Ne tesadüf!.. [14 Ağustos 1999 Cumartesi]

Ne tesadüf!..

Şiir yazılacak kadar güzel bir gecede başınızı kaldırdığınızda beyaz bir “şerit” görürsünüz. Bir uçtan bir uca doğru uzar gider bu yıldızlar topluluğu.
Bu, yabancıların “süt yolu” dediği Samanyolu’muzdur.

Samanyolu galaksisinde 200 milyardan fazla yıldız bulunur. Güneşimiz bu ikiyüz milyar yıldızdan sadece bir tanesidir.
Samanyolu ise; kainatta şimdilik mevcudiyeti hesaplanan 100 milyar galaksiden sadece biridir.

Galaksimizin çapı 100 bin ışık yılıdır. Saatte 10 bin kilometre hızla giden bir rokete binsek, bu mesafeyi 15 milyar 800 milyon yıl sonra aşmış olurduk.

Samanyolu’ndaki 200 milyar yıldız, galaksinin merkezi etrafında devamlı bir dönüş halindedir.
Galaksi merkezinden 26 bin ışık yılı uzaklıkta bulunan güneşimiz, bütün gezegenleriyle birlikte Samanyolu’nun merkezi etrafındaki saniyede 280 kilometrelik hızla olan dönüşünü 225 milyon senede tamamlar. Buna da “kozmik sene” denir.

Bunca “iş” arasında bu galaksi bütün yıldız ve gezegenleriyle beraber, ışık hızıyla bir istikamete doğru da gitmektedir.
Işık hızı; saniyede 300 bin kilometre civarındadır ve ışık yılıysa ışığın bir senede katettiği mesafedir…

Kanımızın damarlarımızda, vücudumuzdaki hücreleri meydana getiren atomlarında biribiri etraflarındaki dönüşünü anlatmaya kalksak iyice başımız döner.

Güneşten milyonlarca defa büyük yıldızlar, yüzey sıcaklıkları güneşten 30 misli fazla olan yıldızlar, bütün kütlesi çekirdeğine toplandığı için; çapı ancak 15 kilometreye inmiş, ama yoğunluğu çeliğin yoğunluğunun 10 üzeri 15 misli hesap edilen yıldızlar var… Yani bir kesme şekeri bir ton gibi.

Bilim kitaplarından aldığım bu özetleri “okuma bilen” bazıları görünce “tesadüfen oluyor” diyor!..

Ne tesadüf, diyorlar…
Dünya günde 40 bin kilometre ile dönüyor… Ay kendinden 400 kat büyük olan güneşin önüne geçiyor… Yine ayın güneşe olan uzaklığı, dünyaya olan uzaklığından 400 misli fazla olduğundan “tam” (örtüşme) tutulma oluyor…
Ne tesadüf ki bu hadise her 400 yılda bir tekrarlanıyor!..

Pek çoğumuzun “hilal” halinde gördüğü güneş, pek çoğumuzu derin düşüncelere saldı geçen gün…
İyi oldu.
“Düşünmek” gerekiyor bazen, değil mi?

——————————————————-

ŞİİR
Dost da sensin, düşman da sen
Bu ince sırrı, bir bilsen
Sen özüne dost olursan,
Bu demde, erir kalırsan;
Cümle âlem dostun olur,
Dervişlik de postun olur…
Uyan ey insan ey insan,
Uyan ki bu fani dünyan
Gelen gider, geri gelmez
Mantıkta, nefis direnmez!
Hakk’tan gelip, Hakk’a dönen,
Üryan gelip, üryan giden
Nedir senin bunca çaban?
Aynı safta; sultan, çoban,

GÖRSEN ÖLÜMÜN RENGİNİ,
O güzelim ahengini…
Bir melek sağından beri,
Gösterirken peygamberi;
Bu düzene yaban oldum,
Düş misali yalan oldum.
İstediğim Hakk’ın yolu,
Hakk’a layık, Hakk’ın kulu…
Cümle cana bahşeylesin,
Doğruluk muradeylesin.
Bataklık misli dünyaya,
Temizlik ihsan eylesin…
Nihayet AĞÇAY

ÖĞRENDİM Kİ!
Yüreğiniz her ne kadar kan ağlasa bile, dünya sizin için de dönmesine devam ediyor!
III
Dertli insanların tereddüt ve dumanla dolu bir gönül evi vardır. Dertlerini dinlediğinde o evlerde bir pencere açmış olursun.
(Gön: Deniz-Kastamonu)

STOPLAYANLAR
Ayşe Karadağ Kocamustafapaşa, Tülay Kütükçü-Sarıyer, Serkan Akca-Adana, Emel Atıcı-B.Paşa, Altuğ Y. Özcü-Kazan, Oğuz Cırıl-Turhal, Hilal Yıldız-Ankara, Enver Toktay-Manisa, Bedrettin Özdemir-Zile Serpil Ünlü-Demirci, Kazım Poyraz-Manisa, Sevim Pehlivan-Aliağa, Hilal Şima-Konya, M. Erol Bozdağ-Y. Bosna, Cahit Büyükfırat-Malatya, Hanife Demirel-Terme, Sultan Yılmaz-Mamak, Reyhan Kireççi-İst., Reyhan Çalışkan-Adana, Zeynep Çelikten-Kütahya, Sultan Yıldız-Üsküdar, Asena Ünal-Kadıköy, Filiz Yılmaz-Foça, Süleyman Eldeniz-Kıbrıs, Ayşe-Zeytinburnu, Cihangir Doğan-Ankara.

Stop
Muammer Erkul
14 Ağustos 1999 Cumartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir