Çocuk Dergisi’nde işe başladığım zamanlar… Ne çok yürürdü o zamanın insanları, biz de yürürdük. Yanılmıyorsam o gün de Fatih’ten Cağaloğlu’na gidiyordum; Şehzadebaşı, Beyazıt, Sahaflar Çarşısı, Kapalıçarşı, Nuruosmaniye, Cağaloğlu güzergâhını kullanarak… Yaz sabahları erkenden güneş yükselir, kubbeleri aşar, ulu ağaçların yaprakları arasından, kısa kısa ışıktan oklar gönderir… Bu sıralar, esnafDevamı

  Allah rahmet eylesin, Sadiye teyze öleli çok oldu… Bizim apartmanın yapıldığı yerin sahibiydiler. Eski halini görmedim ama sanırım ahşap olan köşkü, Osman’ın babasına verip kiraya çıkmışlar. Bir müddet başka evde oturduktan sonra; kendi toprakları üstüne dikilen, bodrum dâhil altı katlı apartmanın üç dairesini almışlar… Üst yoldan, yedi sekiz basamakDevamı

  Taşıdığı siyah çanta üzerinde “Şiir yazarı Şair” yazan adamı çok kişi hatırlar; çünkü yakın zamana kadar bir yerlerde görürdük… Ben, elinde incecik şiir kitapları, vapur vapur dolaşarak; “kendim yazdım kendim satıyorum” diyen şairi de hatırlıyorum… O bir genç adamken, bizler biraz çocuk birazcık ta adamdık! Çocuk olduğumuzu tabii kiDevamı

Develer hakkında neler biliyorsunuz? Ben de hiçbir şey bilmiyordum. Ama şimdi bu yazıyı yazarken; ayağımın altında bir hatıra keçe, hemen şu kenarda bir turuncu poşu ve salon kapısının ağzında da bir kıl heybe var… Deve güreşlerinin yapıldığı meydanın kenarında satılan deve sucuğunun son parçası önceki gün bitti. Deveciler.com sitesine üyeDevamı

   İstanbul, dünyanın en güzel şehri; Hiç kimsenin bundan zerre kadar şüphesi olmasın… Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyor olduğumuzun bir delili de; bunca yıldır hep birlikte ortasına tükürdüğümüz halde, ancak bu kadar çirkinleştirebilmemizdir! Yani güzelliği “kendinden” bu şehrin; biz onu güzelleştirmiyoruz. Diğer bir deyişle ne yaparsak yapalım, çirkinleştiremiyoruz!   ***Devamı

    Her çocuk bir şehirde büyümüştür ve her şehrin de kendine has hatıraları vardır, başka yerlerde olmayan… Büyürken bunun farkına varmazsınız. Sanırısınız ki, dünyanın her yanı birdir… Hâlbuki değil; O şehri “o şehir” ve bizi “bu biz” yapan, işte bu özelliklerdir…     Nerede bir denize baksam; karşı yakayı…Devamı

balikesir13

O gün, sabahın erken saatinde işyerine gelip, masamın üzerinde ve çekmecelerimde ne varsa hepsini bir koliye doldurup üstüne adımı yazmıştım… İşe gelmeye başlayan arkadaşlarla merdivenlerde vedalaşmış… Cağaloğlu’ndan koşarak Sirkeci’ye inmiş…   Bindiğim arabalı vapur beni Harem’e, Harem’de bindiğim otobüs ise Balıkesir’e götürmüştü… Şu an bile aynen hatırımda Eminönü, Sultanahmet, TopkapıDevamı

Nazânıma mektuplar-5 Özür dilemek de, affetmek de büyük birer erdemdir… Hatalar elbet yapılır ve kırılanlar elbet helal eder hakkını. Fakat camı kıran ile kırılan camı ayakta tutmaya çalışan arasında fark vardır. Bak, sana bir hikâye anlatayım da; dersini kendin çıkar içinden… Küçük bir çocukken gittiğimiz bazı köylerde, camlara dikilmiş düğmelerDevamı

Tuhaf bir uğraştır; öteki beriki durmadan konuşur, düzeltir, kurtarırken, sen oturup yazarsın… Peteklerin dolduysa, sağılmak istersin… Balın acıdır ya da tatlı… Önemli olan hangi çiçekten polen topladığın değil, yazdığının zehir mi yoksa bal mı olduğudur… Çünkü ortaya koyduğun seni gösterir; zararlı mısın, yoksa faydalı mı? Zehrini akıtan bunca ziyankârın arasındaDevamı

Nazânıma mektuplar-4 Aptal sarışın, derler. Kime derler bunu?.. Güzel olan ama kafasızlığı yüzünden; kökünden, dalından koparılıp yemek masalarının ortasına konulmuş çiçeklere benzeyen zavallı kadınlara derler… Aptal da sıfattır, sarışınlık da; yani ikisi de bir insanı tanımlar. Bu tanım, bir süre sonra karakter haline gelebilir. O yüzden, kendini kurnaz sanarak “aptalDevamı

Sen kendini; cephe gerisine kurulmuş olan sıhhiye çadırında, ranzasında, sargılar içinde yatarken kaçıp, yeniden vuruşmak için siperlere koşan bir asker mi sanıyorsun?.. Nazın bana, cefan bana olacak, biliyorum; da bu yüzden, üç adım önüne ışık tutmaya çalışacağım şimdi, aç kulağını!.. Sen, geçerken çöplükte gördüğün ıvır zıvıra kıyamadığını, onları oradan kurtarmayaDevamı

Gönlüne sağlık; yazdıklarını okudum… Beni düşünerek; çok hoşa gitmesi mümkün, övgü dolu satırlar yazmışsın ve hatta bunları yayınlamışsın… Neden bilmiyorum, içim hiç kıpırdamadı. Sadece, öylesine baktım; okudum, yazı bitti ve tuhafı; şimdi sana bunları yazarken bir tek satırını bile hatırlamıyorum… Bunun birkaç sebebi olabilir: Birincisi; yazdıklarında samimi değilsindir… İkincisi; övmelerininDevamı

Tarihsiz… Bildiğim bu kadardı… Zaten bunları sana, günün birinde başkasından duyma, diye anlatmıştım. Sakın bu konuyu tekrar sorma… İlgilenmediğim şeyler anlatıp, onlar hakkında beni hesaba çekmeye çalışıp, sonra cevaplarımdan dolayı küsüp, kendinin de benim de günlerimi zehir etme. Çünkü bunlar kafamda kaldıkça diyorum ki kendime: Bütün nazı bana!.. Geçen günDevamı

Kırmızı süveterli ve beyaz sakallı o adamın başlattığı TEMA hareketi hayal kurmayı öğretti pek çoğumuza. Erozyon başta olmak bütün çevre konularına dikkatimizi çekti. Büyük adımlar da atıldı. TEMA Vakfı şimdi de yeni bir hayal koydu milletimizin önüne: 2040 Yılında Şehirlerimiz… 2040 yılında şehirlerimiz nasıl olacak/olmalı? Bu hayaldeki insanlar çok ilgililerDevamı

Bu yılın ilk yazısında elimde birikmiş ve bu güne kadar bahsedemediğim kitaplardan söz edeyim istedim. Ulu Çınarın Kökleri, Orhan Gazi: Daha önce uzun bir yazı yazarak “Osmanlı Sultanlarının hayatlarının roman şeklinde, Kemal Arkun tarafından kaleme alındığından” bahsetmiştim. Ahmet Kılıçaslan’ın editörlüğünde başlayan bu seriyi, indirimli olarak nasıl temin edebileceğinizi ise (0212)4833864Devamı

nazilli027

        İnandım ki; “bir adamı devesinden ayırmışlar da zavallı kahrından ölmüş” derseler, doğrudur…Öğrendim ki; deve denen mübarek hayvan hiçbir hayvanda olmayan özellikleriyle insanoğlunun binyıllardır dostudur ve sahibine at gibi yakındır…Anladım ki; bu ülke insanının köklerinden gelen muhteşem deve kültürü sanki kasıtlı olarak horlanmış, unutturulmaya çalışılmıştır, ama nafile… BirDevamı

    Kavacık adını cümle âlem biliyor şimdi. Çünkü Asya ile Avrupa’nın kesişme noktalarından biri. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu yakasına bastığı tepe… Bütün yolların bağlandığı; bütün vasıtaların bir şekilde uğrayıp geçtiği; bütün işyerlerinin şube açmak için can attığı bir merkez halini aldı… Otoban haricinde ayrıca Şile, Riva, Beykoz veDevamı

Muammer Erkul

Dünyada bir başka örneği var mı bilmiyorum, ama sanırım yoktur. Muammer Erkul’un, okuduğum bütün yazılarının içinde her zaman küçük küçük kalplar vardı. Fakat bunlar, herhangi bir yazının içine rasgele konmuş kalpçikler değildi. Bunlar, bilerek ve isteyerek ve emek verilerek; “içine kalpler konulabilecek” konuları içeren, yani özellikle hazırlanmış olan bu yazılarınDevamı