İnekler ve köprüler -2- [09 Nisan 2010 Cuma]

Ömürlerinin yarısını aynı sınav için harcayanların çoğu “başaramadım” diye, bir kısmı da; “yanlış yerdeyim” diye ağlıyorlardı. Fakat artık olan olmuştu: “Yüz binleri ardında bırakıp köprüden geçmişsen sıkacaksın dişini ve hak kazandığın tarlada otlamaya çalışacaksın” dediler!
E iyi de, şu zavallılara, bu yaşa gelene kadar hiç kimse otlamayı, beslenmeyi, iş yapmayı öğretmemişti ki!.. Onlar düne kadar ağızlarına beslenerek, okşanarak, perçemlerine boncuklar takılarak motive edilmişler ve uyumadan, yorulmadan sadece rakip geçmeye şartlandırılmışlardı. Fakat yarış bitmişti! Burası köprünün karşısıydı… Çok acıkmış ve susamışlardı. Yerde yeşil, dallarda kırmızı bir şeyler vardı ama acaba bunlar neydi? Kenardan şırıl şırıl süzülüp akan şey ne işe yarardı? Bilmiyorlardı!.. Yardım ve komutsuz hareket edemiyorlardı!

Sonra birileri geldi, manzaraya burun kıvırıp;
“Bir sürü de inek geçmiş gene köprüden, dediler… Önce şunları öküzlerden ayırın! Yüke vursan güçleri yetmeyecek, iş yapsalar sütleri sağılamayacak. Zaten çoğu gebe kalacak, kessen içlerinden yavru çıkacak… Neredeyse tamamı yakında, buraya geldiklerine pişman olacak, yarışa katıldıklarına lanet edecek… Sağlıkları bozulacak ve ne kendilerine ne de başkasına yâr olmadan mezbahaya yollanacaklar!
Öküzlerinse kendilerine verilen iş ve kabiliyetleri denk gelirse eh, biraz şansları var…

İKİNCİ YAZI:

Köprülü hikâye kenarda kalsın; ben birkaç satır daha yazayım:
“Nefret” ne ise ondan ediyorum: Milyonlarca insanı bir dar ve acayip köprüden geçirmeye zorlayan sınav sisteminden! Yüzlerce çeşit meslekte çalışacağı umulan milyonlarca öğrencinin 10-15 sene aynı ders ve aynı sınavlara tabi tutularak zamanlarının tüketilmesi, kabiliyetlerinin törpülenmesi; insanlara günah, memlekete yazık değil mi?

Stop
Muammer Erkul
09 Nisan 2010 Cuma



 

4 yorum

  1. Bunun herkes farkında; ama elden gelen bir şey var mı sizce?

  2. ”Nefret” ne ise ondan ediyorum.

    İlk sınava girdiğim zamanı hatırlıyorum da, bir de tabi kredili sistem dedikleri olayın da son gönülsüz fedaileriyiz. Sınava girdim, kendimce kazanmama yetecek kadar soru çözdüm ve sınavdan bir kaç hafta sonra yirmişer puan kestiler. Tekrar ikinci sınavda da pazar sabahı heyecanla beklerken ‘flaş haber’ sorular çalındı sınav iptal. Böyle bir sistemin kurbanlarıyız işte. Ülkemizde herşey zaten böyle sistemlere tabi değil mi ki? Değil dar bir köprü deyim yerinde ise iğnenin deliğinden geçiriyorlar hepimizi ama söz konusu kendileri ve çıkarları olunca hepsi mümkün ve kolay oluyor.

  3. Kime kızmalı orasını da düşünmek lazım, biz halk olarak hiç bir zaman protestomuzu doğru yapamadık ve bilinçli hareket edemedik, hep kukla gibi birilerinin ipimizi çekmesine ve bize yön vermesine müsade ettik. Derin gaflet uykusundan uyanmanın zamanı çoktan geçmedi mi, seçimler ve tercihler bize aitse bunlarda bizim tercihimiz değil mi? Keşke başa getirdiğimiz gibi göndermesini de bilsek.

    Köprü mü dar yoksa biz mi geçmesini bilmiyoruz, bilmiyorum ama hem seçtiklerimiz hem de yaşadığımız hayat çok yoruyor bizi. Hayatı yaşamak yerine omuzlarımda taşıdığımı hissediyorum bazen…

  4. Sınavın düşüncesi bile darlandırıyor beni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir