Kuş merhameti [15 Ocak 2010 Cuma]

Başından sonuna; çiçek seralarından güzel, hazine sandıklarından kıymetli bir mazinin çocuklarıyız.
İşte bu hakikati kimin bilmesi gerekiyor? Çocuklarımızın!..
Sen şu güzel hayatın filmini izlemiştin, bu menkıbeyi dinlemiştin, bu konuyu okumuştun, evet biliyorum. Fakat biliyorum ki; şu bardak da daha önce suyun altına tutulmuştu!
Doldurulmuştuk, çok güzel. Ama bunu hatırlamak, dolu olduğumuz anlamına gelmiyor. İçimiz kuru değil, biliyoruz. Ama bu; eksilmedik anlamına gelmiyor!

Sen öğrenmiştin bir zamanlar, biliyorum. Ama biliyor musun ki oğlun bilmiyor bunları.
Ve şimdi, işte artık ondadır öğrenme sırası: İncecik parmaklarınla küçücük bir lokma koparıp onun dudaklarına uzatacaksın. Yutunca bir lokma daha koyacaksın ağzına. Bekleyip bir lokma daha koyacaksın…
Kuşlar bizden daha mı merhametli?
Bizimkiler yavru değil mi?
Biz onları beslemezsek acaba kimler, onlara neler yedirecek?..

Sen bir kaşıksın! Demir, tahta, eğri, süslü ama her kaşığın işi; lokma taşımak… Hiç gördün mü kaşıkların; “daha önce de çorba getirmiştim” dediğini…
Sen bir bardaksın! İçildikçe dolacaksın… Hiç gördün mü bir bardağın; “daha önce dolmuştum” dediğini…
Zaten boşalmıyor, eksilmiyorsa bir terslik var kaşıkta, bardakta… Boşalmayan dolmuyor da demektir, tazelenmiyor ve kendisinden istifade edilmiyor da demektir.

Sen bir köprüsün! Diğer yana üzerinden geçilecek.
Sakın buna “çiğnenmek” olarak bakma! Öyle güzel yerlere gittiklerini hatırla ki; her yolcu, her adımında, tabanlarından öpüldüğünü hissetsin…

Sen, sana öğretilenlerle güzeldin…
Sen, öğrettiklerinle güzel kalacak ve birilerini daha güzel kılacaksın…
Yavrularını besleyen kuşlar senden daha mı merhametli? Hadi uyan; küçük lokmalar kopar…
Bir kaşıksın, bir bardaksın; önce sen dol ki; yediren, içiren, besleyen sen ol!

Stop
Muammer Erkul
15 Ocak 2010 Cuma

5 yorum

  1. Ne yalan söyleyeyim bazen korkuyorum.
    Anne olmak, ya da baba olamak ne kadar büyük sorumluluk.
    Ya yeteri kadar dolamazsam, ya yeteri kadar dolduramazsam?
    Korkunun ecele faydası yok dimi?
    Öğreneceksin, öğreteceksin.
    En azından en yakınlarındakilerine…
    SAYGIYLA!

  2. Keşke bir bardak kadar şeffaf, bir kaşık kadar açık yürekli olabilsek. İçinde ne olduğu belli, karşısındakine aktaracaklarının ne olduğu belli olabilsek. Tekrar tekrar dolmak için boşalabilsek.
    Eline sağlık abi.

    ALİ KAYA

  3. Kırlangıç kuşlarının göçünü bilir misiniz AAğustos sonunda olur hani… Annem 6 ağustosta göç etmişti kırlangıç kuşlarından önceydi şimdi ben çocuklarımla birlikte kırlangıç kuşlarının dönmesini bekliyorum Yemen’in kahve tarlalarından, Annem beni bekliyor ebedi dünyasında çocuklarım olmaz diyor olmaz zamanı gelince biz kendi ellerimizle seni babaannemizin yanına göndeririz diyorlar. Annem denizin nehir sularını beklemesi gibi beni bekliyor bense çocuklarımla nehrin sularında coşku ile denize doğru ilerliyorum.

  4. Bir köprü olmak… Bir bardak olmak, kaşık olmak… Anne olmak…
    Ne çok şey anlayana ve ne az şey hayata boş boş bakana…
    Yeni bir nesile boşalttıklarını bilseler anne/babalar en kıymetli şeylerle doldururlardı bardaklarını zannedersem…
    Ama doldururlardı… Boş bir sürahi ne katabilir ki bardağına…
    Ne ince bir tanım… SEVGİLER kere…

  5. Kuşlar kadar merhametli olmak, ağındaki minik lokmalarla yavrusunu beslemek. Çocuklar almaya hazırsalar, bizler herzaman vermeye, lokmaları onların ağızlarına koymaya
    hazırız. Dileğim daima alabilmeleridir.
    Yarınlarda onlar da verebilmenin mutluğunu tadabilmeleri için. Bardak gibi dolup dolup boşalabilmek için. Kaşık kaşık çevrelerinde olanlara besin sunabilmeleri için.

    Süper konular üstadım bunlar.
    Yüreğin dert keder bilmesin, kalemin bieylenip bileylenip sonsuza dek yazsın.
    Sevgiler kere sevgiler herkeslere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir