Ramazan kuzularına… -3- [27 Temmuz 2012 Cuma]

Lunaparklardaki arabaları sürdüğün oldu mu?
Bütün nakil vasıtalarında, hızlanıp ilerlemeyi sağlayan gaz pedalı ve yavaşlayıp durmayı sağlayan fren pedalı vardır.
Aslında insanlarda da, benzeri pedallar vardır. Fakat onları herkes göremez. Sadece senin gibi, böyle dikkatle dinleyen ramazan kuzuları öğrenir, bilir ve anlar…
Şimdi, kendini bir araba olarak düşün…
O zaman senin de gaz ve fren pedalların olduğunu fark edersin. Ve ara sıra onlara basıldığını hissedersin. Pedallarına basılır, fakat durmaya veya devam etmeye yine de sen karar verirsin…

Yasak bir şeyle karşılaşsan… Hani, yapılmaması gereken ayıp veya günah bir iş… O zaman dikkat et, ona yaklaşmak isteyen bir his olur içinde. Sanki gaz pedalına basılıyor gibi olursun!.. Kontrol etmezsen; “kendini tutamadığını, duramadığını” söylersin. Yani durabilirsin ama öyleymiş gibi gelir.
Peki kimdir bu kötülük gazına basanlar?
Şeytandır elbette ve şeytan gibi olan kötü arkadaşlardır. Kötülüğü aklımıza bunlar getirir veya gösterirler. Fakat o şeyi yapmak için durmadan ısrar eden ses, her insanın içinde bulunan kendi nefsidir… Nefsin sana; sanki hiç durmadan gaz pedalına basılıyor ve o yasağa doğru itiliyormuşsun, gibi hissettirir!..
Öyle olur, değil mi?

Fakat aynı anda, seni tutan bir de fren olduğunu hissedersin.
Peki, kötülüğe her yöneldiğinde seni durdurmaya çalışan bu güzeller kimdir? Elbette, senin temiz olan ruhundur ve seni kollayıp, güzel ilhamlar fısıldayan meleklerindir…
Bunlar, her iki dünyana da yarayacak faydalı, güzel, sevap bir işle karşılaştığında seni ona yönlendirmek isterler… İçine huzur dolar… Hemen o güzel işi, ibadeti, iyiliği yapmak istersin…
Peki, sonra neden bunda zorlanırsın?
Çünkü aynı anda diğerleri sanki frenine basmaktadırlar!
 

İşte böyle, hem frenine hem de gazına basıldığı kritik zamanlarda, büyük kararı vermek sana düşmekte güzel kuzu… Şeytanın ve nefsinin baskısına rağmen; meleklerin ve temiz olan ruhunun sesini dinlersin.

Büyük ödül de, zaten bunu başardığın için seni beklemektedir!

Stop
Muammer Erkul
muammer.erkul@tg.com.tr
27 Temmuz 2012 Cuma

 

7 yorum

  1. Taa içimizdeki karmaşık bir yerleri düzenliyor gibi sanki bu yazılar…
    Güzellik serpiyor ruhumuza ve güzelliklere götürecek yolları sağ salim geçmenin yolunu gösteriyor. Kullanmayı bir türlü beceremediğimiz ve hurdaya çevirdiğimiz “arabamızı” kullanmayı öğretiyor biir bir…
    Ne kadar teşekkür etsek azdır abiciğim bu yazıların için. Zaten ödenmez olan hakkın daha da ödenmez hale geliyor. İyisi mi hakkını helal ediver sen, olsun bitsin 😉

    Hicran Seçkin

  2. Benim KUZULU YAZILARIM onlaar… 🙂

    gölçiçeği

  3. KUZULARIN SESSİZLİĞİ duyuyor musun? bizi.MEEEEEEE…

  4. Kalemine yüreğine sağlık abicim. Ve ben de diyorum ki ancak bu kadar güzel anlatılır bu gelgitler ve kendinle kavgalar.
    Hicran kardeşim çok güzel ifade etmiş (Taa içimizdeki karmaşık bir yerleri düzenliyor gibi sanki bu yazılar…) yazdıklarının ne güzellikler saçtığını, derbeder kalplere ve ihlas noksanlığı yaşayan amellerimize… ve merak ediyorum acaba biz imanımızın kuvveti nisbetinde mi gaza ve frene basıyoruz. Hani yaptığın hataya değil kime karşı yaptığına bak misali!..

    Abdullah Tatlı

  5. Yine güzel yine muhteşem.. Ancak bu denli anlatılabilirdi iç çekişmelerimiz. Yüreğiniz dert görmesin. Yolunuz ak pak dümdüz olsun. Sizi sağ selamet büyük ödüle taşısın inşallah. Her daim duayla…

    NACİYE

  6. Benim de 13 yaşında, ergenliğin en bunalımlı çağında, frene basmakta zorlanan, biz uyardıkça daha çok gaza yüklenen, örnek alacağı bir arkadaşı olmadığı için gittikçe daha çok içine kapanan bir kuzum var. Gurbette çocuk büyütüyor olmanın bütün sıkıntılarını yaşıyoruz maalesef. Dualarınızı istirham ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir