O yüzden senden yana [19 Haziran 1999 Cumartesi]

O yüzden senden yana

Zaman bana neyi gösterirse göstersin, vakit benden neyi götürürse götürsün;
Sevgim hep sıcacıktır…

Zaman sana neyi gösterirse göstersin, vakit senden neyi götürürse götürsün;
Sevgin?..

Öğrendim ki;
Bildiğim hiçbir şey yokmuş…
Öğrendim ki;
Bildiklerimin tamamı “öğrendiklerim!”

Öğrendim ki;
Zaman ne olursa olsun hep bir gül açar umuda…
Öğrendim ki;
Nerede ve kim olursam olayım, bana “unuttuklarımı” hatırlatan birileri veya bir şeyler mutlaka çıkar karşıma…

Her satırı herkes “istediği gibi” anlar elbette…
Ve bu ifade de;
“Bütün güzellikler senin içinmiş demek ki, yalnız senin için…” Olarak bile algılanabilir.
Doğru mu?..
Yanlış değil!..

Elbette bütün güzellikler benim içinmiş demek ki, yalnız benim içinmiş!..
Bilmiyor muydun yoksa, “senin bile” benim olduğunu?..

Aslında sen, bilmiyor olduğumu düşünüyorsun; senin bir senin var olduğunu, sadece bir senin…
Değil mi?

Zaten işte o yüzden “senden yana” yazılıyor bu satırlar…

Zaman bana neyi gösterirse göstersin, vakit benden neyi götürürse götürsün;
Seviyor olacağım…
Sevgim hep sıcacık kalacak.

Zaman sana neyi gösterirse göstersin, vakit senden neyi götürürse götürsün;
Sevgin?..

Öğreneceğiz!..

Dedim ya… Söyledim ya az evvel… Yazdım ya, öğrendim ki;
Bildiğim hiçbir şey yokmuş…
Öğrendim ki;
Bildiğim ne varsa, “öğrendiklerim!..”

—————————————————-

Tepedeki ağaç…
Artık üniversite yoluna girdim ve kafam karmakarışık ama kendime güvenim sayende tükenmiyor.
Bugün sana mektubu yazmama sebep, bir ağaç… Evet bir ağaç, aynı sana benziyordu ve bir de bana benziyordu. Adapazarı-Geyve arasında, Adapazarı’nın çıkışı sayılabilecek bir yerde bir ağaç var. Tam tepede. Bir türbenin kenarında bir ağaç. O ağaç, babamın küçükken, Adapazarı’na geldiğini anladığı ağaç. Bugün oradan geçtik. Sana gerçekten o kadar benziyordu ki, anlatamam… Tam tepede bir tek ağaçtı o eskiden. Ama bugün yamaçlarına ağaçlandırma yapıldığını farkettim. Yeni fidanları vardı. O ağacı eskiden yıkmak istemişler ve yıkılmak üzere getirilen kepçe kırılmış. Evliyanın yanında olduğu için herhalde öyle olmuş ve yıkılmamış. Sen ona nasıl mı benziyorsun. Bence sen de onun gibisin. Bir gün tek başınaydın ve sonra yazılarında fidanların oldu ve o fidanların dallanarak yapraklandı. Ve çok çok büyüyorlar. Bilmiyorum bu ne kadar doğru bir benzetme ama, içimden sana bunu yazmak ve seninle, (çünkü senden başkası anlamaz) paylaşmak istedim. Yazdığım mektubu okumadan sana postalayacağım. Çünkü kafam o kadar karışık ki, bir sürü hata yapmış olabilirim.
Ben de kendimi o ağaca benzettim birdenbire ve yıkılmama kararı aldım. Bu kararımı da senin güçlendireceğini bildiğim, aslında umut ettiğim için yazmak aklıma geldi. Bitti!..
Aysel Özmen

Gerçek bir hikaye…
From: Celal Ünver
To: muammer.erkul@ihlas.net.tr
Date: 17 Haziran 1999 Perşembe 09:17
Subject: İlk mektup
Merhaba Muammer Abi,
Kusura bakmayin, yazdiginizz yazilarla bizi kendinize o kadar yaklastirdiniz ki size abi diye hitap etmeyi sectim. Asagidaki hikaye 1. Dunya Savasi’ndan kalma gercek bir anekdot’tur. Begeneceginizi umuyorum. Saglicakla kalin.
Celal Ünver.
“Savasin en kanli gunlerinden biri. Asker, en iyi arkadasinin az ileride kanlar icinde yere dustugunu gordu. Insanin basini bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacagi ates yagmuru altindaydilar. Asker tegmene kostu. “Tegmenim, firlayip arkadasimi alip gelebilir miyim?” Delirdin mi? der gibi bakti tegmen. “Gitmeye deger mi? Arkadasin delik desik olmus. Buyuk olasilikla olmustur bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma” Asker israr etti. Tegmen “Peki” dedi. “Git o zaman” inanilir gibi degildi. Asker o korkunc ates yagmuru altında arkadasina ulasti. Onu sirtina aldi kosa kosa dondu. Birlikte siperin icine yuvarlandilar. Tegmen, kanlar icindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere tasiyan arkadasina dondu: “Sana hayatini tehlikeye atmana degmez, demistim. Bak haklı ciktim. Bu zaten olmus. “Degdi teğmenim” dedi asker hiçkirarak.
“Gene de degdi” cunku yanina ulastigimda henuz sagdi. Onun son sozlerini duymak dunyaya bedeldi benim icin.
Gelecegini biliyordum Jim, diyordu arkadasim… Gelecegini biliyordum!..”

Kitabın faydası
From: Kübra Özdemir
To: muammer.erkul@ihlas.net.tr
Date: 16 Haziran 1999 Çarşamba 17:15
Subject: Bul Beni
Sevgili muammer erkul, sana hayatimin en zor donemlerinden birinde rastladim. bul beni kitabini da o donemde okudum. itiraf etmeleyim ki bana cok faydasi oldu. sevgiyle kal…

Stop
Muammer Erkul
19 Haziran 1999 Cumartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir