Sal çayıra!.. [29 Mart 2013 Cuma]


Evlatlarınız küçük birer inektir, dersem belki uykunuz açılır! Hadi uyanın; çoktan sabah oldu: Siz sütünü hazırlarken kızınız Barbie’siyle Ken’i öpüştürmekte ve anlamayacağını sandığınız ekran görüntülerini zihnine kaydetmekte…
Yavrunuzu bıraktığınız anaokulu duvarlarına baktığınız mı hiç? Kimlerin posterleri var? Saçlarını urgan gibi kuleden salan Rapunzel sevgilisini yanına çekince… Abazan orman cüceleri arasında uyuyan güzel Snow White’ı herifin biri dudağından öpünce çocuğunla birlikte alkışladığın benzeri filmler ve hikâyeler benzeri yüzlerce materyallerin şuur altlarına yüklediği sayısız imajdan sonra; o minik adımlarla tıpış tıpış yürünmeye başlanmış yol, acaba nereye varır?..



"Saldım çayıra, Mevla’m kayıra" denirdi eskiden. Peki güvenilir kaç çayır kaldı?.. Çocuklarınıza birer buzağı olarak baksaydınız; etlerinin, sütlerinin lezzetini, gezinip beslendikleri çayırlardaki otlardan almış olduğunu fark etseniz şaşırır mıydınız? Ama gerçek de budur!

Bizleri, elimiz altındakilerin "çobanlarına" benzeten zât, kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimizdir. Yani bizler, kuzularımızın otlayacağı çayırları öğrenmek, seçmek zorundayız, değil mi?
Dün, bir kardeşim: "Biz gizlice sigara içmeye çalışırdık, şimdiki çocuklar ise keşke sigara içse" dedi!.. Eyvah, dedim. Uyuşturucunun girdiği kapının dışında hangi kötülük kalır?


Bunları neden böyle ısrarla yazıyorum?.. Çünkü "birikmiş paralarımla ne yapmalıyım" diyen (veya diyemeyen) zenginlerimiz artık uyansın istiyorum! İnanın bana;
çocuklarımız için yatırım yapmak; kalp krizi kadar bile korkutucu değildir!.. Kriz sizi öldürür, çocuklara yatırım yapmak ise yaşatır!..

Yarın bana: "Çocuklar bir sel suyu gibi ayakları dibinden akarken, nesiller hızla geçip giderken üç beş kılını kıpırdatan zengin kimdi?" Diye sorarlarsa: "İşte buydu, işte şuydu" diyerek, sizi göstermeyi öyle çok istiyorum ki.

Öyleyse bulun beni!

Stop
Muammer Erkul 
muammer.erkul@tg.com.tr
29 Mart 2013 Cuma

 

 

 

3 yorum

  1. Çocuklarında bu sahnelere şahit olmayan kaldı mı bilmiyorum (kalmışsa da, şüphe etmesinler onların görmediği yerde oluyordur) ama bu sahneleri görmeyen, bilmeyen çocuk kalmadı… Bu sahnelerin olmadığı yayın da kalmadı. Bu sahneler olmasa bile neredeyse bütün yayınlarda yayın sahipleri izleyiciye kendi menfaati için birşeyler enjekte etmenin peşinde. “O cenah”ın para sahipleri bu uğurda paralarını döküyor ve istedikleri yayınları yaptırıyorlar. Ya “bu cenah”?.. Paralarının sıcağına yumulmuşlar, iki kuruş eksilirse soğuktan donarım sanıyorlar! Ya da ağzı düğümlü keseciklerinden pırtıp çıkan üç kuruşlarıyla “üç kuruşluk” yayınlar yaptırıyorlar ki; iyi biliyorlar ki kendileri de izlemiyor onları, ben de! Bu böyle…
    Hicran Seçkin

  2. Çocuklarında bu sahnelere şahit olmayan kaldı mı bilmiyorum (kalmışsa da, şüphe etmesinler onların görmediği yerde oluyordur) ama bu sahneleri görmeyen, bilmeyen çocuk kalmadı… Bu sahnelerin olmadığı yayın da kalmadı. Bu sahneler olmasa bile neredeyse bütün yayınlarda yayın sahipleri izleyiciye kendi menfaati için birşeyler enjekte etmenin peşinde. “O cenah”ın para sahipleri bu uğurda paralarını döküyor ve istedikleri yayınları yaptırıyorlar. Ya “bu cenah”?.. Paralarının sıcağına yumulmuşlar, iki kuruş eksilirse soğuktan donarım sanıyorlar! Ya da ağzı düğümlü keseciklerinden pırtıp çıkan üç kuruşlarıyla “üç kuruşluk” yayınlar yaptırıyorlar ki; iyi biliyorlar ki kendileri de izlemiyor onları, ben de! Bu böyle…
    Hicran Seçkin

  3. Bir de bu “zenginler” kimler abiciğim? Yani illa Koç ya da Sabancı soyadlı birileri mi bekleniyor? Yüz kişi biner lira verse yüz bin eder, on biner verseler milyonlar olur… Böyle bir çorbaya “tuz” olacak kadar da olsa niye/nasıl esirgeniyor Allahu tealanın emanet verdiği mallar?
    Geçenlerde Rahim Er’in yazısında nakledilen bir cümle vardı: “Cimri bir Müslümanın imânsız ölme ihtimali, cömert bir kâfirin imânla ölme ihtimalinden yüksektir!”
    Hicran Seçkin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir