktığına işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bunlar, şiddetli kaşıntıya neden olan kızarıklık ve kabarmalar şeklinde görülür. Soğuk suda
yüzerken olduğu gibi vücudun büyük kısmının soğuğa maruz kalması durumunda tansiyon
düşüklüğü, bayılma ve ölüme kadar gidebilen yaygın reaksiyonlar da gelişebilir. Soğuk ürtikeri,
daha çok 15-30 yaş arasındaki gençlerde görülen bir rahatsızlıktır. Genellikle 5-10 yıl
sürdükten sonra kendiliğinden geçer, ancak bazı kişilerde ömür boyu da devam edebilir.
Hastaların yüzde 90’ında soğuk ürtikerinin nedeni belli değildir. Yüzde 10 hastada ise neden,
kanda bulunan ‘kriyoglobülin’ ismi verilen ve soğukta çökelme gösteren proteinlerdir. Bu
proteinler, mikroplazma ve mononükleozis gibi bazı enfeksiyonlarda, lupus, romatoid artrit gibi
oto-immun hastalıklarda ve bazı lösemi ile lenfomalarda ortaya çıkarlar. Soğuk ürtikerinin
sağlam insanlara kan nakli ile geçebileceği de ileri sürülmüştür.”

AİLESEL SOĞUK ÜRTİKERİ
Prof. Dr. Küçükusta, soğuk ürtikerinin çok ender olarak bazı ailelerde görülen bir formu da
olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
”Buna ‘ailesel soğuk ürtikeri’ ismi verilir. Bu hastalık çok küçük yaşlarda belirti verir ve tüm
ömür boyu devam eder. Ürtiker bunlarda soğuğa maruz kalındıktan hemen sonra değil, 1-5
saat geçtikten sonra gelişir. Oluşan kabarıklıklar da kaşıntılı olmaktan çok ağrı ve yanmaya yol
açar. Bir atak genellikle 1-2 gün sürer ve çoğu zaman ateş, titreme, eklem ağrıları, baş
dönmesi, baş ağrısı, bulantı gibi şikayetlerle birliktedir.” Soğuk ürtikerinin klinik bulgularının
çok tipik olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, kesin tanı için ”buz-küp testi”
uygulandığını, bir buz küpü veya 0-4 derece soğukluğundaki cismin deriye 4-5 dakika süreyle
temas ettirildiği testte, derinin daha sonra ısıtılmasını takiben o kısmın kızarıp şişmesi ile
tanının kesinleştirilmiş olduğunu vurguladı.

TEDAVİ…
Hastalığın tedavisine de değinen Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, soğuk ürtikeri olanların ani
ısı değişikliklerine karşı çok dikkatli davranmaları gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Küçükusta, ”Soğuk havada yüz bir atkı ile kapatılmalı, eldiven, yün çorap, bot veya
çizme giyilmeli. Bu kişiler, soğuk havada efor yapmaktan özellikle kaçınmalı. Tedavide
antihistaminiklerden yararlanılır. Duyarlı kişilerin, soğuğa maruz kalacakları zaman önceden
antihistaminik ilaç almaları gerekir. Çok duyarlı olan hastaların, iklimi daha sıcak olan yerlere
taşınmaları önerilir” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir