Muammer Erkul hakkında (1 ve 2’nci bölüm)

.

Muammer Erkul'lu hatıralar

 

 

Süleyman Eldeniz

 

 

—————————————————————–
1. KISIM


Acaba kimdi o?

 

TARİH: 16. 06. 1992

Masanın arkasında ustam (kendisinden bizzat izin alınarak bu sıfat kullanılmaktadır) Gürbüz Azak oturmaktaydı. Bu ona ikinci gelişimdi. Türkiye Gazetesi Yenibosna'ya taşınmamış, Cağaloğlu'ndaydı. Gürbüz abinin bürosu da Türkiye Gazetesi'nin yönetim binasının karşısındaki Güle Güle apartmanının 3. katındaydı. Masanın önündeki koltukların birisinde ben, diğerinde de o zamanlar Türkiye Gazetesi'nin orta sayfasında tek bant ve resimli olarak romanları devam eden Vecihi Bürün(doğru yazdım di mi Muammer abi?) Bey oturuyordu. İlk defa orada tanışıyordum kendisi ile…

Bir ara kapı çaldı. Çay işleri ile uğraşan bir abi gidip kayıpı açtı. Biraz sonra odaya (büro bir daire şekilde idi) ufak tefek bir adam girdi. Güzel taranmış uzun saçları vardı. Selam verdi. Direk Gürbüz abiye yöneldi ve elindeki kutuyu uzattı. Gürbüz abi koltuğundan kalktı.
O ne be!
Gürbüz abi oturduğu yerde hiç göstermiyordu ama Kırkpınar başpehlivaları gibi iri yarı idi. Ben yanında çocuğu gibi duran adamla ona bakarken Gürbüz abi kutuyu açtı ve içinden bir adet davatiye çıkardı. Oğlunun veya kızının düğün davetiyesi idi…
Teşekkür etti ve o adam istemese de [hazırlayıp bastığı düğün davetiyelerinin bedeli olarak] bir miktar para verdi. Adam yanımızdaki sandalyeye ilişti ve bir bardak çay içtikten sonra oradan ayrıldı.

O kalktıktan sonra ben de oradan ayrıldım. Bayrampaşa'daki abimin yanına döndüm ve o gün olanları, gördüklerimi anlattım. Abimle [Mustafa] aramızda şöyle bir diyalog geçti:
– O sonradan gelen adam devamlı gülümsüyor muydu?
– Evet gülümsüyordu.
– Gömleğinin düğmeleri açık mıydı?
– Evet açıktı.
– Boynuna herhangi bir şey bağlamış mıydı?
– Evet fular gibi birşey vardı.
– Gömleğinin içindeki tişörtünün rengi turuncu muydu?
– Evet turuncuydu.
– O adam Çekirge Çetin'in babası Muammer Erkul'du işte!..
Deyiverdi.

Not: Yukarıdaki tarihi net olarak hatırlamamın sebebi Gürbüz abinin bana o gün hediye ettiği kitabın üzerinde tarih olmasıdır.

 

 

2. KISIM


Çetin'e selam söyledin mi?

 

 

Cağaloğlu'ndaki Çatalçeşme sokağı köşesindeki Güle Güle Apartmanı'ndan 100 metre kadar aşağıya doğru yürü… (Kazım Gürkan caddesine varınca) Önüne bir dört yol ağzı çıkacak. Sola (Ankara caddesine uzayan yola) bakınca binalardan birinin en üst katında (Ergün Göze'nin başında bulunduğu) Boğaziçi Yayınları'nı; (Yerebatan'a doğru giden) sağdaki yolun ikinci binasında da Zafer Yayınları'nı göreceksin. Sen tam karşıya geç. Meşhur Bab-ı Ali (Hükümet kapısı)'nin ve Gülhane parkının önündeki meydana iner o sokak. Solda (o zamanki) Günaydın Gazetesi var. Tam karşısında ise Sıdıka Batu iş hanı… Gir oraya, kime sorsan gösterir… Çekirge Çetin'e de benden selam söyle, dedi abim…

 

Yine bir cumartesiydi. Ben Çorlu'da okuyordum ve ancak hafta sonları İstanbul'a gelebiliyordum. Abimden aldığım tarifle aradığım hanı kolayca buldum… Merdivenlerden ikinci kata çıktım. Loş koridora açılan kapılar kapalıydı. Soracak kimse gözlerken hemen sağdaki kapıdan (tuvalet/lavabo) biri açıldı. Elleri ıslak bir "gölge" belirdi. Bakındığımı görerek;
– Kimi aramıştın? Diye sordu o gölge…
– Muammer Erkul'u arıyordum dedim…
– Ne için arıyorsun, dedi…
– Görüşmek için, dedim.
– Beni takip et, dedi sonra ve yürüdü. O önde ben arkada koridorun sağındaki kapıdan girdik. Oradan da kapısı  örülmüş boncuklarla ayrılmış ikinci odaya geçtik. Karşımda kalan ve sağımda kalan duvarda geniş pencereler vardı. Önümde yürüyen adam masanın arkasına dolaştı ve sırtına pencereye vererek oturdu. Bana da oturmamı işaret derek;
– Buyrun, dedi. Muammer Erkul benim…
– Ben Süleyman dedim. Süleyman Eldeniz… Mustafa Eldeniz'in kardeşiyim…
Güldü, sevinir gibi oldu.
– Bizim Mustafa'nın mı, dedi… Ne yapıyor O deli?
– !?

 

Ne konuştuk başka ve ne kadar daha orada oturdum hatırlamıyorum… Ama duvarlarda hep Çekirge Çetin'in resimleri vardı. Muammer abi çocuğunu çok seviyor herhalde diye düşünmüştüm…
Kanım acayip ısınmıştı Muammer Erkul'a, hep gülümsüyordu ve sahiciydi…
Cumartesiydi ya, yarım gündü mesai. Beraber çıktığımızı hatırlıyorum handan… Kapının önünde sandalyesine oturmuş bir bayan vardı. Kapıcısı veya temizlikçisi gibi duruyordu Han'ın, ama çok yaşlıydı…
– Bak bu kadın Rahime Batu, bu hanın sahibidir, yanından gayet dikkatli geç çünkü fena söver, diye fısıldadı bana…
-Vay be!? Bu İstanbul'da da kimin elini öpeceğini bilemezsin ha!..
-Yine beklerim, dedi Muammer abi.
-Tabi gelirim Çekirge Çetin'e selam söyle, abimin de selamı var Çetin'e dedim…
Gülümsedi.
-Olur, söylerim, dedi…

 

Çağaloğlu'nda biraz daha dolaştıktan sonra abimin yanına döndüm.
-Çekirge Çetin'e benden de selam söyledin mi? diye sordu ve bana göz kırptı..
Nasıl yani!?
Birisi gelip bütün ışıklarını açmıştı beynimin!..
Ne kadar da essah geliyordu insana hayalleri…

 

 

.

10 yorum

  1. “Muammer Erkul hakkındaki GERÇEKLER” diye, üstelik yanında gülücüğü de eksik olan bir başlık görünce biraz şaşırdım açıkçası; hani bilmediğimiz veya yanlış bildiğimiz bir şey varmış da onun “gerçeği” açıklanıyormuş gibi!..

    Şunlara bakar mısınız, ne tatlı tarifler:
    “- O sonradan gelen adam devamlı gülümsüyor muydu?
    – Evet gülümsüyordu.
    – Gömleğinin düğmeleri açık mıydı?
    – Evet açıktı.
    – Boynuna herhangi bir şey bağlamış mıydı?
    – Evet fular gibi birşey vardı.
    – Gömleğinin içindeki tişörtünün rengi turuncu muydu?
    – Evet turuncuydu.
    – O adam Çekirge Çetin’in babası Muammer Erkul’du işte!..”

    Evvvet; o Sevgi Ailemizin kurucusu ve canı ciğeri Muammer Erkul’du işte! 🙂
    Tatlı insanın tarifi de tatlı oluyor 🙂
    Gönül dolusu teşekkürler Süleyman Bey, devamını da bekliyoruz…

    KARANFİL

  2. Ufak tefek bir adam mıı, ya ama benim hayalimdeki uzun boyluu… Gömleğinin içindeki tişörtünün rengi turuncu! Ya o ara demekki turuncuya takmış, ya da işe gelme kıyafeti olarak o rengi seçmiş… :-))

    PERGİN

  3. Başlığı görünce, son günlerin popüler davasında yeni bir kroki bulundu ve bu kroki de Muammer Erkul’un evinin bahçesini gösteriyor; dolayısıyla bahçede kazılara başlandı SANDIM! Acaba ne marka ve hangi çapta silahlar bulunmuş diye sayfayı açtım ki… :-)))

    H…

  4. 🙂
    … Ve Muammer Abi\’miz hala gülüyor Allahu Teala iki cihanda da güldürsün.
    Çoook güzel bir hatıra teşekkürler Süleyman Bey, devamını merakla bekleriz 🙂

    ( ne çok isim değiştirdim değil mi =) )

    tK

  5. “Benim Abi’m” sır’lıdır. O bir yere gelmez ki, getirilir… Söylemz ki, söyletilir… Bakmaz ki, baktırılır… Sevilmez ki, sevdirilir… O hep gülümser, ağlar ama ağlamaz ki? O’nun gerçeği “sır”rında… Sır bilinmez ki… Canım abim… Allah seni hep muhafaza etsin ve nazardan saklasın. Hayırla kal…

    Not: Siteden mail gelmesi için eklerseniz sevinirim.

    SALİHA

  6. Yorumları gülümseyerek okudum, ne hoş şeyler yazmış okuyucular 🙂
    Zat-ı muhterem hakkındaki gerçekleri yazmak ne iyi bir fikir, bütün kirli çamaşırları ortaya dökülür yakında bu gidişle 🙂
    Ben de bildiğim birkaç şeyi yazayım bari bu vesile ile;
    *Boyu kısa sayılmaz, en son ölçtüğümde(!) 1,97 cm idi (Ya da yalan söylüyorum)
    *Kalbi bir o kadar kocaman (içine bunca insanı sığdırabildiğine göre)
    * En sevdiği renk turuncu, t-shirt rengi ile doğru orantılı olarak…
    *Bahçesini KAZsanız birşey çıkmaz fakat bahçesinde bir adet KAZ var, işinize yarar ise 🙂
    *O sürekli gülümser fakat istediği için değil, estetik ameliyat oldu da yüzü Ajda Pekkan gibi gergin kaldığından 🙂
    ………
    Neyse şimdilik bu kadar kirli çamaşır yeter, devamı çok yakında 🙂

    GÜL:-)SÜM

  7. Mazur görün, elimde olmayarak yazacağım 🙂

    Sayın Süleyman Eldeniz, siz bize Muammer Erkul’un takım elbise ile araç kullanırken veya fötür şapka ile fotoğraf çekerken bir fotoğrafını bulun mümkünse, olmayacak bir şey söyleyin yani!..
    Muammer Erkul, bütün hafta sonraları evde bile ütülü kumaş pantolonla oturur gibi bir şey söyleyin de ağzımız açık kalsın! 🙂

    Evet, muhakkak ki sahiden gerçekleri yazmışsınız, elinize sağlık… Ancak, bu gerçekler pek aşikâr, pek tanıdık…

    Teşekkürler paylaştığınız için, saygımla…

    SULTAN GÜL

  8. İkinci kısım yeni eklendi siteye…

    Enteresandır, bütün mektuplarımın sonuna mutlaka Çetin’e selam söyle diye yazardım. Bu şekilde bitirirdim hep yazdığım mektupları… Ben, birilerini çiziyor diye düşünmedim hiç, zannnederim çizeri olduğu için bir yolunu bulur diye düşünüyordum :-)) İlk yorumda haksızlık ettim galiba, gittikçe keyifli hale geliyor 🙂

    SULTAN GÜL

  9. Kazılardan çıksa çıksa ÇİÇEK TOHUMU çıkar 🙂
    Ama kaz’ı korumak lazım; dinlenme molasında çaylarının yanına katık etmemeleri için…
    :-)))

    KARANFİL

  10. Daha fazlasını görmeyi dileyerek okuduğumuz şu iki hatıranın bizce en önemli yeri her ikisinde de Muammer Abi’nin güler yüzlüğünden bahsedilmesi… Ve dâhi onu tanıyan herkesin aklına ilk bu halinin düşmesi. Müslüman güler yüzlü olur, kıstasına ne de güzel uyuyor Abi’miz… Acizane duamız tekrar dilimize dolanır; gülen yüzünüz hiç solmasın her iki cihânda da…

    Hürmetler.
    🙂

    tK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir